Son günlerde bazı "ÖTEKİLER" zaten hiç içlerine sindiremedikleri,TSK''nın Avrupa Birliği konusundaki ifadelerini, bıyıklarının altından "bu işe ordu da ne karışırmış" diye mırıldanırken, nalıncı keseri gibi kendilerine göre yanlış, yorumluyorlar. Mesela son günlerde bu konularda konuşan iki komutanın, Orgeneral Yaşar Büyükanıt''ın ve Akademiler Komutanı Orgeneral Nahit Şenoğul''un biribirlerine zıt düşünceler ifade ettiklerini ima ediyorlar ve akılları sıra komutanları biribirlerine düşürmek istiyorlar. TSK'' yı ve Komutanları biraz tanıyanlar, iki generalimizin, Genelkurmay''ın felsefesine ve düşüncelerine aykırı, kişisel konuşmalar yapmayacaklarını ve bütün komutanların, yetiştiriliş tarzları gereği, aynı düşündüklerini bilirler. Aslında da, General Büyükanıt da, General Şenoğul da, değişik üsluplarla ve değişik kelimelerle aynı şeyleri ifade etmişlerdir. TSK, Atatürk''ün esprisinde, onun direktifleri gereği AB''ye girilmesine tabii taraftardır ama, "üniter ve seküler yani laik yapısının bozulmaması" başşartı ile!.. Konuşmadaki anahtar kelimeler bunlardır. AB''nin bugünkü bütün esprisi ve sık sık hatırlatılan "kriterleri" bu, olmazsa olmaz şartın antitezidir ve Avrupa bizi irticaya meydan vermek ve bölünme tehlikesi ile karşı karşıya bırakırsa, hiç şüphesiz Türkiye, TSK Avrupa''yı tercih edemez, AB''ye giremez.
Eveleme geveleme Bazı yazarlar, aslında eveliyor ve geveliyorlar da, TSK hususunda, akıl ve gönüllerinde olanları açıktan söyleyemiyorlar. Ama Mehmet Ali Kışlalı''nın dediği gibi, TSK''nın "Batı''da görülmeyen tarzda" güncel güvenlik konularıyla ilgili fikir üretip tavır koymasını "Böyle demokrasi olmaz!" diye yardırgayanlar "askerlerin hem tehdidi algıladığı hem karar verdiği hem de gereğini icra ettiği, sisteme demokrasi, rejime de cumhuriyet denilemeyeceğini" açıkça söyleyenler var. Hem sağda hem de solda!"
Tabii yabancılar ve özellikle AB ileri gelenleri de aynı fikirdeler. TSK''nın bugünkü etkin ve belirgin konumunun Kopenhag Kriterlerine uymadığını ve açıkça Ordunun kışlasına dönmesi gerektiğini söylüyorlar. Aslında, AB''ye kabul edilmemizin değil, bunu kabul edebilmemizin önündeki engel budur!..
Türk ordusundan düşman ordusundan korktuklarından fazla korkan liboş enteller ve Avrupalılar, bilmiyorlar ki, şimdiye kadar siyasetçilerin ve iktidarların irade ve icra boşluğunu hep Ordu yerindeki müdahaleleri ile doldurmuştur. TSK bugünkü konumunda ve etkisinde olmasaydı, ya İngiliz ordusu gibi kışlasına çekilseydi, acaba ne olurdu?
Neden! TSK''nın başka ülkelerde mevcut olmayan etkisinin gücünün sebebi Anayasadaki maddelerden, tarihi olarak ülkemize özgü ordu-millet oluşumuzdan öte, Ordunun müstesna bünyesinden ve bu bünyenin güvenilirliğinden kaynaklanıyor. Etrafındaki hemen hemen her kuruluş yozlaştığı halde Türk Ordusu yozlaşmamıştır. Ve son yıllarda bütün tehdit ve tehlikeler karşı siyasi yapıdan ve sivil idareden daha etkili olmuştur. Politikacıların yapmadıklarını ve yapamadıklarını yapmıştır. Hemen hemen bütün kuruluşlar yozlaşırken, TSK''nın bozulmamış olmasının da sebebı, bütün baskılara rağmen kendi kurallarına ve disiplinine dışardan yapılacak, sivil yargı dahil, hiçbir müdahaleyi kabul etmemiş olmasıdır.. Fakat, bence, daha temel faktör, askerî okulların, eğitim ve öğretim kuruluşlarının, sivil okul ve ünivesitelerle yarışacak düzeyde olmaları. Bilgili, üstelik başta Atatürk ilkeleri, milli değerleri özümsemiş subaylar yetiştirmeleri. Geçenlerde bir okuyucudan elektronik posta ile bir mektup aldım. Okuyucum "başka hangi ülkede ordu böyle önde ve gündemdedir. Hangi ülkede halk Genelkurmay Başkanının ve Komutanların adlarını bilir?" diye serzenişte bulunuyordu. Ben de dostum Kışlalı gibi sorayım: "Başka hangi ülkede ordunun ve komutanların itibarları bu kadar yüksektir? Hangi ülkede Komutanlar siyasilerin ayıbını bu derece kapatıyor ve ülkenin selameti için onların yapmadıklarını yapamadıklarını yapıyorlar" Beni, demokrasi fantezileri değil ülkemin bütünlüğü rejimin bekası ilgilendiriyor ve Allah, rejımin ve milli birliğin son ve en kuvvetli garantisi olan Ordumuzu muhafaza etsin diyorum. Endişem dışardaki yozlaşmanın, maazallah, Ordumuzun içine bulaşması, bulaştırılmasıdır.. Genelkurmay bu hususta uyanık ve tedbirli olmakta da haklıdır...
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Disiplin ve İnanç bir ordunun temeli, zaferin anahtarıdır... Milletin Ordusu, milletin aynasıdır."
Mareşal Joffre 1916

