Kaydet
a- | +A

Hükümete, Devlete karşı oldukları tespit edilen devlet memurlarını görevden almak yetkisini, bazı koşullarla imkan verecek Kanun Hükmündeki Kararnamenin, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından, ikinci defa imzalanmayıp Hükumete iade edilmesiyle sadece "dananın kuyruğu" veya "küçük kıyamet " kopmadı, ilerde kopacak daha büyük "kıyametlerin" işareti de verildi. Bugünkü MGK toplantısı -eğer toplanırsa- ilginç olacağa benzer, bu basit ve sathi bir olay degildir. Başbakan Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanının son kararını açıklarken söylediği gibi "devlet yönetiminde esef ve kaygı verici bir durum ortaya çıkmış Cumhurbaşkanlığı ile Hükümet arasındaki ipleri son derecede ve güç giderilebilecek şekilde germiştir". Sezer''in KHK''yı geri çevirmesi hiç kuşkusuz sağda ve solda belirli çevreleri çok memnun edecek ve Cumhurbaşkanının onlar nezdindeki "kahramanlığı" tescil edilecektır. Nitekim, Fazilet Partisi lideri Recai Kutan bunun ilk işaretini vermiştir.

Sezer''i daha iyi tanıyoruz Bence bu noktada, asıl önemli olan, yeni Cumhurbaşkanımızın ideolojık görüşleri ve zihniyeti. Bunların ne olduğunu önceki konuşmalarından biraz hissediyorsak da, tam olarak bilmiyorduk. Kendisini tayin eden Koalisyon liderleri de, herhalde, açık-seçik bilmiyorlardı. Şimdi hep birlikte öğrenmekteyiz. Şu sırada, solcuların, liboşların özellikle KHK dolayısıyla, gittikçe artan dozlarda vermekte oldukları destek, pek fali hayır olmayan önemli işaretler.

Frenkler "Bana dostlarının ve yandaşlarının kimler olduğunu söyle nasıl bir kişi olduğunu söyleyeyim" derler. Emin Çölaşan, HÜRRİYET gazetesinde PKK organlarının ve bunlardan ÖZGÜR POLİTİKA gazetesinin ve bu gazetede Öcalan''ın, İmralı''daki güya "tecrit hücresinden" Sezer''e yağdırdıkları övgülerin, anlamlı olduğunu yazıyor.

Gerçi, bunlardan Sezer''in, bölücülerden yana olduğu, manası çıkarılmamalı.. Ama gene de, çeşitli uçlardan, Sezer''den beklenenlerin ve umut edilenlerin neler olduğunu göstermek bakımından, ilginç işaretler...

Radikal beklentiler RADİKAL gazetesi İKİ adlı, radikal ekinin dört sayfasını "Sol ve Cumhurbaşkanı" konusundaki yazılara hasretmiş. Ne olduğu, ne tarafta olduğu geçenlerde büyük Türk yazarı Ömer Seyfettin''e sıradan bir yazar demesinden sonra "PKK araştırmalarında biraz fazla ileri giden" Mısırçarşısı bombacısı Pınar Selek''e arka çıkmasından belli, adının tam tersi Yıldırım Türker, gene doğrultusu malum Ahmet İnsel ve de Kızıldere Kahramanı Ertuğrul Kürkçü (eskı Ülkücüler hiç unutturulmazken bu eski teröristin kim olduğunun unutulması ve unutturulması da başka bir garabet ya!) Solcuların şu bağlamda, Sezer''e karşı duydukları "ihtiyatlı fakat sıcak" yakınlığı dile getırmişler.

Yıldırım Türker, bilvesile Devlet Bakanı ve Sezer''e hükümetin cevabını yazanlardan Faruk Bal''a kinini kustuktan sonra, "Karasurat" dediği Ecevit''in ve "diğer faşistlerin el sürçmesı sonucu (Cumhurbaşkanlığı konumuna oturttuğu Sezer''in, faşist otoriter dilde bir kopuşa değilse de bir çatlağa neden olabileceğini" yazıyor ve yazısını şöyle bitiriyor: "O kanlı arenada hepimizin gözleri önünde, vahşi yaratıkların önüne atılan Cumhurbaşkanı şimdi gözlerimizin içine bakıyor." "Kızıldere Kahramanı" Ertuğrul Kürkçü de şöyle yazıyor: "Solda bir ümit beliriyor gibi belki de Sezer bir değişimin başlangıcı olabilir. Belki de olamaz... Desteklemeli mi, desteklememeli mi? Yoksa ne yapmalı? "... Kürkçü, sonunda "Sezer Paradoksunu çözmeyi denemeye başlamak için 12 Eylül 1980''in 20. yıldönümü milat olamaz mı?" diye soruyor. Galiba "milat" daha önce Cumhurbaşkanının ikinci kez "reddi" ile oluştu bile. Biz de bu Sezer Paradoksunun çözülmesini merak ve endişe ile bekliyorduk. Şimdi benim sorum özetle şu: "TC''nin 10. Cumhurbaşkanı, bütün Türklerin Cumhurbaşkanı mı olacak yoksa solcuların ve diğerlerinin desteğini alarak sadece belli bir kesimin mi?"

Halkçı Başkan! Bu sorunun asıl politik kolaylık uğruna Sezer''i adaylığa "tayin" edenleri rahatsız etmesi gerek: KHK''lar gelir geçer ama 7 yıl boyunca asıl ceremeyi galiba bütün millet çekecek...

Beni Sezer konusunda asıl rahatsız eden başka ve önemli bır husus da,"Halkçı" bir Cumhurbaşkanı olmak veya öyle görünmek için aşırı "avam firibane" -halka hoşgörünmek- gayretleri. Bir gazete "Sezer trafikte durmamakla halkın arasına karışmakla", "Sezer gelenekleri oluşturuyor!" diye manşet atmış... Doğru Çankaya''nın ve Cumhurbaşkanlığının, Atatürk''ten beri teessüs etmiş geleneklerini frak giymemekle başlayarak, gittiği mekanlara Cumhurbaşkanlığı forsunu çektirmeyerek, yaverlik müessesini değiştirerek, askeri merasimleri küçülterek bozuyor ve yerlerine kendi geleneklerini koyuyor ve böylelikle kendisinden evvelki bütün Cumhurbaşkanlarının, protokol, harcamalar ve personel sayısı dahil, her konuda yanlış yaptıklarını ima etmiş oluyor. Şimdi de, Eylül''de Amerika''ya da tarifeli uçakla gitmek niyetinde veya kararında imiş. Bu jesti Amerikalıların pek anlayacaklarını ve takdir edeceklerini sanmıyorum. Ahmet Sezer, tab''an mütevazı bir kişi olabilir ama artık ne serbest bir vatandaş ne de Anayasa Mahkemesi başkanıdır: TC Devletinin başkanıdır ve fazla mütevazı olmak için sebebleri olsa da, mütevazı olmaya ve davranmaya hakkı yoktur..

Bakın Emeklı Büyükelçi Oğuz Gökmen, bu hassas konuda malum ve müsellem deneyimi ve diplomatik nezaketi ile şöyle yazıyor: "Bir de şimdi olduğu gibi, hiç aklına getirmediği bir zaman ve ortamda kendisini başkanlık koltuğunda bulan devlet adamları vardır.. Bunların işleri daha zordur.. böyle bir mevki ve makama nişan almadıkları için, hazırlıklı da değillerdir... (Ancak) bu görevlerin kendisine has kökleşmiş kuralları vardır... Bu kurallara uymak, görevin gereklerini yerine getirmek için mutlaka şarttır... Bu eski alışkanlıklardan ve kolaylıklardan feragati de beraberinde getirir!"

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Politikayı beceremeyenleri, neticede politika haklar." Fransız özdeyişi