Kaydet
a- | +A

Bu köşenin okurları, benim Cumhurbaşkanlığı makamına olan büyük saygıma rağmen, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer''e, seçilmesinden, daha doğrusu politik kolaycılık uğruna, alelacele, kamuoyu tarafından hatta atayanlar tarafından bile iyice soruşturulmadan ve tanınmadan, "atanmasından" başlayarak, pek hararetle taraftar olmadığımı bilirler. Ama Sayın Sezer, Ankara''daki resepsiyonunda, çok doğru sözler söylemiş. "Milletvekillerini gerçekte liderler seçiyor" demiş ve partilerin kendi içlerinde demokrasi olmadığını belirtmiş.

Yozlaşma faktörü Birkaç gün önce, bir yazımda "Neden böyle olduk?" diye sorarken bu faktörü de belitmiştim...

Ahmet Necdet Sezer bu konuda çok haklı: Gerçekte, sadece milletvekillerini değil, partilerde tüm adayları, seçilmişleri aslında liderler seçiyor ve dolayısı ile bunların politik gelecekleri liderlerin iki dudaklarının arasında; gerçek inançları doğrultusunda hiç liderlerine ters düşebilirler mi? Eskiden buna "parti disiplini gereği" denirdi ama aslında "liderler sultasıdır". Bu durum da, bugünkü partiler ve seçim kanunlarının icapları... Herkes bunun farkında ama her nedense, başta liderler, bu kanunlarda gerçek parti içi demokrasiyi getirecek milletvekillerinin, mesela dar bölge usulü ile seçilip, evvela seçmenlere karşı sorumlu olacakları bir sistemi getirmeyi düşünmüyorlar. Hatta ön seçim yapılmasına bile yanaşmıyorlar.

Para faktörü Daha da acı olan gerçek şu ki, daha fazla parayı bastıran listelerde en başa konuluyor. Kimse de bazı aday adaylarının ne için bu kadar para yatırdıklarını sormuyor. Sormaya da gerek yok, çünkü sebebi pekala biliniyor. Bazı milletvekilleri seçim yatırımlarını milletvekili maaşlarından değil başka hizmetler vererek çıkaracaklardır. Gene geçenlerde yazdığım gibi, ülkemizdeki zincirleme yozlaşmanın önemli bir halkası da budur.

Yanlış adres Söz Mesut Yılmaz''dan açılmışken kırdığı ve tamir edilmesı güç yeni bir "pot"tan da söz etmeliyim. Sayın ANAP lideri bazı, gerçekten saygın meslektaşlarımız için -Sedat Ergin, Mustafa Balbay, Emin Çölaşan, Yavuz Donat ve Emin Çölaşan- herhalde kendisini haklı olarak eleştirdikleri için, "hastalıkla maluller" demiş... Yılmaz bu yazarlara içerleyebilir ama bence evvela adresler yanlış. Bu arkadaşların hepsi, düşüncelerine katılsak da, katılmasak da saygın ve dürüst gazeteciler. Sonra Yılmaz''ın kullandığı tabir, bu arkadaşların, hiç de "hastalıkla malul" olmadıkları gerçeği bir yana, çok ağır bir tabir. Bu sözler işi hep medya ile olacak, medyanın desteğine hep muhtaç bir parti liderinin maksadını aşmıyor mu?

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI * "Para, politikanın gübresidir "

BARBARA MICHAELS

* "Siyasi hayatın en önemli kuralı, basın karşısında öfkeye hakim olmaktır"

CHRISTABEL PAKHURST