Sporcularımızın 2000 Sydney Olimpiyatlarından, sadece 4 madalya ile dönmeleri, hele, eskiden hep yüzümüzü ağartan serbest güreşçilerin bir tek bronz madalya bile alamamaları doğrusu çok ağırıma gitti. Harun Doğan''ın Rus güreşçi ile güreşmekten ve minderden kaçması -hele, eğer doğru ise- ayyıldızlı formayı giymeyi reddetmesi, bunların üstüne tüy dikti. Doğan''ın bu tavırları, -hangi bunalımdan ve ruh haletinden kaynaklanmış olursa olsun- Türklüğe ve sportmenliğe yakışmaz, mazeret ve tevil götürmez, anlayışla karşılanamaz. Kardeşinin ve eski antrenörünün savunmalarını hiç inandırıcı bulmadım. Eğer bunlar gerçekse, hiçbir kimsenin, kişisel bunalımı yüzünden, ülkemizin şerefini rencide etmeye hakkı olamaz. Zaten Harun''un, daha önce de, mayosuna ayyıldız takmayı reddettiği ve Anıtkabir''e çıkmadığı doğru ise o zaman cezalandırılmalı ve Sydney''e hiç götürülmemeli idi! Hâlâ makul, inandırıcı bir izahat bekliyorum!.. Sayın Bakan Fikret Ünlü, haklı olarak çok kızmış, kahrolmuş. Ama gene de "yüzkızartıcı bir olaya karışmadan Türkiye''ye dönüyoruz!" demiş. Bundan daha yüzkızartıcı olay ne olabilirdi ki?
Asıl sebep Bu durumun asıl sebebi ne? Sorumlusu kim? Özellikle, Güreş Federasyonunun idaresizliği mi? Antrenörün kabahati mi? Bana kalırsa sadece güreş dalında değil, diğer "amatör" spor dallarında da, Sydney''de en geride kalışımızın asıl sebebini, Gençlik ve Spor Genel Müdürü Sayın Kemal Mutlu gayet doğru olarak özetlemiş. "Sporculara milli ruh, milli heyecan vermemişiz!" Bu, aslında ne Bakanın, ne Genel Müdürün kabahati! Ülkenin şu ortamında, "milliliğin, milliyetçiliğin" milli devletten başlayarak evrenselleşme, globalleşme ve Avrupalılaşma uğruna, gıdım gıdım erozyona uğratıldığı, medyada, TV''lerde pespaye programlardan, pespaye filmlerden baş alınıp, milli heyecan telkin edebilecek hiçbir konuya yer verilmediği, aksine durmadan "köşe dönmenin" telkin edildiği, "rant"ın, transfer ücretlerinin dürtüleri ile amatör ruha karşı profesyonelliğin ön plana çıktığı, liboşların spor karşılaşmalarında İstiklal Marşının söylenmesini bile yadırgadıkları bir ortamda , "milli ruh" kalır mı? Sözde amatör ve "milli" güreşçiler, "önce parayı görelim sonra mindere çıkarız!" diyorlarmış.
"Millilik" Zaten sporun tümünde "millilik" kaldı mı ki? Medyamızın da teşviki ile bütün branşlar, profesyonelliğin, hatta yabancı sporcuların dümen suyunda gidiyor. Profesyonel futbol ve basketbol takımlarının başarıları ile amatörlerin acı başarısızlıkları arasındaki bu tezatın bir mesajlar vermesi gerek! "Milli" ve tarihi Galatasaray Kulübümüz de yakında Amerikan AİG şirketinin malı olacak. Herhalde Fenerbahçe, Beşiktaş vb. de aynı şekilde pazarlanabilecek. GS Başkanı Faruk Süren''e bakılırsa bu milyonlarca dolar rant getirecekmiş! Acaba milli sporumuzdan, Milli sporculuğumuzdan neler götürecek? Başka bir deyişle "milli ruh" mu? Yoksa "para ruhu" mu?
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "WATERLOO SAVAŞI Eton Okulunun oyun alanlarında kazanılmıştır."
Waterloo Savaşı''nda Napoleon karşısında İngiliz Ordularına komuta eden Wellington Dükü''nün bu sözlerini Winston Churchill de İkinci Dünya Harbi''nde, İngiltere semalarındaki uçak savaşlarının genç pilotları hakkında tekrar etmişti! Aynı sözleri, Çanakkale''de şehit düşen Hasnun Galip gibi Galatasaraylılara izafeten, şu şekilde de okuyabiliriz: "Çanakkale Savaşı Galatasaray''ın oyun sahalarında kazanılmıştır"

