Türkiye''nin son yıllarda, Washington''daki yüksek düzey temaslarını yazmaya devam ediyorum.12 Mart 1971 Müdahalesinden sonra, hükümeti kuran Nihat Erim, ABD Cumhurbaşkanı Nixon''ın daveti üzerine 19 Mart 1972''de, Washington''a gitti. Ben de, gene Basın Yayın Genel Müdürü olarak, yanında idim. Üç gün, şimdi Ecevit''in ikametine tahsis edilen Blair House Konukevinde kaldık. Başbakan büyük bir merasimle karşılandı. Beyaz Saray''da şerefine, Amerika''nın önemli resmi ve özel sektör mensuplarının katıldığı büyük bir ziyafet verildi. Nixon''ın başlıca maksadı ve bu özenin sebebi Türkiye''de haşhaş ekimini yasak ettirmekti. O zaman, uyuşturucu iptilası yüzünden Türkiye''de haşhaş ekim, konusu Amerika için önemli bir sorun haline gelmiş, hatta bazı aklıevveller Türkiye''deki haşhaş alanlarını bombalamaya kalkmışlardı. Neticede Erim Hükümeti bu yasağı koydu ve karşılığında da Amerika''dan bazı kredi kolaylıkları temin edildi. Ne var ki, Erim Amerika''dan döner dönmez istifa etti.
ECEVİT''E SUİKAST 1975 yılında Demirel Hükümeti zamanında New York''a Orta Elçi olarak Daimi Temsilci Yardımcısı tayin edilmemden hemen sonra, 1976 Temmuz''unun sonunda, muhalefet lideri, sınıf arkadaşım Ecevit''ten bir mektup aldım. Amerika''ya yapacağı özel ziyaret hususunda kendisine yardımcı olmamı istiyordu. Bu Amerika''ya ilk gelişi olmayacaktı. Galiba 1957 yılında ben Washington''da Basın Ataşesi iken de verilen bir bursla Kuzey Carolina''da ünlü Winston Salem Journal Gazetesi''nde bir yıl kadar çalışmış ve o sırada Washington''da buluşmuştuk. CHP''den aday olması için İnönü''den ilk teklifi de orada iken almış ve biraz şaşırmıştı! Ecevit''i hemen aradım, bu ikinci ziyareti konusunda elimden geleni yapacağımı söyledim. O zamanki Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil''in bu konuda hiçbir itirazı olmayacağını biliyordum. Nitekim Çağlayangil de derhal, "Sayın Ecevit''e Başbakanmış gibi hizmet ve yardım etmem" talimatını verdi.. Bunu da memnuniyetle ve zevkle yaptım; Ecevit''in New York''ta kalacağı oteli ayırdım, televizyon ve basın temaslarını ayarladım. Bu arada Waldorf Astoria Oteli''nde, Türk topluluğuna 26 Temmuz''da yapacağı konuşma da vardı. Kıbrıs Barış Harekatının yıldönümüne iki gün farkla tesadüf eden gün, otelin önüne prosetsocu Rumlar yığılmış, toplantı salonuna ve dışındaki lobiye de Türkler dolmuştu. Bizde hep karıştırırlar; Amerika''da yabancı devlet adamlarına, büyükelçiliklere koruma görevi yapan örgüt CIA veya FBI değildir. State Department''e bağlı ayrı bir örgüttür. Bu servisin ajanları gayet iyi yetişmiş ve görev esnasında her gün korudukları kişinin o günkü programını tetkik edip kendi hareket planlarını, kendi bulunacakları noktaları, kortejde arabaların yerlerini kara tahtada hazırlar ve uygularlar. O gün de bu ajanlar büyük bir dikkatle, hazırlıklarını yapmışlar, salonda ve lobide stratejik yerlerini almışlardı. Benim vasıtamla, Ecevit''e önemli bir uyarıda bulundular: "Sakın bizim onayımız olmadan lobiye çıkmayın!" diye. Ama Ecevit dışardan gelen yoğun talepler karşısında bu uyarıyı dinlemedi. Rahşan Hanım da onu teşvik etti.. Lobiye çıkınca Türkler arasına karışmış olan fanatik Kıbrıslı Rum Stavros Psihopedrides silahını Ecevit''e doğrulttu, fakat esmer renkli ajan Bernard Johnson ta uzaktan fırladı ve adamın elindeki tabancayı aldı, takma kolu ile birlikte... O sırada, Büyükelçi İlter Türkmen ben ve eşim de Ecevit''in ve eşinin yanında idik.. Amerikalı ajanlar bu sefer Ecevitler''i ve bizleri kollarımızdan sürükleyerek, apar topar, otelin mutfaklarından geçirerek otomobillere bindirdiler ve üzerlerimize yatarak Ecevitler''in kaldıkları otele yıldırm hızıyla götürdüler. Ecevit soğukkanlılığını ve nezaketini hiç kaybetmedi. Hatırlarım, otele, dairelerine vardığımızda, buzdolabından bir paket çukolata çıkardı ve bizlere ikram etti. O sırada telefon çaldı, ben açtım; karşı tarafta Kissinger vardı. Rahşan Hanım her nedense "Konuşma Bülent" dedi. Kimbilir, o heyecan içinde, bu teşebbüsü Amerika''nın bir komplosu veya büyük ihmali olarak yorumlamıştı belki! Ama Ecevit telefonu aldı ve Kissinger''in geçmiş olsun temennisine ve sonra da Beyaz Saray''dan Nixon''dan gelen mesaja bizzat cevap verdi ve teşekkür etti!
BAŞBAKAN OLARAK Bundan iki yıl sonra 1978''de Ecevit gene Amerika''ya bu sefer Başbakan olarak geldi. Ben gene orada görevliydim. Bu sefer resmen ilgilendim. O sırada Türk-Amerikan ilişkileri daha doğrusu, o zamanki Ecevit''in, Amerika ile ilişkileri gergin olmasa bile limonidir. Amerikan Nixon hükümeti, ona daha önce Bayar''a, Erim''e gösterilen ilgiyi ve yakınlığı göstermez. Bunda, Ecevit''in haşhaş ekimi yasağını kaldırmış olmasının ve Ecevit''in bir zamanlarki Amerika''ya karşı olan hissedilir alerjinin etkisi vardır. Rahşan Hanım, Amerikan koleji mezunu olduğu halde, resmi yemeklerde yanındaki Amerikalılarla İngilizce sohbet etmekten, özenle kaçınır. Ancak Ecevit Washington''da Basın Kulübünde yaptığı nefis bir konuşma ve NBC televizyonunda Barbara Walters''le yaptığı sohbette, Türkiye''nin sorun ve davalarını Amerikan kamuoyuna başarı ile, mükemmel İngilizcesi ile anlatmış ve büyük sükse yapmıştır..
BUGÜN Bugün 21 yıl sonra Ecevit değişmiştir. ABD''ye karşı tavrı değişmiştir.. Dünya ve Amerika''nın kendisi de değişmiştir. Amerikan-Türk ilişkilerinde, belki Kore döneminden sonra en iyi dönem yaşanmaktadır.
Süper güçlerle aynı yatağa girmek hiç kuşkusuz güç ve risklidir. General De Gaulle''ün, "Fransa''nın dostları yoktur, çıkarları vardır" sözlerini çevirip "Amerika''nın da dostları yok, çıkarları vardır" diyebiliriz.. Bunun simetrik karşılığı olarak da, reel politika gereği, "Türkiye''nin de dostları yoktur, çıkarları vardır" da demeliyiz.. Ne var ki, bugünkü konjonktürde, Amerika''nın gene de en iyi dostumuz ve desteğimiz olduğunu da kabul etmemiz lazım... Bir dahaki çamaşırlara kadar!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Amerika, bütün dünyanın ana bir, baba ayrı kardeşidir... Her ülkeden bazı iyi ve bazı kötü şeyler tevarüs etmiştir. Philip James Bailey
Kılıç dünyanın eksenidir... Bir ülkenin azameti tecezzi (bölünme) kabul etmez. General Charles De Gaulle

