Kaydet
a- | +A

Vatan ve millet sevgisinin yerine, Komünizm''e, Stalin''e ve Lenin''e bağlanmış, askerlik eğitimini Türk ordusunda değil, Filistin Kurtuluş Örgütü kamplarında görmüş ve halen de sıkı bir Amerikancı olarak, bazı kuruluşlar tarafından Amerika''da misafir edilen bir köşe yazarı, ABD''nin 4 Temmuz Bağımsızlık Bayramını vesile ederek, yurtseverlik dersleri vermeye kalkışıyor. Aklı sıra, bizim hamasî yurtseverlik ifadelerimizle istihza ederek, Amerika''daki yurtseverliği bize örnek olarak göstermeye çalışıyor. Amerika''da, 4 Temmuzlar''da, bizim 29 Ekim gibi bayramlarımızın aksine, şu yapılmaz, bu yapılmaz, şunlar söylenmezmiş.. Herhalde Orgeneral Atilla Ateş''in son sözlerini ima ederek "Amerika''nın iç ve dış düşmanlarına kahredici yumruğun ineceğinden" falan da söz edilmezmiş! Her millet, milli günlerinde, kendi tarih ve değerlerinden süzülmüş ifadelere yer verir. Belirli bir stereotip olamaz; Fransa''nın 14 Temmuz bayramında söylenen hamasi nutuklar, tabii ki Amerika''dakilerin aynı olamaz. Birkaç gün önce "Amerika, Amerika" başlıklı yazımda belirtmiştim: Topu topu üçyüzyıllık tarihi olan Amerika''nın, bazı efsanevi kahramanları, menkıbeleri vurgulayarak oluşturduğu vatan sevgisi aslında örnek, ibret verici bir olaydır. Ama dedim ya, Amerika Amerika, Fransa, Fransa ve yüzyıllarcalık tarihi ile Türkiye Türkiye''dir! Bizim vatanseverlik ve milliyetçilik konusunda, ne Amerika''dan, ne başkasından, hele ne de geçmişleri şaibeli insanlardan öğrenecek bir şeyimiz yok.

Amerika''daki tartışma Mahut yazarın "Yurtseverlik Bulmacası" başlıklı yazısında sözünü ettiği, New York Times gazetesinde yayınlanan "Yurtseverlik" üzerindeki tartışmaya ben de temas edecektim. Adam, konuyu ters tarafından ve tartışmaya katılanlardan muhafazakâr Norman Podahertz''in açısından değil de, entel-liberal Victor Navasky açısından ele alıp yorumlayarak, tabir caizse şirazesinden çıkarmış. Ama, ben müsaade ederseniz, daha objektif bir açıdan yorumlamaya çalışacağım. Çünkü iki tartışmacı arasındaki, vatanseverlik hususundaki görüş farkları, bir yerde, ülkemizde de vatanseverliğin yorumlanmasına ışık tutabilir. Vatanseverlik ve milliyetçilik karşıtları, İngiliz yazarı, vatansever ve muhafazakâr Samuel Johnson''un "Vatanseverlik, ahlaksızların son ilticagâhıdır" sözlerini ısıtıp ısıtıp ortaya koyarlar. İngiliz yazarının sözleri aslında mantık derslerinde yanlış istidlale örnek olarak gösterilebilecek muğlak bir ifade. Bir başka yazar bu sözü "vatanseverlik ahlaksızların ''ilk'' ilticagahıdır" şeklinde düzeltmiş. Doğru; hangi tarafından bakarsanız bakın, bazı ahlaksızlar, namussuzlar, vatanseverliği suiistimal etmişlerdir ve ederler, her güzel ve doğru şeyin suiistimal edilebileceği ve kötüye kullanılabileceği gibi! Ama Johnson, aslında bu sözleri ile vatanseverliği kötülemek istememiş ve zaten sonra da bir yerde açıklamıştı: "Ahlaksızlar Kiliseye de iltica ederler... Bu, kilisenin kötü olduğu anlamına gelmez!" Podahertz, "seçmeli" vatanseverlik, iyi veya kötü vatanseverlik olamayacağını, insanların tarihte veya şimdi, ülkelerinin beğenmedikleri bir tarafına, bir uygulanmasına, mesela Vietnam harbine kızarak, vatanlarına, sembollerine küfretmeye, bayrağını yakmaya hakları olamayacağını savunuyor. Ona göre okullarda ve genellikle tarihteki yanlış hareketler gizlenmese bile, "resmî tarihi" yıkıyoruz diye külliyen inkarcılığa girişilmemesi gerekir. Aksine tarihin olumlu taraflarının vurgulanması lâzımdır. Amerikan tarihinin ünlü Amirallerinden Stephen Decatur''un bir sözü var: "Doğru veya yanlış önce bizim ülkemiz" Bu her ülke için geçerli olmalıdır ama başındaki cümle ile birlikte: "Her zaman doğru olması umudu ile!" Podahertz, neden sol-liberal cenahın bayrağa bağlılık, vs. gibi vatanseverlik gösterilerinden kopmuş olduğunu da Navasky''den soruyor ama cevabını alamıyor. Bizde de öyle değil mi? Bizim entellerimiz, bu gibi gösterileri demode, banal hatta tehlikeli saymıyorlar mı?..

Çokkültürlülük-pluralizm Navasky''nin, vatanperverliğe şart olarak, Amerika''daki muhtelif etnik grupların kendi kimliklerini ifade etmekte serbest olmaları gerektiğini söylemesine, Podahertz şiddetle itiraz ediyor. "Çokkültürlülük" başka "pluralizm" (çok seslilik) başka şeylerdir diyor. Bu konuda söyledikleri bizim bakımımızdan da ilginç. "Çokkültürlülük geleneksel Amerikan pluralizmini -çok sesliliği dejenere ediyor... İdeal olan, okullarda ve genellikle kamuda, etnik grupların asimile edilmeleri idi. Yani Amerika''ya gelenlerden İngilizce öğrenmeleri, ülkenin yerleşik geleneklerini özümsemeleri beklenirdi. Onlar da zaten bunu, yani, Amerikan olmayı, Amerikalılaşmayı kendileri isterlerdi. Bu, özel hayatlarında kökenlerini unutmalarını, inkar etmelerini gerektirmezdi. Ama, asimile olmayı ülkenin kültürüne entegre olmayı reddederlerse, kültürel kimlik iddiasında bulunurlarsa, tevkif edilmezler, cezalandırılmazlardı ama o halde, ülkede o kimlikle yükselerek iş bulmak ve siyasete karışmak hakları olamazdı... Çükkültürlülük ise, insanlara kendi kimliklerini ifade etmeleri imkanını verse bile onları haliyle, ülkenin diğer insanlarından ayırıyor.. bölücülük tohumlarını ekiyor. Bu sağlıklı bir vatanseverliğin temeli olamaz!" Sırası gelmişken, burada bir defa daha vurgulamalıyım: Amerikalılar, bu "çokkültürlülük" modası çıkana kadar ve hâlâ da, bizde tutturulmak istenen modaya göre "Türkiyeliyim" karşıtı olarak "Amerikalıyım" demiyorlar; hangi kökenden gelmiş olurlarsa olsunlar "Türküm" kelimesinin karşılığı şeklinde "Amerikanım" diyorlar ve böyle demekle kendilerini mutlu addediyorlar.

Ben nasıl vatanseverim? Aslında vatanseverliğin ne olduğu ne olmadığı münakaşası sona ermez. Körlere renk tarif edilemeyeceği gibi, vatan-millet sevgisinden mahrum olanlara bu duygular kolay anlatılamaz. Bizim yazar, yazısının sonunda soruyor: "Siz nasıl bir vatanseversiniz acaba?" diye. Ben ülkemin herşeyini seven, özleyen, yükselmesini her şeyden fazla isteyen ve evet, doğru veya yanlış "önce vatanım" diyen yabancı ülkede Türklük''ten bir ses, bir name duyunca, başka bir Türk''e rastlayınca ve hele bayrağımı görünce, gözleri heyecandan yaşaran, iflah olmaz bir vatanseverim. Genç bir Amerikan vatanseverinin Nathan Hale''in 1777''de İngilizler tarafından kurşuna dizilmeye götürülürken söylediklerini biraz değiştirerek söyleyeyim: "Bu vatan için bir defa daha yaşayamayacağım için çok üzülüyorum."

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Ülkem benim için ne yapmalıdır diye sorma, ben ülkem için ne yapabilirim diye sor!" *John F. Kennedy