Kaydet
a- | +A

12 Mart 1991''de Sovyetler Birliği çökmeden hemen önce, o zamanki Cumhurbaşkanı, rahmetli Turgut Özal, Moskova''yı ziyaretinde, Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov''la görüştükten sonra, Parlamento binasında, Yüksek Sovyet yani Parlamento Başkanı Boris Yeltsin''le de karşı karşıya gelmişti... Ben de gazeteci olarak oradaydım. Hatırımda kaldığına göre, ikisinin karşılaşması pek sıcak geçmemişti. Özal Yeltsin''i rahatsız eden bazı ilginç sorular sormuş, Yeltsin de somurtmuştu.. Toplantıdan sonra, Özal "Garip, soğuk ve sathi bir adam!" demişti..

TANKIN ÜZERİNDEN... Hemen sonra, galiba 1991 Mayıs''ında, bir darbe teşebbüsü karşısında Parlamento önünde, tankın üzerine çıkıp meydan okuması ile ün yapan ve Gorbaçov''u sollayan (veya "sağlayan") Yeltsin''in yıldızı yükseldi, ta ki geçen yılın sonunda istifa edene kadar. Yeltsin, gerçekten de sağı, solu belli olmayan garip, eksantrik bir adamdı ve gittikçe de daha garipleşti. Uçuk yönetim tarzı, Başbakanlarını kağıt mendil gibi kullanıp -veya kullanamayıp- değiştirmesi, votkanın etkisi altında garip hareketleri ve nihayet İstanbul''daki AGİT toplantısı esnasındaki çıkışları ile ün yaptı. Döneminde ekonomi, kötüden daha kötüye, bunalımlardan bunalımlara sürüklendi. Başka alternatif olmadığı için ABD ve Avrupa desteklememiş olsa idi. Rusya çoktan, tam manası ile çökmüştü. Ruslar''ın bu adama daha ne kadar tahammül edecekleri, bir süredir soruluyordu ki, Yeltsin, sureta, en doğru işi yaptı. Nihayet başarısızlığını kabul ederek ve halktan "rüyalarını gerçekleştiremediği" için özür dileyerek, yasal dönemi bitmeden önce çekildi, yerini eski KGB''ci Vladimir Putin''e bıraktı... "Sureta" diyorum; kendiliğinden mi istifa etti? Yoksa mecbur mu oldu? Ben, doğrusu bu ani çekilmenin altında sessiz bir saray darbesi seziyorum KGB kökenli Başbakan Vladimir Putin''in, KGB''yi ve Orduyu destek alarak Yeltsin''i vaktinden evvel çekilmeye "ikna etmiş" olması çok muhtemeldir. Zaten bu da yavaş yavaş belli oluyor. Putin, Yeltsin''e ve ailesine, döneminde yapılan birçok yolsuzluktan dolayı özel bir kanunla "dokunulmazlık" sağladı. Daha doğrusu, vaad etti. Yeltsin''in, ailesinin özellikle ve kızının yolsuzlukları, Avrupa''daki paraları ortaya çıktıkça bu vaad veya "kanun" ne kadar geçerli olacaktır?

EKONOMİK ÇÖKÜNTÜ Son Duma seçimlerinde kuvvetini gösteren, Çeçenistan''daki son saldırgan hareketlerin mimarı olarak sağdan ve soldan Ordudan, Komünistlerden destek alan, son Duma seçimlerinde gücünü konsolide eden Putin, şimdi üç ay sonra yapılacak Başkanlık seçimlerinden önce, gücünü büsbütün perçinlemiş görünüyor. Churchill, Rusya''nın "bir bilmeceye ve esrara bürünmüş bir muamma" olduğunu söylemişti. Putin de, hiç olmazsa şu sırada, bu muammalar içinde bir "muamma"! Amerikan gözlemcilere göre tehlikeli bir muamma!... Yeltsin döneminde, Rusya Amerika''nın ve Batı''nın yardımlarına rağmen, bir türlü belini doğrultamamış. Mafyanın gücünün ve yolsuzlukların artması bir taraftan, ekonomik koşulların gittikçe bozulması diğer yandan bocalayıp durmuştur. Amerika''nın desteği bundan sonra, Putin ve şürekasının şantajları ile devam eder mi? Rusya''nın bugünkü durumu 1930''ların başında Almanya''nın Weimar Cumhuriyeti dönemindeki durumuna çok benzer. Hitler ve Nasyonal Sosyalizm, Ordunun da desteği ile o ahlaksızlığın, kuralsızlığın alıp yürüdüğü anarşik dönemde, bütün bunlara tepki olarak çıkmıştı.. Emperyalist emeller, Almanya''ya eski haşmetini iade etmek vaatleri, halkın dikkatlerini iç problemlerden başka yönlere çekmiş, Hitler diktatörlüğünü bunların üzerine kurmuş, rakiplerini bertaraf etmiş ve hakimiyetini perçinlemişti. Ama nereye kadar gidebildi ki? Çeçenistan macerası da Putin''in bu şekildeki bir "diveriyonu" (gündem değiştirmek) ve milli desteği kazanmak operasyonudur. Rusya''nın, "yakın-dışarısı" denilen, eski arka bahçesinde, Kafkasya''dan başlayarak daha fazla güç göstermesi, Orta Asya''daki Türk Cumhuriyetleri''ne baskı yapması ve Avrupa Amerika, Avrupa ve dünya ilişkilerinde pasiflikten daha aktif bir konuma geçmek teşebbüsleri beklenebilir..

TEHLİKELİ BİR DÖNEMEÇ Herhalde Rusya''yı ve dünyayı ve özellikle komşularını tedirgin edebilecek bir döneme giriyoruz. Türkiye''nin Kuzey komşusu ile ilişkileri her zaman, Çarlık döneminde de Sovyetler döneminde de, en hafif deyimiyle "hassas" olmuştur. bu, bir yerde, coğrafyanın gereğidir. Boğazlara sahip olmamızın gereğidir. Şimdi de, petrol ve boru hatları faktörü iyi ve tehlikeli tarafları ile bu denklemde yer alıyor. Nihayet, ekonomik ve ticari ilişkilerin iki taraf için de artan önemi, denklemin olumlu hanesine yazılıyor... Ama bütün bunlara rağmen Moskova''da kim iktidarda olursa olsun (Putin, Primakov, General Lebed veya Moskova Belediye Başkanı Luzhkov) Rusya''nın Türkiye''nin hakiki ve devamlı bir dostu olması düşünülemez. Ama gene de beraber yaşamaya mecburuz; Rusya''da siyasi istikrar Türkiye''nin çıkarınadır. Aslında reel politika olarak, eğer vakit bulsak Kafkasya''daki ve Orta Asya''daki çıkarlarımızı daha cesur bir şekilde ifade edebilsek, Rusya ile aramızda çatışmalar, eninde sonunda, kaçınılmaz olacaktır. Ruslar''ın emperyalist emelleri değişmeyecektir.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Bana öyle geliyor ki Ruslar batının dostluğundan, düşmanlığımızdan korktuklarından fazla korkarlar... Ruslar''ı anlamak çok güçtür, sırlarını hem düşmanlarından hem de dostlarından sıkıca saklarlar." Winston Churchıll 1950