Açlığı, sefaleti ve hatta ölümü göze alarak insani şartlarda yaşam sürebileceklerini umdukları bir Avrupa ülkesine kapağı atmak için yollara düştü onlar… Suriyeli mülteciler… Evlerinden barklarından olan, canlarını kurtarmak için sahip oldukları her şeyi geride bırakıp canlarının birer parçası evlatlarıyla umut yolcusu oldular. Paraları yoktu ama umutları vardı. Bir gün yeniden güzel günler görmek için…
İnandı onlar; Avrupa’nın demokrasinin, insan haklarının beşiği olduğuna, bütün bu ızdıraplardan sonra orada huzuru bulacaklarına inandılar. Bu uğurda kar kış demeden yollarda sefil oldular, evlatlarını kaybettiler.
Kimileri yollarda öldü, kimileri hayal ettikleri Avrupa topraklarına ulaşabildi...
Peki sonra ne oldu?
Türkiye Gazetesi’nin haberi, Avrupa’nın insanlık ayıbını ve Suriyeli mültecilerin dramını gözler önüne serdi. Gerçek şu ki Nazi zulmü, Avrupa’da yeniden hortladı. Çeşitli Avrupa ülkelerinde tıpkı geçmişte Nazilerin Yahudilere yaptığı gibi sığınmacılara ayırt edici bileklik takıldı.
İngiltere, Suriyeli sığınmacıları “kırmızı kapılı” konutlara yerleştirdi. Bu evlerde yaşayan mülteciler, şehirde bulunmalarından rahatsız olan yerli halkın kolayca hedefi oluyorlar. Evlerine taş ve yumurta atılan mülteciler, yaşadıkları onca sıkıntının üzerine bir de can güvenliği endişesiyle karşı karşıyalar.
Mülteciler meselesi artık öyle bir hal aldı ki, ekonomik ve siyasal bir konu olmaktan çıkıp, ahlaki ve insani bir meseleye dönüştü.
Avrupa öylesine acımasız ki, bu insanların neden ve hangi koşullarda kapılarına geldiğini bile göremez oldu.
Benim içimi en çok acıtan ise geçtiğimiz haftalarda Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’nun, cesedi Bodrum sahiline vuran ve fotoğrafıyla hepimizin yüreğini dağlayan üç yaşındaki Suriyeli Aylan’ı karikatür malzemesi yapması... Avrupa yolunda ölen minik Aylan için "Yaşasaydı tacizci olacaktı" manşetini atanların insan olduklarından şüpheliyim. Çünkü bu yapılanlar insanlığa sığmaz!
Hangi yürek bu elim olayı, alay konusu yapıp böyle bir karikatüre malzeme eder?
Bunu anlamak mümkün değil.
Bu mudur Avrupa’nın insan haklarına verdiği değer?
Bu mudur insana saygı?
O minicik günahsız yavruya, onun acılı ailesine böyle bir saygısızlığı yapmaya kimin hakkı var?
Tüm bu yaşananlara bakınca "Biz başkayız" diyorum ve Türk olmakla gurur duyuyorum. Bizler yok canımızdan veririz. Verirken karşımızdakini incitmemeye özen gösteririz. Zorda olanı, darda olanı sevgiyle bağrımıza basarız.
Tıpkı Türkiye’nin Suriyeli mültecilere kucak açtığı gibi...
Ne mutlu bize ki böyle bir kültüre sahibiz. Atalarımızdan böyle görmüş, böyle öğrenmişiz.
Türkiye’ye sığınan Suriyeliler bugün ülkemizde dünyanın hiçbir yerinde görmedikleri misafirperverliği görüyorlar. Hükümetimiz; Suriyelileri "Müslüman kardeşimiz" olarak kabul ediyor ve onların sorununu bizim sorunumuz olarak görüyor.
Bence Türkiye tüm dünyaya insanlık dersi veriyor.
Tabii bu dersi anlayabilmek için önce insan olmak gerek!!

