Parti değiştirme vakaları zaman zaman yaşanıyor. Bu hafta CHP, DEVA ve Gelecek Partisi’nden üç milletvekili AK Parti’ye geçti. İnsanların çoğu parti değiştirmeye iyi gözle bakmazken daha az sayıda insan parti değiştirmeyi normal karşılıyor.
Parti değiştirmek, tek boyutlu olarak ele alınması zor bir konu. Başka bir deyişle, parti değiştirmeyi sadece müspet veya menfi bir durum olarak görmek yanlış. Öyle sanıyorum ki hayattaki her olayda olduğu gibi parti değiştirmenin de hem iyi yanları hem kötü yanları bulunabilir.
Parti değiştirme işi özellikle milletvekilleri ve belediye başkanlıkları seviyesinde yapıldığında dikkat ve ilgi çekiyor. Bu iki kategori de bana göre aynı şekilde değerlendirilemez. Belediye başkanlarının parti değiştirmesi sanki daha problemli bir durum. Bunun ana sebebi seçilen kişinin tek olması ve her zaman değilse de çoğu zaman bir parti kimliği ve tabanı üzerinden hareket etmesi. Bundan dolayı parti değiştirmek belediye başkanları açısından hoş bir görünüm vermiyor. Buna karşılık, parti değiştiren belediye başkanları kendilerine yeni parti bulmakta hiç zorlanmıyor. Dikkatimizi sadece iktidar partisine geçişler çekiyor olabilir ama muhtemelen istifa eden belediye başkanları bir muhalefet partisine de geçebilir. Az sayıda da olsa bunun örnekleri var...
Türkiye’deki hükûmet sistemi çerçevesinde milletvekillerinin parti değiştirmesi belediye başkanlarının parti değiştirmesine göre daha hafif bir kusur olarak algılanıyor. Bunun ana sebebi çoğu ilden birden çok milletvekili çıkaran bir partinin bir milletvekilini kaybetmesinin fazla önemsenmemesi. Milletvekillerinin ana fonksiyonu yasama organında görev yapmak. Birinin varlığı veya yokluğu çoğu zamanda ve durumda bu açıdan bir değişikliğe sebep olmamakta. Parlamenter sistemde ise milletvekilinin parti değiştirmesi daha ağır sonuçlar verebilir; yürütme organının düşmesine katkı sağlayabilir.
Parti değiştirme bazı durumlarda iyi sonuçlara yol açabilir. Örneğin TBMM’deki kilitlenmelerin açılmasında etkili olabilir. Önemli bir kanun partilerin gereksiz ve çoğu zaman anlamsız sebeplerle zıtlaşması yüzünden çıkarılamıyor olabilir. Bu gibi durumlarda milletvekillerinin saf değiştirmesi kilidin kırılmasına yardımcı olabilir. Parti değiştirme hareketliliği partilerin mensuplarına daha iyi muamele etme mecburiyeti hissetmesine yol açabilir. Bir partiye bağlılık insanların her şeyiyle ve her zaman o partide kalmasını gerektirmez. Zaten daha alt seviyelerde devamlı parti ve saf değiştiren insanlar vardır. Bu yüzden partilerin mensuplarına ve seçilmesine vesile ve vasıta olduğu insanlara kendisinin tutsağıymış gibi bakmaması ve bir çeşit köle muamelesi yapmaması gerekir. Zaman zaman bu durumun tersine de şahit olunmakta.
Belediye başkanlığı seviyesinde de parti değiştirmek bazı durumlarda makul ve yararlı bir yol olarak görülebilir. Partinin belediye başkanı üzerine tahakküm kurma ve seçilmiş başkanın yetkilerini kullanmasını önleme çabaları boy gösterebilir. Seçilmiş belediye başkanı o partide kaldığı sürece seçmenlerine yeterince hizmet edemeyeceğini anladığı zaman da parti değiştirebilir. Bu durumda çoğu zaman iktidar partisi tercih edilecektir ama bu da bir kaçınılmazlık değildir.
İnsanların fikirleri zaman içinde değişebilir. Fikri değişen bir insanın bir partide zorla tutulmak istenmesi de bir problemdir. O zaman insanlar parti değiştirme yoluna gidebilir. Bu hareket yanlış ise bunun cezasını da seçmen kitlesinin vermesi gerekir. Kişi tekrar aday olamazsa veya aday olsa bile parti değiştirmiş olmasının da menfi etkisiyle tekrar seçilemezse zaten cezalandırılmış olur.
Kuşku yok ki parti değiştirmeyi neredeyse tamamen önleyecek veya çok zorlaştıracak yollar bulunabilir. Ne var ki her adım mutlaka beklenmedik sonuçlara da yol açacaktır. Bu yüzden, parti değiştirme yolunu tamamen tıkamaya çalışmak da çok cazip görünmüyor.

