Kaydet
a- | +A

Parlamentoda dün üç parti FP, MHP ve ANAP''ın grupları vardı. Dolayısıyla TBMM ana-baba günü gibiydi. Taşra başkente akmıştı sanki. Özellikle de iktidar partilerine taşındı vatandaş. Öyle yüklü sorunla gelmişti ki; dinletebileceği vekil, çözüm getirebilecek yetkili bulabilirse. ANAP grubunda Göksunlu muhtarlar kuşatma yapmıştı.

Grup Başkanvekili İ. Yaşar Dedelek oturumu açarken sadece "hoşgeldiniz" diyebildi. Kürsüye önce Bülent Akarcalı''yı davet etti. Bir de ikazı vardı "Bütün grup parlamentoda hazır bulunsun. Ankara''da gündem çok yüklü."

Bülent Akarcalı; Sözde Ermeni Soykırımı iddiası Fransa Senatosu''nda geçen hafta görüşülürken 4 milletvekili arkadaşıyla birlikte Paris''e lobi için gitmişlerdi. Ancak, tasarı geçmiş, heyet geç kalmıştı. Milliyet''in manşeti (Tasarıya Fransız kaldılar) biçiminde yayınlanınca açıklama göndermiş, neşredilmemiş. İşte aktardıkları:

-Parlamento heyetimiz canla başla çalıştı. Sosyalist Fransız Başbakanı iddiaya destek verdi. Sağcı Cumhurbaşkanı tavır değiştirdi. Zaaf gösterdi. Hiçbiri Clinton gibi olamadı. Dolayısıyla birşey yapılamadı.

Sayın Akarcalı''nın anlattıklarının gerisi de şöyle:

-Meclise saldırarak nereye varılmak arzu ediliyor? Siyasetçiyi kötüleyerek, dikkatler başka yerlerden çekilmek isteniyor. Bunlar kapalı kapılar ardındaki korkaklardır. Siyasetçinize güveniniz. Siyasetçinin Ermeni''den korkanı hiç yoktur.

Bülent Bey kızgın, kırgın, üzgün ve yorgun bir şekilde serzenişte bulundu ki sözkonusu gazeteye yüklendi. Mesut Yılmaz daha tecrübeli. Medya''ya yüklendi ama birikimini de yansıttı. Bunaltan af tartışmalarından Ecevit gibi o da sıkılmıştı. Dedi ki;

-Af tasarısı yeniden düzenleniyor. Uzmanların çalışmasından sonra liderler olarak yeniden biraraya geleceğiz. Değerlendireceğiz. Yeni düzenlemeyi gözden geçirerek, karar vereceğiz. Basın affı abartıyor.

Kürtçe televizyon yayını konusuna da değindi Mesut Bey:

-Avusturya''da biliyor musunuz özel televizyon yok. Türkiye batılı bazı ülkelerin bu konuda çok ilerisinde. Avrupa''ya bir taahhüdümüz falan da yok. Onlarında "dil" talebi gibi bir istekleri olmadı. Söylemek istediğimiz şu; televizyon yayınları önündeki bazı yasaklamalar kalksın. Ana dilde yayın ihtiyaç ise oturup değerlendirebilmeliyiz. Bunu yapabiliriz. Ancak ortaklarımızla konuyu henüz konuşmadık.

Anavatan liderinin gerekçesi de şöyle;

-Anadilde yayın ihtiyacını biz karşılayamazsak, bölücü yayınlar çanaklarla evlere girer. Bununla da "bölücü örgüt" evlerimizi işgal etmiş olur. İhtiyaç varsa bunu değerlendirmeliyiz.

Sayın Yılmaz, AB üzerinde çokça durdu.

Mesut Bey''e göre AB ile dönüm noktasındayız. Bize esasında "ayırımcılık" yapılıyor. Bazı batılı ülkeler Türkiye''nin nüfusundan, toprak bütünlüğünden, Müslüman ve değişik bir kültüre sahip olmasından rahatsız. Avrupalılar da öyle. Son kamuoyu araştırmalarında "Türkiye''ye hayır" diyenlerin oranı % 70. Genişlemeye karşılar üstelik. Ankara da gerektiği kadar hızlı değil. Aradaki açıklık 6 ay gecikmeyle Haziran''da telafi edildi.

Mesut Yılmaz AB Katılım Ortaklık Belgesi''nde istenilenlerin yapılmayacak şeyler olmadığı kanaatinde. Kıbrıs sorunu, AB konusunda Ankara''yı bağlamıyor. Helsinki''de de böyle bir karar alınmadı. Türkiye Kıbrıs''ta yürütülen siyasi diyaloğa destek olacak. Katılım Belgesi''nde de bu husus var. Belgeyi hükümet kabul etti. Kıbrıs sorunu konusunda Ankara''nın tutumu aynen korunuyor. Atina''nın "veto" blokajı da aşılacak. Türkiye''nin Lozan Anlaşmasıyla "dini azınlık" kabulu, ancak etnik azınlık diye bir sorun yok. Bu katılım belgesinde de böyle. Ama Avrupa Birliği, mali işbirliği konusundaki yardımlarda dengesiz. Türkiye hakkını alamıyor.

ANAP lideri Yılmaz bazı yasaların değişmesini, uygulamada aksaklıkların giderilmesini şart görüyor. AB düşüncesini içine sindiremeyen Türkiye''dekilere de çağrı yapıyor: "Gerçek Atatürkçülük Avrupa ufkunu karartmayandır." ANAP kendini anlatmaya başladı galiba.