Abdullah Çatlı''nın Avrupa''daki "ülkücü hareket" içinde hayatının anlatıldığı Reis (Gladio''nun Türk Tetikçisi) adlı kitabı Almanya seyahatim sırasında bitirdim. Eserde sık sık adı geçen Musa Serdar Çelebi''yi Maritim Otel''de görünce sordum "Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul''un kitabındaki iddiaların karşıtını bekliyoruz bir aydın olarak" Sayın Çelebi Frankfurt''ta işadamı. Avrupa-Türk İslam Birliği ATİB''in de onursal başkanı. Yanında da arkadaşları Musa Türk ve Ahmet Serdar Yenice var. Cevabı beklemeye değer doğrusu: -Yıllarca hapishanede kaldığım hücrede karar vermiştim hatıralarımı yazmaya, doğruları su yüzüne çıkarmaya. Her an yayına hazır vaziyette dersem, biraz beklemenin ehemmiyeti daha ağır basıyor. Kitabın adını da söylüyor ama yazılmamak kaydıyla. Susurluk kazasıyla ortaya çıkan gelişmelerin; yaşayanın anlattıklarıyla bilgilenme ve savunmanın ötesinde bir şey olacağı muhakkak. Bekleyeceğiz. Musa Serdar Çelebi Avrupa''yı hâlâ dolaşıyor. Türk işadamlarının bölgede harikulade işler yaptığını, şimdi buna Bulgaristan''ı, Romanya''yı da eklediğini aktarıyor. Bu ülkelerde yaşayan Türk nüfusu anlatırken, hem gözleri gülüyor, hem ıslandığını farkediyorsunuz. İş yapmak için hizmetlerin hazır beklediğini de hatırlatıyor. "Buyurun" diyor. Genel Başkanları Fikret Ekin''in olduğu yönetim kurulu üyesi Musa Türk de ATİB''de kurslar, seminerler tertiplediklerini, talebelere yardımcı olduklarını belirtiyor. Yurt hizmetlerinden bahsediyor... Vedalaşıp, ayrılıyorum.
Tarih Doğu''da kalmış İyi ki daha önce William..L. Shırer''in Nazi İmparatorluğunun Doğuşu-Yükselişi-Çöküşü''nü okumuşum. Üç ciltlik kitaba meğer göz atmakta Berlin''e girerken ne kadar fayda varmış, yaşayınca anladım. Polonyalı otobüs şoförümüz göğsümdeki "Türkiye" rozetini istedi, ülkeler koleksiyonu yapıyor, şapkasına takıyormuş. Turizm Bakanı Erkan Mumcu''nun yakama eliyle taktığı rozet böylece el değiştirdi. Sürücümüz benimkinin yerine bir "vosvos" taktı.
Berlin''e girerken tarih, kültür ve medeniyet ögeleri sizi hemen çarpıyor. Etkisini hissediyorsunuz. Türk-Alman İşadamları Birliği Genel Sekreteri Hüsnü Özkanlı bizi sıcağı sıcağına gezdiriyor. Bilgilendiriyor.
Duvar yerini inşaata bırakmış Berlin üç eyaletten biri, başkent. 23 ilçe ve belediyesi var. Bir ucdan bir uca 38 km. 1989''da birleşti, tek Berlin oldu. 1961''de ayrılmışlardı. Kentte her şey çift yapılmış. İki havaalanı, iki kule, iki hayvanat bahçesi, iki opera vs.. Her şey iki tane. Ama kültür merkezlerine gelince şaşırmamak elde değil. Mesela 50 müze. Çok sayıda sinema ve tiyatro, konser salonu. Müzeler Yarımadası''nda Bergama Müzesi''ne gittik. Bergama Belediyesi çalınan kültür varlıklarını istemekte haklı. Önünde de eski Sovyet yöneticilerinin şapkaları, çizmeleri, rozetleri, elbiseleri satılıyor, hatıra olarak. Berlin Duvarı''nın parçaları ise miniminnacık hale sokularak kartpostallara yerleştirilmiş. Berlin Duvarı''nın yeri şimdi tamı tamına bir inşaat şantiyesi. Mayınlı yerler, dikenli duvarlar artık dev binalara terkediliyor. Yahudiler Berlin Duvarı içindeki boş arsaya savaşta ölen Yahudiler için bir anıt yaptırmak istiyorlarmış. Ancak tartışmalar sürüyor. Sadece tabelalarını asmışlar. Yeni Türk Büyükelçiliği de buraya inşa edilecek. Doğu Berlin, batıya göre gerçek tarihe ve kültüre sahip. Hızla modern hale getiriliyor. Türkler''in de ilgisi büyük. 3 milyonluk Berlin''de 500 bin yabancının 200 bini aşkın çalışanı Türk. Eyalet parlamentosunda da milletvekilleri var. 5 bin işyeri bulunuyor Türkler''in. Hasır Restorant 6. şubesini açtı. İşadamı Kemal Değirmenci de 4 yıldızlı Hotel Christiana''yı City Line Oteller Zincirine dahil etti. Berlin''e gelip de İstanbul Mahallesi''ne gitmemek olur mu? İstanbul değil sadece, Türkiye Almanya''ya taşınmış. Caddesiyle, mutfağıyla, giysisiyle, lehçesiyle.

