Kaydet
a- | +A

Prof. Orhan Aydemir, Atatürk Üniversitesi''nde görevlidir. "Bitki Besleme" isimli çalışmasını bastıramıyor. Kendi üniversitesi yayınları arasında çıkması için sıraya girecek ve 8-10 yıl bekleyecek! Dicle Üniversitesi Yayınları içinde böyle bir şans bulunduğunu öğreniyor. Prof. Faruk İnce''ye de teklif götürüyor. Prof. İnce daha sonra 50 sahifelik bir katkıda bulunuyor ve eser iki öğretim üyesinin imzasıyla çıkıyor. Asıl bundan sonrası önemli.

AKADEMİK HIRSIZLIK Prof. Faruk İnce''nin "ekledim" dediği ve katkıda bulunduğunu savunduğu üç bölümlük çalışmanın İsviçreli Prof. K. Mengel ve E. A. Kirkby''dan tercüme edilerek aşırtma olduğu ortaya çıkmaz mı? Üstelik Prof. İnce bitki beslenme değil genetik uzmanı. Devam edelim, bu dikkat çekmenin üzerine araştırma yoğunlaştırılıyor. Bir de bakılıyor ki bazı bölümler de Prof. Nuri Güzel''in dilimize çevirdiği "Soil Fertility And Fertilizerz-Toprak Verimliliği ve Gübreler"in yazarları Samuel L. Lisdale ve Werner L. Nelson''dan da tıbkı basım yapılmış, kaynak gösterilmemiş, referans verilmemiş. (Shf 3, 55, 116) Bilim hırsızlığı belgelenen Prof. Faruk İnce halen Harran Üniversitesi Rektör Yardımcısı. Sayın İnce bu kadarla kalmıyor; Ankara Üniversitesi Profesörlerinden Dr. Burhan Kaçar''ın "Bitki Besleme" adlı eserinden de aktarıyor. Yine dip not göstermiyor.

İHRACI GEREK Ahmet Akat''ın araştırmasına göre; 31 arkadaşı akademisyeni mağdur eden Prof. İnce''nin Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Mensupları Disiplin Yönetmeliği (11/3 md.) gereğince meslekten ihraç edilmesi gerekiyor. Varan iki... Tuncer Çetinkaya''nın Manisa''daki araştırması da ilginç. Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Dr. Vural Ceyhun doçentlik için YÖK''e başvuruyor. Levon Çapan başkanlığındaki YÖK doçentlik jürisi çalışma "orijinal ve araştırma nitelikli" olmadığı için reddediyor. Ayrıca iki makalesinin basımda olduğu bildirilmesine rağmen bu belgelenmiyor. Sayın Ceyhun''a uluslararası dergilerde yayın yapıp, tekrar müracaat edebileceği hatırlatılıyor.

YALAN BİLGİ VE BELGE Vural Ceyhun bir sene sonra farklı bir ana bilim dalında müracaat yeniliyor! Dilekçesine belgesi olmadığı halde üç uluslararası yayın eklediğini belirtiyor! Bu defa jüri değişik ve ikisi Ceyhun''un arkadaşları. Doçentliği alıyor. Alıyor ama, jüri üyelerinden Prof. Mustafa Akdağ sahteciliği hemen farkediyor ve raporuna yazıyor. Böyle bir belge yok. Manisa Celâl Bayar Üniversitesi Rektörü Sayın Tuna Taner olayı soğutuyor, sümenaltı ediyor. Ancak bu sene doçentlikle 5. yılını dolduran Vural Ceyhun için profesörlüğe yükseltme işlemi başlayınca donan gelişme erimeye başlıyor, sapır sapır dökülüyor! Öyle dökülüyor ki Prof. Taner''in korumasındaki Ceyhun deşifre oluyor. Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü başta tamıtamına 12 görev de üsleniyor. Hem maaşı, hem itibarı artıyor, kendine göre. İmkanı, ünvanı çoğalıyor!

PROFESÖRLÜĞE YÜKSELME Yazışmalar yeniden başlıyor. Vural Ceyhun''un beyanda bulunduğu ve müracaat ekinde gösterdiği belgeler isteniyor. Welding Journal 7 yıldan beri beklettiği yazıyı halen yayınlamamış! Oysa şart. Meatls And Manufacturers''te basımda olduğunu ileri sürdüğü yazısı ise ISSN kayıtlarında rastlanmamış bile. Bir önemli nokta da kitap olarak dilekçesine eklediği Ders Notları başlığı adı altında çalışmanın da basılmadığı ortaya çıkıyor. Yine belge olarak gösterdiği Revue De La Soudure Dergisi de Ceyhun''un yazısını basmadıklarını (aradan 5 yıl geçmiş) inceleme safhasında olduğunu açıklıyor. İş bu noktaya gelince YÖK, "iddialar araştırılsın" diyerek Manisa Rektör Yardımcısı Prof. Hüseyin Uysal''ı görevlendiriyor. Sahtecilik donduruluyor, üzeri örtülüyor. Ancak, Ceyhun''un profesörlüğe yükseltilme işlemi başlayınca, yani elektrikler kesilince buz eriyor, gelişme hatırlanıyor ve gün ışığına yeniden geliyor.

MIZRAK ÇUVALDA GİZLENMEZ Ne olacak şimdi? Rektör Tuna Taner sütunumuzun bir aziz misafiridir. Çok konuk olmuştur. Özellikle tasarruflarındaki yanlı tutumunu eleştirdiğimiz hatırlanır. Hatta bir zamanlar Sayın Tuna''yı tutanlar şimdi gadre uğramış, Bilecik''teler. Tuna Taner''e toz kondurmazlardı. Hep tartıştık. Özellikle de Sayın Taner''in kendisinden çok daha fazla üç misli oy alan Prof. Ümit Doğay Arınç''a karşı neden YÖK tarafından tercih edildiğini, Çankaya tarafından atandığını!?.. Taner Hoca bilir ki YÖK''ce 3 atıf''ı olana kaliteli profesör uygulaması yapıyor. Oysa Sayın Taner 136 atıf''ı olan bir akademisyen bile profesörlüğü çok gördü. Gerisini saymıyorum bu tutuculuğun kötü örnekleri hiç de az değil. Sayın Vural Ceyhun''u, Tuna Hoca''nın korumasının nedenini bilmiyorum ama kurumlarımızın yıpranmasının ceremesini çok çekeceğimiz bir gerçek. Heyecanları süpüreceği bir gerçek. İnanırlığı, güvenirliği zedelediği bir gerçek.

BEYAZ SAYFAYA DEVLET YÖK''e Prof. Kemal Gürüz Cumhurbaşkanı Demirel''in takdirleriyle yeniden atandı. Keşke beyaz bir sayfa açılsa gerilim azalsa, üniversitelerimiz bilimle meşgul olsa, öğrenciler çağdaş yetiştirilse, ilim hırsızlarına ve sahtekarlarına göz açtırmasa. Çünkü bilimsel sahtekarlık dünyanın her yanında suç. Ne dersiniz? Susarak tavır çözüm değil. Gözünüzü kaparsanız sadece kendinize gece yaparsınız. Dünya dönmesini sürdürür. Öyle değil mi?

Bakan Okuyan, açık konuştu, net göründü DSP-MHP-ANAP koalisyon müzakereleri sürerken Anavatan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı''nı mecburen kucağında buldu. Yoksa DİSK eski Başkanı İstanbul Milletvekilliği (DSP) Rıdvan Budak gelip oturacaktı. Alternatifi de DSP''de yoktu. İktidarlar bu bakanlığı ne hale getirmişler meslektaşımız Yaşar Okuyan sorumluluğunu üslendiği bu kuruluşla ilgili aktardığı bilgiler dehşetengiz. Artık kulaktan kulağa değil, resmi bilgiler: "-SSK''da bir çok şaibeli iş, yolsuzluk var. Trilyonların üzerinde pis kokular geliyor. Önümüzdeki günlerde çok yerden bayağı sesler yükselecek. 7-8 yıl önceki dosyalar, dolaplar üzerinde ve toz içinde. Personelin neredeyse yarısı izinli. Bazı arkadaşlarımızı da bizim izne çıkarmamız gerekecek. Buraya sağlam giren, hasta çıkar. Nedir bu hâl? SSK''ları yeniden yapılandırmak zorundayız." Eğer bu dediklerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan gereğini yaparsa, ANAP''ı ilk kuruluşundaki günleriyle örtüşmesine adım atılır. Yoksa gitti mi gider. ANAP için kamuoyunda söylenenler, iddialar son MKYK toplantısında görüşüldü. Sayın Ersin Taranoğlu suyunun suyuna kadar aktardı. Bilgiler ve belgeler de ortada. Geriye sadece gereğini yapmak kalıyor.

İran: Çeçenistan Rusya''nın iç sorunudur Tahran''ın böylesi bir politikasına şapka çıkartılır. Kendi fotoğrafını kendisi çekip dağıtıyor. Yorum ve algılamaya, zahmete gerek yok. Yakıştırmaya hiç gerek yok. Tahran Yönetimi Ermenistan ile flört ediyor. Yunanistan ile fıkır fıkır. Anlaşmalar yapıyor. Şimdi de Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi İslam Konferansı Heyeti''ne de başkanlık ediyor. Moskova''da Çeçenistan sorununa çözüm arıyor! Ama daha uçağa adımını atarken "Çeçen sorunu Rusya''nın iç sorunudur" demez mi kanım dondu. Bu nasıl Müslümanca düşünmek? Kitle halinde siviller öldürülürken, insan hakları ihlâl edilir iken Harrazi Kafkas Şehitleri''nin yakınlarının yüzüne nasıl bakacak? Merak etmeye değer doğrusu. Sanki Harrazi ve heyeti sorun çözmeye değil, sorun olmaya, taraf olmaya bölgedeler. Çünkü Kafkasya''da da temas yapacaklar. Komşu İran''ı ve İKÖ''yü küçük düşürmek için bu heyet yeter de artar bile.