Kaydet
a- | +A

Çevre Bakanı Fevzi Aytekin makûl bir insan. Tekirdağ Milletvekili olarak DSP''den parlamentoya girdiğinde ardından da kabinede bakan olduğunda değişik partilerdeki gerek hemşehrileri, gerekse kendisini, tanıyanlar memnun oldu. Bunda Sayın Aytekin''in hizmetlerinde tarafsızlığını koruması, önceliklerini tercihte sağduyulu olmasının önemi büyük. Ancak şimdi Çevre Bakanlığı''nda bir kıyım yaşanıyor. Elbette birinin görevden alınmasıyla dünya batmaz. Nöbetler zamanı gelince devredilir. Fakat bu defa öyle değil. DSP teşkilatı Çevre Bakanlığı''nda dayanılmaz bir baskı kurunca üç genel müdürden ikisi görevden alındı. Birisi de bugün yarın yolcu. CHP''den DSP''ye geçen Çankaya Belediyesi eski Başkanı, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı olarak başarılı olamayınca açıkta kaldı. Bir müddet sonra DSP hükümeti kurulunca da Çevre Bakanlığı''na "müsteşar" olarak getirildi. Henüz devrede değil, anlatıldığı kadarıyla şimdilik "imza" bile atmıyormuş! Müsteşar Yardımcılığı''na ise Maliye''den kontrolör Sayın Ahmet Türeki getirildi. Daha önce ANAP''lı İmren Aykut ve Mustafa Taşar''ın bakanlığı yaptığı Çevre''de o günün atamaları, şimdi ortağı DSP tarafından bozuluyor. ÇET Genel Müdürü Doçent Yavuz Cabbar görevden alındı. Yerine Sayın Aytekin''in yeğeni Havva Günsoy getirildi. Bakanın hısım akraba ataması bittabi dikkat çekiyor. Havva Hanım''ın bir müddet önce eşi bir trafik kazasında vefat etmişti. Acılıydı. Böyle bir atama acısını paylaşırmı bilemem ama, şimdi artık kızlık soyadı Alp''i kullanıyor. Havva Alp istatistikçi. İşi zor ve yorucu deniyor. Fahri Akben Çevre Koruma Genel Müdürü. Jeofizik mühendisi. Birkaç dili var. DPT''de yıllarca çalıştı. ABD başta epeyi bir süre yurtdışında kaldı. Tecrübe edindi. Çalışkan ve dürüst icraatlarına rağmen bu defa da görevinden alındı. Görevden alınmada Fahri Akben uzmanlaştı. Bu ilk değil, sonuncu da olamaz bir bürokrat için. Bir hukukçu gibi üç-beş defa görevden alınınca, her defasında da mahkeme kararıyla makamına dönünce ilerde, emekli olduğunda bu tür kıyımlara karşı bir ofis kurarsa müşteri toplayacağa benziyor. Arkadaşları bakan oldu, Fahri Akben''in yine ayağı kaydırıldı. Kendisi alışık. Akben şimdi Serap Kuleli''yle halef-selef oldu. Ancak bakanlıkta Fahri Akben''in mahkemeye başvurursa hemen dönebileceği konuşuluyor. Üçüncü genel müdürlük çevre kirliliğiyle ilgili. Düne kadar sahibi Sami Ağırgün''dü. Yenisi kim belli değil ama, Serpil Bağcı''nın bu göreve getirileceği bakanlık koridorlarında anlatılıyor. Bürokraside görevden "alındı alınacak" gibi heyecanı kaybettiren, çalışma şevkini silen bir yakıştırma olamaz. Ama devletin işi durmaz, devam eder. Çevre Bakanlığı''nda daire başkanlığına, müdürlüklere kadar inilecek mi, kıyımda, zaman gösterecek. İşler tıkırında olsaydı hizmetliye kadar kıyılırdı. Belki şimdi daha insaflı kamu patronları. Rüzgar esse ne yaparlar onu tahmin etmek biraz zor. Madem bu noktaya gelinecek, siyasal değil ama sayısal üstünlüğü had safhada olan Ecevit koalisyon hükümeti bu tür yakıştırmalara, yakarmalara, serzenişlere fırsat vermemek için bir yasa tasarısı hazırlasa, ve "her hükümet değişikliğinde üst yöneticiler müstafi sayılır" diye bunu kanunlaştırsa, böylesine sorunlar yaşanmaz, kıyım biçiminde değerlendirilemez. Eğer siyasi otorite isterse müstafi bürokratın istifasını kabul etmez, çalışmasını yeniden rica eder. Neden olmasın? Denemekte ne zarar olabilir ki? Üstelik adliye de bu tür davalarla fuzuli olarak işgal edilmez. Bugünkü fotoğraf partizanca atamaların arkasının kesilmeyeceği biçiminde. Bahçeli, Altınok''u plaketledi Türk Ocakları''nın onca hizmetleri arasında eğitim titizliği daha bir başka, daha bir faydalı. Aynı yayınları gibi. Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Nevzat Kösoğlu''yla Türk Yurdu Okulları Kurucu Temsilcisi Bülent Çaycı Türk Yurdu İlköğretim Okulu ve lisesi''nin açılış törenine davet edince gitmeden edemezdim. Başkent''in İncirli semtindeki okul her şeyiyle övgüye değer. Onun içinde halk ilgi gösteriyor, destek veriyor. Çocuklarımızın daha iyi yetişmesi için fedakarlıklar yapılıyor. Duvarda sadece Selçuklu ve Osmanlı hakanlarının fotoğrafları ve vasiyetleri değil, orijinal Türk Cumhuriyetleri''nden getirilen tablolar da dikkat çekiciydi. Nevzat Kösoğlu koleksiyonunu bozmuş, mektebe hediye etmiş. Gençler de bunun hakkını veriyor. Mini konserlerinde Vardar Ovası başta Çırpınırdı Karadeniz Bakıp Türk''ün Bayrağına''yı söylerken bütün konuklar tempo tuttu. MHP milletvekilleri, liderleri Devlet Bahçeli başkanlığında açılışa çıkartma yapmışlardı. Hemen gözüme çarpanlar Sabahattin Çakmakoğlu, Şevket Bülent Yahnici, Mehmet Ay, İsmail Köse, Prof. Abdurrahman Küçük, Vali Yahya Gür de teşrif etmişti. Okula katkıda bulunan kişi ve kuruluşlara ödül verdiler. Mesela Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, İşadamları Rıfat Hisarcıklı, Mustafa Kaya.. Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok ise en fazla alaka gören oldu. "En büyük başkan, bizim başkan..Turgut Başkan" tezahüratları duyuldu ama, plaketi Sayın Altınok''a, eski lideri MHP Genel Başkanı Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Dr. Devlet Bahçeli''nin vermesi daha fazla alâka gördü.

Sayın Altınok MHP''den Keçiören''e başkan seçilmişti. CHP tabanından bile oy aldı. Çok seviliyordu. Hâlâ da bu geçerli. 18 Nisan seçimlerinde MHP''den Ankara Büyükşehir belediye Başkan adayı olacağı duyuldu. Fakat Altınok MHP Kongresi''nde Tuğrul Türkeş''e arka çıkmıştı. Bu açıklamaya güvenemedi. Ne de olsa işin adı politika, yapılan elem siyaset. Fazilet''e geçti, yeniden kazandı. MHP''ye burukluğunu ise "Genel Başkan bana randevu bile vermiyordu. Çok bekledim. Görüşemedim. Sonra tercihimi yaptım" biçiminde izah etti. MHP hükümet kurunca Turgut Altınok''un yeniden FP''den MHP''ye dönebileceğini fısıldadılar ama temenniden ileri geçmedi. Fakat Bahçeli''nin toplantıda Turgut Altınok''a plaket vereceği anons edilince limonilik bir anda tebessüme dönüştü. Orada da kaldı. Çünkü gazeteci arkadaşlarımız Mesut Yılmaz''ın Diyarbakır''daki açıklamalarını sordular, İsmail Cem''in Kürtçe Televizyon yayınına cevabını istediler, kıyak emeklilik hususunda görüşünü sordular. Sayın Başbakan Yardımcısı tümüne de canı sıkkın sıkkın cevap verdi. Konuklar alınan cevap karşısında koalisyondaki can ile canan arasında bir şeyler olduğunu sezinlemekte gecikmediler. 2000 yılı sürprizle dolu.

MÜSİAD başkentte Önemli bir sivil toplum kuruluşumuz MÜSİAD her yıl Ramazan''da Ankara''ya bir çıkartma yapar ve şöyle bir sarsar. Ama bu defa öyle olmadı. İlgi gereğinden azdı. Davete icabet edenler hayret ettiler Hiltonsa''daki iftarda misafir azlığına, MHP ve FP''den alâka kafi değil, yetmiyor. Başkan Ali Bayramoğlu''nun dolu konuşması, haklı ekonomik eleştirileri bile yerine ulaşmakta güçlük çekti. Bayramoğlu''na göre halihazırda iyi gidiyor denilen ekonomik durumun çok sorunu var. Özellikle de alınan kararlarla da deliniyor. Başbakan''ın dediği gibi iki sene kemer sıkılmayacak, asıl iki sene sonra kemer sıkmaya başlanılacak! MÜSİAD''in sinevizyon gösterisi daha öncekilerin gerisindeydi. Hükümetin tek bir kanadı konuk olunca mesajlar yanlı olarak yerine ulaşabildi. Eski Başkan Erol Yarar''ın kendisi ve nişanlısı Amina Muzur hakkında Hürriyet''in yaptığı yayından dolayı, gazetenin mahkûm olması, daha fazla konuşuldu. Köln Eyalet Mahkemesi''nin tekrarı halinde 500 bin Mark ceza ve altı ay hapise mahkum etmesi Erol Yarar''ı gündeme oturttu. Böylesi toplantılarda davetli konuk sayısı kadar gazeteci, misafirlerin özel kalem ve sürücülerinin olması yemeğin dikkat çekici yanıydı. Mahut medyada sürekli eleştirilen üç bakan Koray Aydın, Osman Durmuş ve Yaşar Okuyan''a MÜSİAD''ın plaket vermesi bu devlet adamlarını yüreklendirdi. Sevindirdi. ANAP''lı Sayın Okuyan''ın plaketini de bir başka ülkücü Ayhan Özer''in alması da kafaları karıştırdı. MÜSİAD Ankara''da aradığını buldu mu tartışılır, fakat MÜSİAD da bekleneni vermedi. Bu defa TÜSİAD kadar olamadı. Tekrarı yeğledi.