Bursa''dan Uludağ''a çıkarken 21. kilometrede bir tarihi taş bina var. Daha düne kadar nefis manzarası ve havası, bol oksijeni ve değişik tabiat örtüsü, iklimi dolayısıyla tüberküloz hastalarının tedavi edildiği bir sağlık merkeziydi. Başarılı da netice alınıyordu. Artık değil. Uludağ Üniversitesi emrine verilmiş ve restore edilerek sosyal tesis olarak hizmet veriyor. Adı da Kirazlı Otel. Daha çok akademik toplantılara yani "konferans turizmi" de denebilecek etkinliklere kapısını açıyor. Üyelerinin önemli bir bölümünü üniversite öğretim üyelerinin teşkil ettiği Aydınlar Ocakları 18. Şûrası''nı burada gerçekleştirdi. Hasret gidermek, kucaklaşmak, bilgilendirmek, dayanışma içinde olmak, birlikte olmak dahil 20 kuruluş 21. asra girerken görüşlerini aktardılar. Değerlendirmede bulundular. Sorunlara çözüm önerdiler. Türkiye''nin nereye oturtulması gerektiğinin resmini çektiler, şöyle dediler:
DİKKAT.. DİKKAT.. Prof. Dr. Ali Bahadır (Bursa): Tarihin her anında vardık. Şu an ülkemiz bir geçiş dönemi yaşıyor. Ancak durum vahim. Adeta toplumun katmanları arasında kavga veriliyor. Herkes her şeyi fazladan istiyor. Toplumsal ağır bir fatura ödüyoruz. İçinde bulunduğumuz durum bize yakışmıyor. Bilen toplum olmalıyız. Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş (İstanbul): Seveceğiz, sayacağız. Mağlûplara tanınan hakları, kendi insanına tanımamak cinnettir, cinayettir. Ülkeler fakirleşerek bir yere varamaz. Milli bütünlüğümüz yeni bir derinlik kazanıyor. Gelişmek şart. Turgay Tüfekçioğlu (MHP Genel İdare Kurulu Üyesi): Aydınlar ocağı gibi kuruluşlara ihtiyaç var. Bir dönemeçteyiz. Düşmanı tanımıyor, gücünü bilmiyoruz. Hangi ana damarımızı vurdular da bu hale geldik. Her halde bu damar eğitim olmalı. Clinton''a olan ilgiyi kendi devlet adamlarımıza göstermiyoruz. Demirel''in AGİT''te Türkçe konuşmaması, İngilizce''yi tercih etmesinin izahı zor. Önemli mesele bu. Buna ve benzerlerine mani olmayanlar suçludur. Doçent Hüseyin Kalkan (MHP Balıkesir Milletvekili): Uluslararası bir toplantıda Türkçe konuşmayan devlet adamlarımız sorumludur. Suçludur. Ülkemizde gericilik yerini koruyor, ülke gündemi değişmiyor. 70 yıl önceki sorunları yeniden konuşuyoruz. İnsanlarımız hâlâ fişleniyor. Dünya değişti. Değişim hızı fazla. Değişime direnmek, selin önünde olmaktır. Kaybolmamak için özü yakalamak gerek. Kişilikli insan yetiştirmede sıkıntımız var. İnandığını ve yaşadığını anlatamıyor insanlar. Türkiye''de hâlâ aba altından sopa gösteriliyor. Varlığımızı devam ettirmek istiyorsak insan hakları konusunda dünya ile entegre olmamız gerek. Bunu da siyasilerden beklemeyin, herkesin sorumluluğu var. Doğrularımızı inatla savunmalıyız. Ben emekli albayım ve Doçentim. Profesör olabilirdim, bu YÖK ile istemedim. Zaten olmazdı da. Ekrem Aldaklı (BBP Bursa İl Başkanı): Osmanlı özlemi başka. Nesillerin aydınlığı ve umuduydu.
TÜRKÇE MATEMATİK DİLİ Prof. Oktay Sinanoğlu: Sahte gündemlerle tarihten silinmemizin plânları yapılıyor. Batıdan hoşgörü ve insan hakları dersi alacak halimiz yok. 10 bin yıllık şerefli tarihimiz dünyaya insanlığı öğretmeye yeter de artar bile. Onun için kendimizi toparlamalıyız. Batıya yeniden öğretmeliyiz. Bir millet dilinden koparılarak çözülür. Atatürk''ün dediklerinin bile başı alınmıyor, sonu hatırlatılıyor. İşte örneği "Türk demek, Türkçe demek. Ne Mutlu Türküm diyene Türkiye''de "ciğerli ve ciğersiz" ayrımı vardır. Türkçe matematik dilidir. Matematik de ilim dilidir. Türkçeyle ilim de olur, bilim de. Osmanlı''da padişah memleketin ve insanların kölesi gibi çalışırdı. Dr. Nefi Demirci (Kerküklü, Kuzey Irak Türkmenleri Derneği Başkanı): Kerkük''te katliam sürüyor. Bölgede fiilen Kürt devleti kurulmuştur. Oluşum değil fiili Kürt devletidir. Türkler''in yarısından fazlası Saddam zulmünden kaçarak göç etti. Ankara bu göçmenleri kabullenmiyor. Neticede kimlik yok oluyor. Acil çözüm bekleyen bir sorun bu. Kuzey Irak''ta üçer milyon Kürt ve Türk nüfus var. Bölge politikaları yanlış. Erbil''de 150 bin Türk var, okulu da var. Öteki 3 milyona yaklaşan Türk nüfusun okulu yok. Bu yanlış değil mi?
KUCAKLAŞMAK Prof. Mustafa Erkal (İstanbul): Değişime damgamızı vurmalıyız. Şimdi değerlendirme zamanı: 21. yüzyılda görünüm: Türkiyemiz nasıl olmalı? Ankara, Türk ve akraba topluluklara sahip çıkmalı. İnsan hakları ve demokratikleşme konusunda ilerde olmalıyız. Kosova''da Türk askeri ve devlet adamları nasıl karşılandı, gördük. AGİT''te devlet adamlarımızın Türkçe konuşmaması yadırgandı. Türkçe''ye sahip çıkalım. Klâsik faaliyetler bitti, değişim gerek. Çelişkilerle 21. yy.''a giremeyiz. Kucaklaşarak girmeliyiz. Cumhuriyet''in akıllı dostlara ihtiyacı var. Mutabakata ihtiyaç var. Kaynaşmak gerek. İsrafı yenmeliyiz. Japonya''da 11 bin resmi makam aracı varken Türkiye''de bu sayı 87 bindir. Oldu mu? Hacı Yusuf Çelebi (İşidamı-Adıyaman): Yanlış ve yanlı yaşıyoruz. Birbirimizden kopmamalıyız. Ecdadımız evi 2 katı geçerse kuş yuvası yaptırıyordu. Mezarlığa da kuşlar için suluk. Fatih zamanında yoldaki tükrüklere kül döken görevliler vardı. İyi değerlendirmek ve iyi algılamak lâzım. Doçent Dr. Mehmet Erkan (Afyon): Hâlâ dilimizi tartışıyoruz. Oysa çok geride kalmalıydı. Dünya ise sivil toplumların gücünü tartışıyor. Biz neden güçlü olamıyoruz, buna cevap aramalıyız. Dr. Zülfikar Özkan (İstanbul): Dengeli ve uyumlu gelişme gerek fiziksel, ruhsal, sosyal ve bedensel denge sağlanmalı. Değişim için siyasilerin birlikteliği icab ediyor. Mehmet Şeref Özbek (Avukat-Antalya): Kalitede sorun yaşıyoruz. Herkesin beğeneceği kalite şart. Güçlü ekonomi insanın kendine güvenini artırır. Bürokrasi, kalkınmanın önünde en büyük engel. İşsizler ordusunda tahsilli sayısı artıyor. Kuruluşlarımız yorgun. Sistem sosyolojik analiz istiyor. Kamu hizmetleri, herkese eşit olmalı. Ülkemizde ne yetki veriliyor, ne de yetki verilen yöneticiler bunu kullanıyor. Orhan Erdem (Avukat-Aydın): Uludağ''ın eski adı Keşiş Dağı. Osmanlı önce burayı fethetti. Dolayısıyla önemli bir yerde birlikteyiz. Batılı tarihçiler (Hammer dahil) hep Osmanlı''nın aleyhinde. Tezviratta bulunuyor. Dikkat etmek gerek. Demokrasinin çerçevesini genişletmeliyiz. Devletten yana olmamıza rağmen hep ezilen biz oluyoruz. Şimdi insanı daha öne çıkarmalıyız. Aydınlarımız da sivilleşmede önde olmalı.
GENEL MERKEZ TAHAKKÜMÜ Davut Boztaş (İş adamı, Balıkesir): İrtica bahane edilerek zulüm yapılıyor. Son zamanlarda din eğitiminde ciddi bir boşluk görülüyor. Ali Seydi Çakırer (Bursa-Avukat): Sivil örgütlerin eski tüzükleri yenilenmeli. Hastalıklarımızı konuşabilmeliyiz. Bursa''da 150 bin insan icrada. Nüfusu da birbuçuk milyon. Ülkemizde kendi müziğini dinlemeyen yetkililer var. Mevcut Anayasa uzlaşma getirmiyor. Türk rönesansı gelmeli. Uyuşukluk atılmalı. Türkiye''de maalesef laiklik yok, laikleştirme var. Dar bölge ve iki turlu seçim olmalı. Genel merkez veya lider tahakkümü kalkmalı. Zayıf hükümetler bürokrasi için fırsattır. Dolayısıyla hükümetler parlamento dışı kurulmalı, TBMM denetlemeli. Yargı, hukuka uygun olmalı. Reform gerçekleşmeli. Çünkü Malki Cinayeti''nin dosyasını 2 yıl bekleten başsavcı o zaman hemen görevden alınır. Şimdi nasıl olduğunu hep birlikte görüyoruz.
RANT: KAZIKLI SİSTEM Mehmet Memiş (Mühendis, işadamı-Giresun): Ekonomimiz berbat. % 22 oy ile ülke yönetilmemeli. En iyi 2000 hediyesi bu yönetimin uzaklaşması. Prof. Musa Taşdelen (Adapazarı): Marmara bölgesindeki depremde betonarmeler sağlam, zemin yanlış. Sadece müteahhitler değil yanlış zemine ruhsat verenler de sorumludur. Adapazarı''nda şimdi rantçılar "kazıklı sistemi" savunuyor. Deprem sonrası bölgede sıvılaşma arttı. Dolayısıyla şehirleşme kuzeyde olmalı. Çünkü Adaparı ovası sulanmadan yılda 2 defa ürün veriyor. Hantal yapı ıslâh edilmeli. İşadamı Necati Tosun (İzmir): Yanlış teslimiyet anlayışı yüzünden inisiyatif ve irade kayboluyor. Mustafa Kıvanç (Avukat-Kırıkkale): Cumhurbaşkanlığı seçimini sivil toplum kuruluşları Ankara''da tartışmalı. Avukat Ergün Tugutay (Manisa): Osmanlı halka iyi anlatılmalı, Atatürk sola, marksistlere, ateistlere bırakılmamalıdır. Türkiye''de barlar vasıtasıyla alkolizm tehlikesi büyüyor.
GEÇER NOT ALMAK Dr. Bahtiyar Aslan (Muğla): Kavram ve dil kargaşasından kurtulmalıyız. Aydınca düşünmenin önündeki engeller kaldırılmalı.
Halil İbrahim Özşekerci (Mustafakemalpaşa): Gençler önemsenmeli, iletişim artmalı, çözüm getiren teklifler çoğalmalıdır. Tevfik Karabulut (Avukat-Ordu): Güçlü olamaz isek yaşayamayız. Çünkü yılan, her zaman kurbağayı yutar. Örgütlü toplum olmalıyız. Müşterekleri konuşmalıyız. İkibin yılını biz belirleyecek isek, önce buna inanmalıyız. Prof. Ömer Fahrettin Göze (Sivas): Herkes kendini sorgulamalı. İleriye dönük projeler üretmeli. Kötü yapılaşmadan da kurtulmalıyız. Ekonomist Ahsen Okyar (Kocaeli): Marmara depreminde bürokratlar sınıfta kaldı. Sivil toplum öne çıktı, yardıma koştu. Destanlaştı. Depremzedeler bir "alo" ile sesinizi bekliyor. Anlatılanların önemli bir bölümünde "başörtü" zulmüne dikkat çekildi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi''nde bu konuda yönetime ispiyon yarışı yapılıyormuş. Mağdurlar baskıdan tedavi görmeye başlamış. 21. yüzyıla ne yakışıyor, ne yakışmıyor ülkemizde! Sanırım Ankara bunu görür. Göremezse vay halimize. Allah''tan sivil toplum kuruluşları var. Duyurmaya çalışır.

