Devlet Bakanları Prof. Tunca Toskay, Recep Önal ve Fuat Miras ile birlikte Almanya''dayım. TOBB bir dizi etkinlik düzenlemiş bölgede. Bir uçak dolusu işadamı, bürokrat ve gazeteci Avrupa Birliği sürecinde konuk. Sadece ansiklopedi ve kitap karıştırmak yetmiyor. Türkiye''de en yetkili, üretken, liberal görüşlü bir akademisyen Prof. Hüseyin Bağcı''yı dinlemekte yarar var. ODTÜ''nde öğretim üyesi. Türk Demokrasi Vakfı''nda Birleşmenin 10. Yılında Almanya ve Türkiye-Almanya İlişkileri''ni anlatıyor. Prof. Bağcı''yı keyifle dinliyorum. Prof. Hüseyin Bağcı''ya göre Türkiye bölgede bir köprü değil, merkez. Ankara, AB ile müzakereleri Türkçe yürütmeli. Almanya Türkiye''yi hangi siyasal görüş iktidarda olursa olsun devre dışı bırakamaz. Ancak yeni dönemlerde yeni bir diyalog, yeni bir tarz geliştirmek lâzım. Almanya, istendiği kadar "bir göçmen ülkesi değil" densin, 7.2 milyon yabancıyla Almanya bir göçmen ülkesi gerçeğini yaşıyor. Bunun 2.5 milyonu da Türk. Bu önemli bir rakam. İyi değerlendirilmeli. Fakat bir gerçek var ki, Almanya ile ilişkilerimiz konusunda çok az yayın var. Hatta Almanya''daki yayın, Türkiye''den çok fazla.
Almanya bugünlerde Türkiye''den, Hindistan''dan sonra insan ithal ediyor, 170 bilgisayar uzmanı alıyor. Acil ihtiyacı var. Almanya''nın en büyük sorunu nüfusun artmaması. Yetkililer "çocuk yapın" çağrısında bulunuyor, teşvik veriyorlar. Yine de beklenen rakama ulaşılamıyor. Almanya''ya 40 yıl önce işçi olarak gidenler bugün müteşebbis ve yatırımcı. Üstelik atak. Çoğu sektörde söz sahibi. Şimdi de hiç olmayan bir şeyi gerçekleştiriyorlar: Otobüs işletmeciliği. Artık Berlin ile; Köln ve öteki kentlerde bundan sonra dolmuşlar da bulunabilecek. Yani Alman bilgisayarlarına virüs girdi demek bunun izahı. Almanya''daki yeni nesil Türkler çok farklı. Eskilerin ise birikimi ve tecrübesi çok önemli. İlerde bunların anıtı dikilirse şaşmamak gerek. "Bu metroyu, bu hızlı treni biz yaptık.." diyor işçilerimiz. Gururla Alman ekonomisine olan katkılarını belirtiyorlar. Almanya bütün batılı ülkelerin yakın takibi ve merceği altında. Radikal bir karar almada zorlanır. Özellikle de Türklerle ilgili. Çünkü başta Fransa ve İngiltere olmak üzere gelişmişlikte arayı açıyor. Londra, Paris, hatta Roma bu açılışı normal karşılamıyor. Dolayısıyla Almanya temkinli. Mesela Gıyaseddin Yılmaz adında bir Kürt, 50 bin imza toplayarak, kendilerine "azınlık statüsü" verilmesini istedi. Alman yetkililer bu müracaatı üniversitede ilgili birime gönderdiler. Gelen bilimsel cevap müspet değildi. Alman yönetimi bu talebi reddetti. Almanya''da yeni sağ bir hareket, yapılanma başladı. Sanat, kültür, sosyal hayat ve siyasette etkili. Bununla da Almanlar''ın (Nazi suçluluk psikolojisinden kurtulma sürecine girildiği) yorumu yapılıyor. Bu da Türkler''in lehine bir gelişme. Yabancı düşmanlığını durduracak bir mania. Almanlar''ın Balkan politikası ise tuttu. Yatırımını bölgede artırdı. Türkiye''nin ise Balkanlar''daki tanımlanmamış çıkarları belli değil. Kimse bilmiyor. Öyle ki çoğu gelişmeden geç haber alınıyor. Prof. Hüseyin Bağcı''nın örneği de dikkat çekici: -Makedonya''daydım. Eski komünistlerden, yeni Dışişleri üst yöneticilerinden biri bana ''yeniden Hıristiyan oldum'' demez mi? Şaşırdım, izahını istedim. Balkanlar''da bu tür görev almak için Hıristiyan olmak imtiyaz ve öncelik. Putin de hatırlarsanız, Rusya''da adaylıktan önce Kilise''de kutsandı. Türkiye bu duyarlılığı gözönünde bulundurmalı. Almanya''nın geliri 14 milyar dolar. 81 milyon nüfusun % 25''i her yıl yurtdışında tatilde. ZDF ve RTL Televizyonları Almanlar''ın Afrika''daki hizmetlerini tanıtmak için yayın yapıyor. Estonya''daki Alman mezarları, Alman gençleri onarıyor. Alman toplumu bu konularda duyarlı. Buna rağmen, Almanya''nın dünya liderliğini üstlenmesi zor. Ancak dünya da Almanya''yı devre dışı bırakamaz. Almanya''nın BM Güvenlik Konseyi üyesi olmamasına tepkisi de bundan. Türkiye ile ilişkileri de geri dönülmez bir yolda. Terör örgütü PKK''yı desteklediği iddiaları ve AB''de Ankara''ya sorun çıkardığı ileri sürülen tıkanıklık ise aşılmayacak gibi değil. Köprünün altından çok sular aktı.

