Sözde Ermeni soykırımı iddiasıyla ilgili Amerikan Temsilciler Meclisi''nde Türkiye aleyhindeki karar açıklandığında Devlet Bakanı Prof. Ramazan Mirzaoğlu ile birlikteydim. İlk tepkisi: "-Amerika ne yapıyor? Biz istemezsek Ermenistan nefes bile alamaz. Bu karar Amerika''nın da aleyhinde. Türkiye, Ermenistan''dan daha mı önemsiz bir ülke ki böyle davranılıyor? Ermeni Lobi''sine yenik düşüyor" şeklinde oldu. Osmanlı arşivlerinin neden hâlâ tümüyle açılmadığını ise daha sonra konuşacağız. Ebulfez Elçibey rahmetliyi anma toplantısındayız. Türkiye ve Türk Dünyası İktisadi ve Sosyal Araştırmalar Vakfı ile Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsü Yaşatma Derneği''nin ortaklaşa düzenlediği Denizcilik Müsteşarlığı''ndaki toplantıdayım. Türk Cumhuriyetleri''yle ilgili Devlet Bakanı Prof. Abdülhaluk Çay''ın anlattıkları daha da ilginç, derin derin düşündürücü: "-Ermeni sorunu ve terörü üzerine Dışişleri Bakanlığı YÖK''e bir yazı yazıyor. Yazıda, Almanya''nın 50 yıllık arşivlerini çalışmaya açtığı, dileyen akademisyenlerimizin bundan istifade edebileceği belirtilerek; tarihi, bilimsel araştırma yapabilecek hoca ismi isteniyor. YÖK yazıya verdiği cevapta bir sene içinde hiçbir müracaat olmadığını bildiriyor. Dosya da kapanıyor." Yandı mı keten helva! Ermeniler''in iddiaları için yayınladıkları kitap sayısı yüzlerce. Ankara ise miras yiyor, eski bazı eserlerin tıpkı basımı ile yetiniyor.
Ermeni işgali ve zulmü Gelelim Elçibey merhuma. Gence''de yüz kadar çapulcu asker ayaklanıyor, Bakü''ye yürüyor. Elçibey dayatmalar karşısında"Ülkemin % 20''sini aşkın yeri Ermenilerce işgal edilmiş, bir milyon Azeri kaçkın durumuna düşmüş. Karabağ''da Rus ve Ermeni dayanışması içindeki zulüm sürerken memleketimi içsavaşa sürüklemem" diyerek Cumhurbaşkanlığından istifa ediyor. Türk Cumhuriyetleri''nde ilk defa seçimle işbaşına gelmiş bir cumhurbaşkanı, kendi arzusuyla istifa ederek, Köyü Keleki''ye çekiliyor. Türkiye ve Azerbaycan bu tavrı iyi değerlendirebildi mi? Fiili durumu dünya kamuoyuna anlatabildi mi? Önemli bir fırsattı. Halen de bu işgal ve mağduriyet sürüyor. Suni gündemlerle düşmanlarımızın ve dost gibi görünen müttefiklerimizin gündemine teslim olduk, kendimiz tespit edemedik. Sorunlara yüklü bir kambur daha eklendi. Elçibey, seçimlere girerken ne New York''tan, ne Moskova''dan destek almadı, onlara sıcak görünmek gibi bir ihtiyaç hissetmedi. Buna rağmen seçildi. Rusçu Muttabilobav''a, Amerikancı Gudiyev''e, İrancı Cevadov''a rağmen halkının desteğiyle ipi göğüsledi. Ama inanır mısınız Keleki''ye çekildiğinde hiçbir liderimiz veya temsilcisi o''nu köyünde ziyaret etmedi, edemedi. Hatta telefonu kesilirken bile en son onların haberi oldu.
Kafkasya dayanışması Öteki sivil toplum kuruluşlarımız otururken, Kayseri''deki bir lokal, ancak gönüllü cemiyetimiz kalktı geldi başkent Ankara''ya toplantı tertipledi! Bu toplantıda ne gariptir ki, Azerbaycan Büyükelçiliği''nden de tek bir Allah''ın kulu yoktu. Özellikle baktım ve baktırdım, tanıdığım kadarıyla. Beylerin Hocası, Hocaların Beyi Elçibey tam bir Anadolu Türk''ü idi. Türkiye ve Türk sevdalısıydı. Yardımcısı Fazil Gazenferoğlu''nun anlattığına göre; KGB''nin 1972 yılı raporunda "Kuzey-Güney Azerbaycan''ı birleştirmek istiyor. Çok sayıda talebe yetiştiriyor, en geç 20 sene içinde devleti ele geçirebilir" deniyor. İşte bu dönemde, Sovyet rejimine direnen bir devrimci Elçibey. İdeallerini hayata geçirdi. Latin harflerine hızla girildi, kril bırakıldı. Türkiye ve Türk Dünyası ile ilişkiler de aynı hızla sürdü. BDT''ye girmedi. Kadro yetiştirdi. Türk Dünyası ve bölge o''nu lider bildi, lider gördü. Çeçenya''nın Cumhurbaşkanı Şehit Cevher Dudayev''in dış dünyaya çıkmasını, temaslarda bulunmasını sağladı, çemberi kırdırdı. Eleştirilere, tehditlere "Biz Kafkaslıyız, elbette dayanışma içinde olacağız" dedi. Misyonu ve davası yaşıyor. Tek çözemediği sorun ise Karabağ''ın kara talihi Ermeni işgali ve zulmü. Ankara ile aynı hizaya geldi. Türkiye de Ermeni Sorunu''nu, sözde iddialarını çözemedi, anlatamadı, aktaramadı dünya kamuoyuna.

