Dünya kamuoyu ve medyası Türkiye''den bahsediyor.Hangi televizyon kanalını bir müddet izlerseniz izleyin, dönüp dolaşıp Türkiye''ye geliyor. Gazetelerin ilk sahifesinde yine Ankara var, İstanbul fotoğrafları mevcut. Radyolar Türkiye''deki muhabirine bağlanarak ya Düzce depremindeki kurtarma çalışmalarını aktarıyor, yahut gerek KEİ, gerekse AGİT Zirvesi için Türkiye''de bulunan liderlerle yaptığı söyleşileri aktarıyor. Gerçekten büyük başarı iki dev organizasyon. Yoğun yaşanan bir diplomasi trafiği. BBC baktım Türkçe Bölümü''nden Firdevs Robinson''un haberini yayınlıyor. Ama hep kendi zaviyelerinden. Buna rağmen olsun. Türkiye''nin gündemde olması, tartışılması, değerlendirilmesi, tanınması önemli. Firdevs Robinson diyor ki "Clinton, Fener Patriklanesine gidecek. Patrik Bartholomeos ile görüşecek." Şimdi buraya dikkat edin. Rum lideri değil "Kıbrıs Cumhurbaşkanı Klerides de büyük olasılıkla Fener Patriği ile görüşecek!" Kıbrıs Sorunu büyük önem arzediyor İstanbul''da. Meslektaşlarımız yabancı da olsa bir hakkı teslim ediyorlar. Diyorlar ki "İstanbul''da normal trafikten bahsetmek gerekirse çok önlem alındı. İş yerlerinde çalışanların sayısı mesela konferans vadisinde yarıya indirildi. Okul tatil edildi. Tabii bütün bunlar İstanbul halkının yaşamını olumsuz etkiliyor. Gidiş gelişler zor. Üstelik yağmur da karmaşaya neden oluyor." Yabancı basın mensuplarının bir ortak kanaati de Clinton gerek konuşmaları, gerek temasları ve açıklamalarıyla sempati dolu bir hava oluşturmuş Türkiye''de. Hatta deprem bölgesinde bile öyle. Fazla şikayet etmiyorlar. Tek endişeleri deprem korkusu. Deprem duyumları. Ecnebi meslektaşlarımız Türkiye''nin Avrupa için ne kadar vazgeçilmez bir ülke olduğu konusunda başta Clinton, çoğunun hemfikir olduğunu belirtiyorlar. Bundan Başbakan Ecevit dahil çoğu siyasi lider mutlu "Türkiye''yi hem iyi, hem doğru anlıyor Clinton" demekten kendilerini alamıyorlar. Bu gelişmeden tek memnun olmayan İran. Komşu ülkemizin medyası zehir zemberek. Türkiye''nin soğuk savaş dönemindeki konumunu yeniden elde etmeye çalıştığını ileri sürüyor Amerika ve siyonist İsrail ile işbirliğine girdiğini savunuyor. Tahran''a göre, Amerika, bölgedeki çıkarları için Türkiye''nin güçlendirilmesi gerektiğine inanıyor. Müttefiki Türkiye''nin bölge üzerinde etkinlik ve nüfuzunu artırarak pekiştirecek, böylece bölgenin zengin yeraltı kaynakları ve madenlerini kontrol edecek. İran, Clinton''ın TBMM''deki konuşmasına da ateş püskürüyor. Buna göre bir ülkenin milli iradesinin sembolü olan parlamentosundaki konuşma bağımsızlığa gölge düşürücü ve komşu ülkelerle münasebetleri zedeleyici boyutta. Ermenistan, Suriye ve Irak medyası henüz konuşmadı, görmezlikten geliyor. Yahut geçiştiriyor Türkiye''deki yoğun diplomatik trafiği. En azından gönül isterdi ki özellikle bir Müslüman komşu ülke lideri gelsin deprem bölgemize ve Clinton''ın söylediklerinin ve yaptıklarının milyonda birini ihsas ettirsin. Ne diyor Clinton; depremzedelere: "-İyi günler gelinceye kadar bütün bunları birlikte aşacağız. Bilmelisiniz ki, hayatınızın normale dönmesine yardım edebilmek için elimizden gelen herşeyi yapacağız." Sonra yedi aylık bebeğimiz Erkan''ı kucağına alıp "İt''s baby" (o bir bebek) diyor. Ve bu fotoğraf dünya medyasına anında yer buluyor. Bölge gerçeğinin bir önemli belgesi ve resmi gelişmeler.
Chalsea aydınlığı sevdi Başkentte Clinton''ın ziyareti dolayısıyla iki gün trafik felç oldu. Şimdi aynı sorunu İstanbul yaşıyor. Başkentlilerin halini ancak bu durum anlatmaya değer. Başkan Clinton ve Hillary''nin biricik kızları Chalsea, Kızılay Bakanlıklar''daki İspanyol Zara''dan kredi kartışla alış veriş yaptı. Hediyeler aldı. Ayakkabı, kazak, elbise falan. Fakat Ankara''da en fazla dikkatini çeken TBMM''nin görkemi ve şıklığı yanında, genel kurulu aydınlatan avizeler oldu. Dudak okuma metoduyla Chalsea''nın sordukları ve aldığı cevap: -Ne kadar büyük avizeler, çok da.. birbirinin aynı üstelik. -Öyle.. saydın mı? Chalsea saymaya başlıyor: 16 büyük dev avize. -Saydım.. -Her avize tarihte kurulan Türk devletlerini sembolize ediyor. -Hımmm.. ilginç. Baba Clinton bu sırada konuşuyor, Anne Hillary ise eşini dinliyor.
Rus katliamı şiddetleniyor Rusya Dışişleri Bakanı İgor İvanov ne kadar yalanlarsa yalanlasın, Çeçenistan''da bir dram yaşanmadığını ileri sürsün, teröre karşı mücadele verdiklerini savunsun hiçbir inandırıcılığı yok. Kafkasya''da bir insanlık dramı yaşanıyor. Çeçen göçmenlerin sayısı Rus yetkililerinin açıklamasıyla 200 bini aştı. İnguş''a geçerken bu zavallı sığınmacıların çoğunun yolda hayatını kaybettiğini biliyoruz. Bazı konvoyları da Rus uçakları bombalayarak katlediyor. AGİT imdat.. Uluslararası toplumun SOS çağrılarının duyulması gerek. Bu arada sevindirici bir gelişme Çeçen lider Aslan Mashadov''un İslam Konferansı Teşkilatı Başkanı İzzettin Leraki''ye yazdığı mektup yerine ulaştı. Böylece İKT diye bir örgütü yeniden hatırladık. Leraki de Moskova gezisini erteledi ve mektubun bir suretini üye 43 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarına gönderdi. Ohhh be. Hiç olmazsa bundan sonra görelim ne yapacağınızı.
İlk büyük kongre Bu hafta sonu DYP gerçekleştiriyor. Deprem ve Clinton''ın gezisi AGİT ve KEİ Toplantıları gündemi etkilese de merkez sağın bu büyük oluşumu ince ve keskin köprüden geçiyor.
Tansu Çiller, Köksal Toptan, Mehmet Dülger, Servet Harputluoğlu, İsmet Seferoğlu, Giray Balcı ve Nurullah Aydın liderlik için yarışacak. Çiller ve Toptan daha şanslı. Necmettin Cevheri bütün listelerde var. Cihan Paçacı, Nahit Menteşe, İsmail Karakuyu, Ninah İlgün ve M. Nedim Bilgiç, Çiller''den yana. Ankara İl Başkanı Nevzat Ceylan''ın da aralarında olduğu İç Anadolu''daki Yozgat, Eskişehir, Aksaray, Çorum, Çankırı, Karaman, Kayseri, Kırşehir, Kırıkkale, Konya, Nevşehir, Niğde ve Sivas yani 14 il Tansu Hanım''a (evet) diyor. Doğu''dan da Erzurum, Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Hakkari, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Tunceli ve Van 14 il Çiller''in yanında. Bugün seçim olsa Çiller favori. Ama netice ne olursa olsun demokrasimiz kazanacak, ülkemiz ve insanımız rahatlayacak. Birikimli, tecrübeli, kültürlü insan kazanımımız her geçen gün artıyor. Üstelik nüfusumuz da genç.
AGİT''te parlamento heyetimiz olsaydı DSP İstanbul Milletvekili Ahmet Tan başkanlığındaki 8 kişilik heyet AGİT''in bütün ülkelerdeki toplantılarına iştirak ediyor da, kendi ülkesindekine katılamıyor. Ahmet Tan, Bayındır''da hasta yatıyor zaten. Geçmiş olsun sayın Bakan. Dolayısıyla TBMM Genel Kurulu''nda da konuşamadı. İmdada Prof. Nevzat Yalçıntaş yetişti. "Biz, bize düşeni yapalım" dedi. Türkiye''nin karnesinin düzeltilmesi gerektiğini anlattı. İpuçları verdi: Demokrasi, hukuk, milli güvenlik, yasakçılık, idamlar, baskınlar. AGİT Heyetimize yabancıların ve özellikle Amerikalılar''ın sorduğu; 1) Mahkûm yazarlar ve düşünürler, 2) Gönüllü Teşekküllere (NGO) baskılar ve 3) Kolluk kuvvetlerinin sanıklara muamelesi. TBMM AGİT Heyeti İstanbul Zirvesi''ne katılamasa da önerileri var; karnenin düzeltilmesi, sınıfın geçilmesi, ikmale kalınmaması açısından: Demokrasi açığının kapatılması, insan haklarının korunması, güvenceye alınması, Anayasa''da, Ceza ve Siyasi Partiler Kanunu''nda yapılacak değişiklikler. Uygulamanın ıslahı. Hapishanelerin durumu. Ve Çeçenistan''daki katliamın uluslararası toplumun duyarlılığı dikkate alınarak değerlendirilmesi, komşu bir ülkenin iç meselesi olmadığı.

