Kaydet
a- | +A

1960''lı yılların sonuna doğru genç gazetecilerin dostu, taze polis şefleri, amirleri vardı, İstanbul''da. Nihat Kaner rahmetli oldu. Pasaport Şubesi''nde Nuran Abla''mız vardı. Bolu Emniyet Müdürü olarak halen görev yapan bir sanatçı, şair Uğur Gür de öyle. İsimleri saymayı uzatmamak için, bir de Sadettin Tantan. Kendileri istemese de medyada yer bulurlardı her zaman; çalışkan, dürüst, üretken kamu görevlileri. Tantan şimdi İçişleri Bakanı. Dün yeni atanan valiler için Strateji Araştırma Merkezi''nde bir konuşma yaptı. Dedi ki bam telinden yakalayarak: "Sizler devletin halkla kucaklaşmasının öncülerisiniz. Rüşvet, yolsuzluklar, çete ve organize suç örgütleriyle mücadele için çalışacaksınız. Sorunlara adil, tarafsız ve insancıl yöntemlerle çözüm arayacaksınız. Güler yüzünüzü, sıcak ilginizi, sevecenliğinizi gösteriniz."

Çürümeye, yozlaşmaya dikkat Ben böyle bir vali tanıyorum. Hatta Tantan''ın istediği gibi elinde kazma kürek kentin alt yapısına da katkıda bulunurdu halkla beraber. Adı da Şanlıurfa Valisi Şehabettin Harput. Akşamları bile halkın arasında, korumasız onlarla birlikte çay, kahve içer, sohbet eder, dertlerini dinler, çözüm arardı. Ben yaşadım, biliyorum. Ama görevden alındı.

Sadettin Tantan daha önce de bir açıklama yaparak; Türk devleti için en başta gelen tehlikenin hazineden geçinenler arasındaki rüşvetler, yolsuzluklar, çürümeler ve yozlaşmlar olduğuna dikkat çekmişti. Ne kadar doğru..daha birkaç gün önce Türkiye''nin manşetinden aktarılmıştı, kamuoyuna. Demek terör ve irticayla bölücülük kadar, hatta bazan onların da önünde, iç bünyeyi kemiren kurtlar hiç ihmal edilmeye gelmez. Çetin Altan''dan öğrendim, müteveffa İsmet İnönü''nün ilk Başbakanı Dr. Refik Saydam 61 yıl önce Tantan''ın dile getirdiği gerçekleri deşifre etmiş resmi ağızdan (1939) -Her işimiz A''dan Z''ye bozuk. Dr. Saydam''a yağcılıktan, Çankaya dalkavukluğundan, hükümet kapı kulluğundan, afur tafurlu yaşayan, halktan uzak bu insanlardan gına gelmişti. Milenyum''da, sondan başa dönüyoruz. Çok sorunun üstesinden geliyoruz, ama bazıları yine bir yolunu bulup kene gibi yapışıyor, bırakmıyor. Rüşvet öyle, suiistimal öyle, vurdum duymazlık öyle, cezaların caydırıcılığının azlığı öyle, kolaycılık öyle, hukuk devleti olmamak öyle.

Kara mizah örnekler Gaziantep''te bir hırsızlık olayını anlattılar. Gelin arabası gibi süslenmiş araç kaldırımda yürüyen bir hanıma yaklaşarak, çantasını kapıyor. Epeyi süre sürükleniyor kadıncağız. Sonunda eli ve boynu kopacak gibi olunca bırakıyor. Maaşını yeni almıştır. Çantanın içinde duruyor. Biraz da, tasarrufu olan döviz ve ziynet eşyaları var. Bir ay sonra iki genç hırsız yakalanıyor. Yine aynı yöntemi kullanırken. "Evlendik-mutluyuz" diye, plâkalara belli olmasın diye yazı asmışlar. Soydukları insanlar emniyete geliyor, yüzleştiriliyor. Yasa geriği hırsıza avukat da tutuluyor. Veya kendisi bir avukat buluyor. Hırsızın avukatı mağdurlara diyor ki "Bütün çalınan eşyalarınızı vereceğiz. Ancak siz hırsızı teşhis etmeyeceksiniz. Yoksa paranızı alamazsınız." Avukat''ın dediği de oluyor. Mağdurlar hırsızı "tam teşhis edemiyor" ama "kibar tehdit" karşısında geri adım atıp paralarına kavuşuyorlar. Siz hiç PTT''den faks çektiniz mi? Hiçbir ülkede bu kadar pahalı değil. Almanya da bile 30-40 fenik, Türkiye de ise 3.5 mark bir sahifesi. Yani bir milyon. Bir sahife çekiyorsunuz, bir sahife de PTT''de kalmak üzere form dolduruyorsunuz. O''nun da parasını PTT sizden alıyor. Bundan sonraki sahifeler 500 bin TL. Ne güzel kâr! Advantage kartı olanlar kendilerine gelen yazı ve dekontları okuyorlar mı? Bilmeliler ki, itiraz edene kadar her ay 4 milyonTl kadar para, Boyner Sigorta''ya kesiliyor. Yani sizi sigorta ediyorlar! Size gelen matbu ve uzun yazıları imzalamadan önce mutlaka okuyun. Yoksa bazıları kolay para kazanmanın yöntemini çok iyi biliyor. Gülünç hakikatlerin dahası var, gerisi var; ama sonra.