Benim internet gibi iyi bir radyo izleyicisi olduğumu hatırlıyorsunuzdur. Nasıl olmayayım Türkiye''ye yönelik 10''un üzerinde kuruluş harıl harıl neşriyat yapıyor. Çin''den BBC''ye, VOA''dan Moskova''ya değin gümbür gümbür. SSCB dağılmadan önce "Bizim Radyo" diye Doğu Berlin''den yayın yapan, Türkiye''den kaçan marksistlerin sığındıkları bir korsan kuruluş vardı. Müteharrikti. İnsanları tahrik ederek yönlendirmeye şartlandırmaya kuruluydu. Mevcutlar öyle değil. İkili anlaşmalarla kurulanlar da var, kamuoyumuza kendi mesajlarını vermek için yayın yapanlar da. Tahran Radyosu mesela.. Bakın neler diyor özetle: "Son 10 yıl içinde Türkiye''deki hükümetler ciddi takip ediliyor. Türkiye için Orta Asya ve Kafkaslar''da uygun ve güçlü bir konuma sahip olmak büyük önem taşımakta. İktisadî açıdan bu bölgedeki petrol ve doğalgaz kaynakları ve bunların Türkiye üzerinden geçişi için elde edilen gelirler ve Türk mallarının ihracatı için bu ülkelerdeki tüketim piyasası Türkiye için vazgeçilmez değerde. Siyasi boyuttan bakıldığında, uzun bir geçmişe sahip olan Türkiye ile Türkçe konuşan Türk Cumhuriyetleri arasında Pantürkizm ideolojisinin güçlenmesi ve bu bölgelerdeki batıcılık eğiliminin artması, Ankara Hükümeti''nin başlıca amaçlarındandır. MHP Pantürkizm ideolojisini himaye ediyor. ANAP ve DSP Avrupa Birliği için çaba sarfediyor. Dolayısıyla Başbakan Ecevit, hükümetinde istikrarı sağlayabilmek için iki siyaset arasındaki uyumu oluşturmaya çalışıyor." Tahran bundan rahatsız. Baktığı gözlük de önemli. Partilerimiz buna sevinebilir. Ancak dahası var Tahran''ın söylediklerinin. Hatta bazı ülkeleri uyarı ve tehdide varacak kadar: -Ankara''nın Avrupa Birliği''ne üye olması için pekçok engeli aşması gerekiyor! Bu arada Vladimir Putin''in Ortaasya ve Kafkaslar''da dizginleri ele almasıyla Türkiye için tehlike çanları çalmaya başladı. Putin, NATO''nun yayılma girişimini eleştirerek "Rusya kendine yönelik bir tehdit görürse değil Avrupa, bütün dünya, bundan etkilenecektir" diyor! Ankara ile Moskova arasındaki gelenekselleşmiş rekâbetlere bakılacak olursa Rusya''nın tutumu, diplomatik girişimleri, BDT ziyaretleri Türkiye''nin çok fazla kaygılanmasına yol açmıştır!" 24.06.2000 saat 19.000 Haber bülteni. Tahran, Putin''in ataklarından mutlu, Ankara''nın AB ile sorunlarından mesrur! Ancak esas tedirginlik; güçlü, istikrarlı bir Türkiye''nin yanında bölgede demokrasi ve insan haklarının öne çıkması sanırım. Çünkü hukukun üstünlüğü olmayan bir uygulamada demokrasi ve insan hakları birilerini sürekli rahatsız eder. Hele bir de komşularına karşılık Ermenistan ile flört ederseniz.
"Kilise hükûmetin kölesi değil" Geçenlerde Atina ziyaretim sırasında mihmandarımız Eva Papadıamandopoulou''dan Yunanistan ile bilgi alırken ülkelerinde işsizliğin had safhada olduğunu anlattı ve yönetimi eleştirdi. Dikkatimizi çekince de "Yunanistan''da demokrasi vardır. Yönetimi eleştirme hakkına sahibiz" demez mi? Yunanistan''da birkaç haftadır Simitis Hükümeti''nin, nüfus cüzdanlarındaki "din hanesi"nin kaldırılması kararı tepkilere yol açıyor, mitingler düzenleniyor, kınama toplantıları yapılıyor. Atina Başpiskoposu Hristoduolos temsil ettiği Yunan Kilisesi adına hükümet ile "laiklik kavgası"na girişti. Savaş gibi eylemler gerçekleşiyor, muhalefet ediliyor hükümete. Selanik''te 120, Atina''da 100 bini aşkın Yunanlı, Kilise''nin mitinglerinde hükümeti yerden yere vurdu. Hatta Kilise''nin görüşünün alınmamasına daha bir tepki var "madem laikiz, böyle bir uygulamadan önce Kilise''nin haberi olacak. Kilise, hükümetin kölesi değil" diyor Başpiskopos Hristoduolas. Simitis yönetimi kararından dönmedi, geri adım atmadı. Hatta uygulamaya da geçildi. Taraflar demokrasi içinde yetkilerini kullandı. Böyle bir gelişmede dikkat ediyor musunuz ne ekonomi felç oluyor, borsada düşüşler yaşanıyor, dövizler inip-çıkıyor; ne hükümet istikrarsızlığa yol alıyor, ne de miting alanları savaş alanına dönüyor. Taraflar yetkilerini de, hadlerini de iyi biliyor. Doğruya doğru. Dünya durmuyor, dönüyor. Siz de orada yerinizi alıyorsunuz.

