Türkiye''nin artık 100 binlik stadyumlara, 20 binlik kongre saraylarına ihtiyacı var. Galatasaray''ın maçlarından sonra FP kongresi de bu gerçeği dün bir kez daha ortaya koydu.
Kongre''nin değil yapıldığı ASKİ Kapalı Spor Tesisleri''ne ulaşmak, Demetevler''de bile yoğun bir insan ve araç trafiği yaşandı. Türkiye, Ankara''ya akmıştı sanki. Kamera sayısı da saymakla başedilecek gibi değildi. Salonda insanların sırtlarından ter boşanmadı ama, sıcaklık da etkilemedi kimse diyemez.
Protokol kapısını görecektiniz. İçeri girmek isteyenlerce menteşeler yerinden oynadı. Polis güç anlar yaşadı. Gelen konuklara yer bulmakta zorluk çekildi. Rusya''dan ABD''ye kadar yabancı misafirler vardı.
Tribünler Gül''ün ve Kutan''ın arkadaşlarıyla paylaşılmıştı. Tezahürat da ona göreydi, posterler, sloganlar ve tepkiler de öyle. MHP temsilcisi aleyhindeki tezahürat çirkindi.
(Bu millet "frenlenmenin/kısıtlanmanın/hızı kesilmenin/sesi ve yolu kesilmesinin/kaygan zeminlere çekilmek istenmesinin" ne olduğunu iyi tanır) afişleri trafik işaretleriyle karşılıklı yerleştirilmişti.
Ama dikkat çeken ise "O ne diyorsa O" ile "Hepimiz sizleri seviyoruz ama en çok O''nu" biçiminde olanıydı. Telgrafı da okununca deprem oluyor sanırdınız. Coşku bitmek bilmedi.
Siyasi yasaklı Erbakan, FP kongresinin her karesinde vardı. Her fotoğrafında renkli ve netti. Taraflar "biat ve itiat kültürü"nü çok iyi bildiklerinden "Hoca"nın tavrı, işareti ölçü sayılıyordu. Dolayısıyla kongre''nin galibi tek başına Necmettin Erbakan''dı. "Lider Sultası" diyenler bile gerçek karşısında şapka çıkardılar. Ve yine "gerçek lider"in dediği oldu.
Melih Gökçek de FP kongresinde Hoca''dan sonra ikinci isim. Adı okunduğunda salondaki bütün teknoloji Melih Gökçek''i alkışa yöneldi.
Bir siyasi yasaklı Recep Tayyip Erdoğan bunların peşinden geldi. Divan seçiminde (gerilim olmasın) diye hep birlikte Yasin Hatipoğlu''nun başkanlığa gelmesi birisi için ilk raundun kaybı biçiminde değerlendirildi. Ama rekabet kongreyi heyecanlı kıldı. Ta ki iyi hazırlanmış, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları çerçeveli Recai Kutan''ın konuşmasına değin.
Uyuyanlara hamaset ilaç gibiydi. Ancak Recai Bey açıklamalarıyla birikimini ortaya koydu. Milletin emanetçisi olduğunu, Türkiye''nin eksik demokrasiyle kan ve zaman kaybettiğini anlattı. En çok korktuğunun da yanlış anlaşılmak olduğunu söyledi. Kutsal devlet anlayışının da arkasında durduğunu vurguladı.
Basın da nasibini aldı, Recai Bey''den. Medyayı sorumluluğunu ve misyonunu gözden geçirmeye davet etti. Hükümetin istikrar iddiasını statükonun örneği olarak verdi, şiddet içeren eylemler hariç devletin tarafsız olması gerektiğini belirtti. Tek girmediği konu ise laiklik oldu.
FP kongresinde rekabet heyecanı yaşandı. Sorunlardan kaçınılamayacağını da gösterdi. Fakat dünkü FP; merkez sağ''ın boşluğunu dolduracak gibi görünmedi diyenleri de bilmek gerek. Bir bilinmesi gereken de çoğu yerde parti teşkilatı bile olmayan DSP''nin Ecevit ile birinci parti olarak gelmesi gibi; Fazilet de bu kuşatmayla Hoca''yı bekleyecek. Yenilere ve gençlere gelince daha biraz bekleyecekler. Kutan''ın tespitiyle "eksik demokrasi" açığını kapatana kadar.

