Kaydet
a- | +A

Ankara''da Kızılay ve Mithatpaşa Postaneleri dün yine kalabalıktı. Kamu-Sen ve KESK üyeleri başta, çok sayıda sivil toplum kuruluşları mensupları ve vatandaşlar Çankaya''ya telgraf ve faks çektiler. Arzuları da; Kanun Hükmünde Kararname (KHK) uygulamasını Cumhurbaşkanı Sezer''in imzalamaması. Sezer daha önce de OHAL, 1402''likler, DKP''nin kapatılması, kıyak emeklilik, Terörle Mücadele ve Basın özgürlüğü konularındaki KHK''ları reddetmişti. Sayın Sezer Anayasa Mahkemesi Başkanı iken bunların yerine yasal düzenleme istemişti. Kamu görevlileriyle ilgili hükümete, uyarıda bulunarak KHK''nın Anayasa''ya aykırı olduğuna dikkat çekmişti. Vatandaşın cesareti biraz da buradan kaynaklanıyor galiba.

Kanunsuzluk suç olmaz HiltonSA''da Fas Milli Günü kutlamaları vardı. Büyükelçi bir kokteyl verdi. Hükümetten kimse yoktu. Sadece Oğuz Aygün (DSP), Eyüp Sanay ve Rıza Ulucak Ankara milletvekilleri olarak parlamentoyu temsil ettiler. Ancak çok sayıda Batılı diplomat vardı kokteylde. Ne de olsa Fas öteki Arap ülkelerinden daha fazla Batı''ya yakın politika izliyor. Genç Kral, Babası Hasan''ın uygulamasını aynen sürdürüyor. Manşetlere taşınan, kamuoyunu işgal eden KHK bittabi yabancı büyükelçilerin de dikkatinden kaçmıyor. Onlar da öğrenmek istedi dostlarından neyin nesi olduğunu. Biz de kendi ülkelerinde bir kamu görevlisinin işine nasıl son verileceğini öğrenmeye çalıştık. Kuzey Afrika''nın modern mutfağından örneklerin sunulduğu Fas Milli Günü''nde bilgilendirme gülüşmelere neden oldu. Fransa''da bir öğretmen, güzellik yarışmasına katılarak talebelerine iyi örnek olmadığı için görevinden uzaklaştırılmış! Öğrendiğimiz bir misaldi bu. Başka da öğrenemedik. Yoksa Batı''da "şuncu, buncu" diye hiçbir kamu görevlisinin işine son verilmiyor. Hem anlayış farklı, hem uygulama. Batı ile aramızdaki fark dağlar kadar. Eğer suçlu bir memur varsa, bağımsız yargı onun hakkında süratle karar verebiliyor ve hayata geçirebiliyor. Kanunsuz suç olmaz. Keşke "irtica" yasada tarif edilse. Ayrıca Anayasa Mahkemesi Kararı''yla "TBMM, Bakanlar Kurulu''na önemli, ivedi ve zorunlu durumlarda, somutlaştırılmış, belirgin konu, amaç, kapsam ve ilkelerle KHK yetkisi" verebiliyor. Yoksa Parlamento ve hukuk''un yetkisi gasp edilmiş oluyor. Bir husus daha var ki Yetki Yasası; personel arasındaki ücret dengesizliğinin giderilmesi için uygulanabiliyor. Yoksa işinden ayırmak için değil. Bunu ancak yargı yapabiliyor yasalarımıza göre. Sonuca kadar müktesep haklara dokunulmaz. Bu bir Anayasa ilkesi, emri.

Kamu vicdanı zedelenmemeli Eğer bir suç varsa, bu memur için de, toplumun öteki kesiminde çalışanlar için de aynıdır. Keyfilik olmaz. Böyle bir uygulamada ispiyonculuğun ve muhbirliğin sonu gelmez. Devletimizin altını oyanlarla mücadele şart. Ama böyle değil. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu''nda devlet memurunun görevden ihracını düzenleyen hükümler zaten bulunuyor. Mesela 125. Madde. 4483 Sayılı yasa da bunu içeriyor. Kolaycılıkla hukukun üstünlüğü yara almamalı. İç barış bozulmamalı. Toplum uçlara itilmemeli. Anayasa Mahkemesi''nin taze Başkanı Sayın Mustafa Bumin de "KHK aldığı yetkiyi aşamaz" derken önemli, ivedi ve zorunlu şartı arıyor. Her halde ülke gündeminin ilk maddesini teşkil etmiyor konu. Anayasa''nın özü ve ruhu zorlanmamalı. Kamu vicdanı zedelenmemeli. İşte dün Samsun''da öğretim üyeleri yürüdü. Prof. Osman Çakır 297 oy alarak 19 Mayıs''a rektör seçilememesine karşılık 71 oy''la Prof. Ferit Bernay''ın bu göreve atanması şık olmadı. Gerilim husule getirdi. Atatürk, Dicle ve İnönü Üniversiteleri''nin de hiçbirinde en baştaki maalesef rektörlük görevine tayin edilmedi. Devleti ve kurumları yıpratmaya hiç kimsenin hakkı yok. Hukuk ve devlet hepimize lâzım. Sığınacağımız başka merci yok. Sun''i gündemlerle de AB''yi yakalamamız mümkün değil.