İlhan Darendelioğlu rahmetli haklı. Hâlâ katillerinin bulunmadığı, fâili meçhul bir cinayete kurban giden İlhan Darendelioğlu, yayınladığı Toprak dergisiyle (Türkiye''deki komünizan hareketleri) mercek altına almıştı. Yayınlarıyla marksistlerin ensesinde, yakın markajındaydı. Böyle olunca da vurdular. Diyordu ki: "Türkiye''deki komünistler sanat ve kültür hayatımızı ele geçirerek etkin oluyorlar. Yönetici kadrolarının çoğu bohem hayatı yaşar. Lüks yerlerde fıstık içiyle viski içer. Savundukları emekçilerle yakından uzaktan alâkaları yok."
"Türkiye''deki Komünist Hareketler" adlı iki ciltlik çalışmasını okursanız nasıl da haklı olduğu ortaya çıkar. Bu görüşe o günlerde "1965 Çetin Altan "Elbette emekçiler herşeyin iyisini yiyecek, içecek ve en iyi yerde yaşayacak" biçiminde cevap veren tek kişi oldu. Ötekiler sakladılar. Prof. Mina Urgan gibi. Geçenlerde vefat eden Mina Urgan dün Teşvikiye Camii''ndeki cenaze namazından sonra Aşiyan Mezarlığı''nda toprağa verildi.
Öyle bir prototip ki.. Akademik çalışmalarını hiç okumadım. Ancak "Bir Dinozor''un Anıları" ve "Gezileri" yayınlanır yayınlanmaz okudum. Vefat ettiğinden bir kere daha aktardım. Birikimli entellektüel bir ateist. Kendisi öyle diyor. Sadece bilime ve sanata inanıyor. Müzip zekâlı biri Mina Urgan. Soyadını da bir zamanlar sanat dünyasındaki yakın çevresinden Necip Fazıl Kısakürek koyuyor. Belki de üstadı iyi tanıyanlardan biri Mina Urgan. Adı, Müslümanlar için Mekke''deki Kutsal Dağ''ı hatırlatıyor. Fakat kendisi, "şarap kadehi" veya "mavi" anlamına geldiğini söylüyor. Alkolü ve sigarayı çok seviyor, yaz-kış yanında. Haklı isyanları ve öfkeleri var. Ancak hatıralarında kocası tiyatro sanatçısı Cahit Irat''tan eşi olarak, oğlu Mustafa''nın intiharı nedeniyle tek satır aktarmıyor. Lüks hayat sürüyor hatıralarına göre. Hatta midesine de öyle düşkün ki, batıdaki sandviç çeşitlerine kadar iniyor. Kopenhag''daki "smölebrod" sandviçlerini öyle bir anlatıyor ki sizin de ağzınız sulanıyor. ABD dahil batıda gezmediği az yer var. Komünizan ve sosyalist hareketlerin hızlı günlerinde hep sütre gerisinde. Bodrum''da mavi yolculuk''ta. Ancak İstanbul''daki mitingi haber alınca geliyor, sonra ilk vasıtayla geri dönüyor. TİP ve ÖDP''nin kurucusu. İstanbul''un en lüks semtlerinden Moda''da oturuyor Bodrum''suz günlerinde. Zaten Marksist TİP de işçi muhiti olan Zeytinburnu''ndan değil de, sosyete semti aristokrat Şişli''den oy alırdı. Mina Urgan, 1960''lı yıllarda İlhan Darendelioğlu ağabeyin anlattığı prototipe öyle bir uyuyor ki, o yıllarda sol medya hızlı dalga geçerdi merkez de olsa sağ görüşle. Karikatürize ederdi. Üzerinde manevi baskı kurardı aydınların. Bunun yansıması hâlâ var.
Allahım bu ne güzellikler!.. Mina Urgan yaşamayı ve dünya nimetlerini çok seviyordu. İyi ki anılarını ve gezilerini yazmış. Batıyı iyi tanıyan biri olarak Rusya''ya bakışı da ilginç. Onların da eksiklerini görüyor, yanlışlarını buluyor geç gitmesine rağmen (1977) SSCB''ye. Mesela sosyalist ülkelerdeki fuhuş salgını, gençlerin ciklet ve blucin hastalığı onu endişelendirmiş! Gezilerinde mesela Ege kıyılarında zaman zaman haykırıyor bir ate olmasına rağmen "Allahım, ne harika yerler, bu ne güzellikler!" Akademik çalışmaları ve daha önceki hayatı ilgi görmemişti ama hayatı ve kendisini anlatan, yakınlarını, mücadelesini aktaran hatıralarına alakâ büyük oldu. Kendisi de kitaplarının bu kadar sattığına inanamıyor, "nasıl satar" diye soruyor, sonra endişesini aktarıyor içten "acaba çok mu bayağı yazıyorum?" İyi ki yazmış Mina Urgan. Bir komünistin, bir tanrıtanımazın, zenginleri hiç sevmeyen ama aristokrat yaşamayı çok sevenleri daha yakından tanıdık. Vasiyeti yerine gelmedi, üstelik cenaze namazı da gerçekleştirildi. Kızı Zeynep Irgat istedi böyle olmasını. Ve Mina Urgan mütefeffa oldu. "Kendime ve çevreme belâ olmadan ölmek istiyorum. Ölüme özlem duyuyorum. Yaşamaktan bıktım. Ayıp olmaya başladı bu kadar çok yaşamak" diyerek. Hem de 83 yaşında. Mina öldü, ama Minalar yine olacak. İlhan Darendelioğlu da vefat etti, ancak İlhanlar hep yaşayacak. Hepsinin üstünde tek gerçek ise ölüm. Her nefsin tadacağı bir gerçek, zamanı geldiyse hoş geldi, safa geldi.

