Seine Nehri''nde gemi gezintisi yapanlar zevkten dört köşe ama, kıyıda ise resim yapan sanatçılarla, seyyar sahafları izlemek daha keyifli geldi bana. Hem de Louvre Müzesi''nin önünde. Sacre Coeur''daki Sanatçılar Çarşısı ile etrafındaki tarihi dokuyu çalışan bir ressamın sulu boya çalışmasını aldım. Paris''ten Ankara''ya taşımak zor. Yoksa daha alacağım. Onlarca ressam birbirinden iddialı çalışmalar gerçekleştiriyorlar. Ve turist kaynıyor. Kitapçılara gelince, İstanbul Beyazıd''dakilerin daha ilkeli sahafları ama, ne ararsan bulabiliyorsun. Hele kitapların yazıldığı yıldaki dilde tıpkıbasımları nefis. Posterlerde ise bir nostalji yaşanıyor. Marlyn Monre, Jean Dean değil sadece, Alain Delon''dan Pascal Petit''e kadar onlarca sanatçının siyah-beyaz kartpostalları, Frank Sinatra gibi yok satıyor. Fransa sanatı ve kültürü hem ülkenin tanıtımı, hem döviz girdisi açısından önemli görüyor yıllardan beri. Hatırlarsanız sadece Brigitte Bardot üzerine 50''li ve 60''lı yıllarda politika üretmişti. Türkiye dahil her tarafta kapalı gişe oynamıştı bugünün kendini hayvanları korumaya vakfetmiş sanatçısı Bardot''un filmleri. Modern yayınevlerine girince bir müze gibi, bir galeri gibi sizi etkiliyor. Kişi ve kuruluşlar hakkında lehte ve aleyhte çalışmalar bulmanız mümkün. De Gauelle Fransa''nın her şeyi ama, lehinde olmayan görüşleri muhtevi yayınlanmış kitaplar da var. Metro''ya gelince Paris''te bir başka hayat var sanki yerin altında. Burada, ben bir şeyi keşfettim; Türkiye''de insanlar metro olmadığı için kitap okumuyor! Paris Metrosu''nda kitapsız bir yolcu hemen dikkat çekiyor. Herkes okuyor. Allahtan İstanul''da Taksim-Levent Metrosu açıldı da teselli olduk!? Hotel De Vılle bir tarihi yapı, ancak 5 yıldızlı otel. Bütün tarihi yapılar şu veya bu nedenle ziyarete açık ve bakımlı. Hizmet veriyor asırlık yaşlarına rağmen. İstanbul Laleli''deki Teyyare Evleri 5 yıldızlı otel olunca hoş olmadı mı? İşte öyle bir şey. Paris''te müzeleri gezmek için bir hafta gerek. Eğer yanınızda eşiniz ve kızınız varsa modaevleri, çarşı-pazar içinde bir o kadar. Peki çocuğunuzu yanınıza almışsanız, yandı mı keten helva? Paris''in 70 kilometre kadar ilerisinde Disneyland Köyü''ne gitmezseniz başınızın eti yenir. Orijinali Amerika''da olan Disneyland Euro adı başına konarak Fransa''ya aynı biçimde kondurulmuş. Bir şehir kurulmuş. Aklınıza ne geliyorsa; büyük-küçük insan için her şey var. Oteller, restorantlar dahil. Turlar düzenleniyor. Komşu ülkeler sırf burası için akın akın Paris''e taşınıyor. Cumhurbaşkanı''nın görev süresi 5 yıla indirilsin mi, yoksa 7 yıl olarak kalsın mı? Sağcı Cumhurbaşkanı Chirac ile solcu Başbakan Jospin arasındaki limonilik pazar günü referanduma, dolayısıyla sandık başın götürdü. Yani dün. Ama Fransa''yı asıl ilgilendiren bir başka konu ise Irak''a yapılan ambargonun yumuşatılması. Iraklı yetkililer Paris''te temas yaparken, Fransız diplomatlar bir lobi gibi devrede. Fransızlar bunu artık yüksek sesle düşünüyor, yazıyorlar. Çünkü Irak ekonomisi, Fransız hükümetini yakından ilgilendiriyor. Meridyen Oteller zinciri Irak''ta etkili. Ayrıca Fransa çok gıda malzemesi satıyor Bağdat''a. Fransa Irak için en önde dersem yanılmam, oysa bundan en çok etkilenen Türkiye ise, yine rehavette.
Caravan ile pahalı Paris''ten ayrılıyoruz. Köyleri, Almanya''nın gerisinde, arkasından geliyor. Ancak çiftçiler örgütlü ve etkili Fransa''da. Paris hemen politika değiştirebiliyor veya üretebiliyor çiftçilere. Son petrol krizinde de etkili oldular. Sorun çözüldü. Fransızlar Almanlar''a çok kızıyor otobanları bedava diye. Çünkü onlar para basıyor otoyollarda. Ama Almanlar memnun bu uygulamadan, o''nu misliyle bir başka şekilde alıyorlar. Batı demek ekonomi demek, politika üretmek demek. Paris''in romantizmi ve cafeleri bile böyle. Paris''te bir cafe''de "Yahya Kemal Beyatlı Köşesi" görmek öyle değil mi? Siz de gidip kahvenizi orada yudumluyorsunuz. Bazı işçilerimiz de konuklarını orada ağırlıyor hava atarak.

