Cumhuriyet''imiz 100 yaşına girdiğinde bakın neler olacak? Nüfus: 83.6 milyon.. Milli gelir: Günümüz fiyatlarıyla 1.9 trilyon dolar. İtalya ve İspanya''nın ilerisinde, Fransa''yı ise yakalayacağız 2023''te. 8. Beş Yıllık Kalkınma Stratejisi Taslağı''ndaki hedefler gerçekleşirse milli gelirimiz üçe katlanıyor. Almanya''daki hayat standardıyla da böylece örtüşeceğiz. Böylece Türkiye ilk 10 büyük ekonomi içine girecek. Öyle ki Moody''s Türkiye''deki gelişmeyi şaşırtıcı bir performans olarak değerlendiriyor; istikrar korunup, yapısal reformların sürmesi halinde kredi notumuzun da yükseleceğini hatırlatıyor. IMF ile imzalanan Stand-By düzenlemesi çerçevesinde hırslı enflasyon düşürücü bir politika ve yapısal uyum programı uygulanıyor Moody''s''a göre. Ne hoş değil mi? Şartlar aynen devam ederse 2000 enflâsyonu TÜFE''de % 44.3, 2001 yılında ise % 18 olacak(mış). İşsizlik oranı da yıl içinde % 7''ye, 2001''de ise % 6.3''e gerileyecek(miş). Bunlar daha da hoş. Pozitif görünümün rüyası bile güzel, tatlı ve keyifli. Neden olmasın diye hep düşünmüşümdür. Ayrıca örnekleri de var. İMKB Başkanı Osman Birsen''in açıklamaları da yüreklendirici. Sayın Birsen kamu tecrübesi de olan biri. Diyor ki "Yabancı yatırımcıların payı geride kaldı, yerli potansiyel kullanılmaya başlanıyor. Sadece yabancılara bakmamak gerek." Kalecinin 89 dakika müthiş kurtarışlar yaparak, son saniye golüyle takımını 3 puanı geride bırakması, yahut beraberliğe boyun eğmesi yok mu gel de delirme.
Madalyonun öteki yüzü Vergilerin tamamını faiz götürüyor. Mart-Nisan 2000''de toplanan vergi gelirleri 7.927.989.000 iken, faiz giderleri 9.472.428.000. Yani 100 lira vergi topluyorsunuz, 120 lira faiz ödüyorsunuz. Ödemeler karşılanmıyor dolayısıyla. Bir de beklenmeyen gelişmeler karşısında panik oluyorsunuz. İşte geçen seneki Adapazarı, Yalova ardından Düzce ve Bolu depremleri. Biliyorsunuz "bedelli askerlik" böyle bir amaçla hayata geçirildi, bütçeye katkı sağlandı. Savurganlığı, hovardalığı, hazır yemeyi kamu yönetimi nasıl terkedecek henüz kesin değil ama; birkaç gün önce de Samsun, Çarşamba ve Tokat, Turhal''daki sel felâketinin faturası da azımsanmayacak kadar büyük: 30 trilyon. Hesapta olmayan açık kapılar bunlar. Bunun üzerine bir de Gaziantep''teki Altınbaş Operasyonu''nu ekleyin, eğer iddialar doğruysa devlet 500 trilyonun üzerinde söğüşlenmiş. Sanıklar arasında üst düzey önemli bürokratlar ve isimler de var. Bölgeye geçen sene yaptığım ziyaret sırasında bu tür dedikoduları ve iddiaları sütunuma taşımıştım. Toplum öylesine açık açık konuşuyordu ki "rüşvet''in belgesi" olsaydı daha o gün çorap söküğü gibi arkası gelecekti. Fakat toplumun gündemi ile, yönetimin gündemi örtüşmeyince böyle gecikmeler maalesef oluyor. Daha da devam edecek.

