1960''lı yıllarda İstanbul''da oturanlar "vatan kurtarma" yahut "marmaratörlük"ün ne olduğunu iyi bilirler. Beyazıt''taki Marmara Kıraathanesi (şimdi pasaj) bu tartışmaların mektebiydi, merkeziydi. Çoğu görüş de gelişmelerle kendini haklı çıkarırdı. Üç eskimez devlet adamına sordum. "Ne olacak bu memleketin hali?" demedim ama "Bundan sonra neler bekliyorsunuz?" deyiverdim. Milli Eğitim ve Devlet eski Bakanı, ANAP kurucusu Vehbi Dinçerler: -Hiç sürpriz beklemiyorum. Cuma günü muhalefet partileri gücünü gördüğünden FP de, DYP de Ahmet Necdet Sezer''e oy verir. Ben yeni seçilecek Sayın Cumhurbaşkanını tanımıyorum. Birkaç resmi resepsiyonda karşılaştım. O kadar. Zaten Demirel yeniden seçilmezse, bir uçtan bir uca gidilebileceğini çok önce açıklamıştım. Haklı çıktım. Öyle oldu. Burada bir husus çok önemli: Mutabakat. Sayın Sezer''de bu sağlanmıştır ve çok önemlidir. Arkadaşlarının anlattığına göre Mesut Yılmaz 11 senedir köşke hazırlanıyordu. Olmadı. Yıldırım Akbulut da olmazdı. Çünkü tabanları partileriydi. Bunun toplamı da 87 kişiydi.
Yöneticinin yetkisi -Bu gelişmeler Anavatan''ı nasıl etkiler? -Etkilemez. Çünkü ANAP iniş trendini hızlandırarak sürdürüyor. Parti yönetimi bunu idrak etmiyor. Yönetimler değişse de bu idrak farkedilmeyince değişen bir şey olmaz.
-Hükümet görevini sürdürür mü? -Elbette..Eksen DSP-MHP ağırlıklı. Bu önemli. ANAP buna mahkûm. Ağırlığı da % 20 oranında falan. -Peki yeni cumhurbaşkanıyla neler olabilir? -Cumhurbaşkanı''nın yetkilerine çekilmesi ve bunun azaltılması bir kazanç. Bu yönde bağlayıcı açıklamalar yapıldı. Bu da iş başındaki hükümetleri kuvvetlendirir. Baskı gruplarının yetki alanlarını daraltır. Öyle ki medya, büyük sermaye grupları dahi köşkten gerektiğinden fazla alâka görmeyeceklerdir. Adalet ve Doğru Yol Partisi''nin bakanlarından ve kurmaylarından, gençliğinden bu yana politikanın içinde, Demirel Mektebi''nde tedrisat görmüş Köksal Toptan''ın Tunus Caddesi''ndeki ofisi yine dolup dolup taşıyor. Her taraf da kültür, sanat ve antika örnekleriyle dolu. İşte cevapları: -Hükümette devam arzusu fazla. Sanırım devam eder. Ancak ekonomik trendin yükselmesi gerek. Güven ortamı henüz oluşmadı. Örnek olarak borsanın her şeyden etkilenmesini, hızlı iniş çıkışlarını gösterebilirim. Özel 5 bankanın devlet himayesine alınması da öyle. Enflâsyon zorla aşağı çekilmek isteniyor. Özelleştirme işsizliği artırıyor. 3-4 ay sonra her şey belli olacak gibi. Hükümet ekonomide zorlanıyor. -Süleyman Bey ne yapacak peki? Baba merak ediliyor? -Güniz Sokak yine okul olacak, siyaset okutacak. Bundan politik bir hareket doğar mı henüz erken. Baba 5-6 ay gözlemler. Sonra kararını açıklar sanırım. Mesela ben "Demirelli bir DYP" düşünüyorum. Kırmadan dökmeden. Bu aşamada Sayın Çiller''e önemli görev düşüyor. Merkez sağ''ın bütünlüğü için fedakarlık gerek. Bunun iyi bir sindirilmesi lâzım. Çünkü gidiş iyi değil, oylar marjinalleşiyor. -Sayın Sezer''le nasıl bir Türkiye bekliyorsunuz? -Seçildikten sonra gerçek gücüyle başbaşa kalacak. Belki çok yorulacak. Hükümetin ise yoğunluğu artacak. Hepimizi zor bir dönem bekliyor esasında.
Liderler yara aldı Ve Hasan Aksay. "Milli Görüş Harekatı"nın başından beri içinde. Eski bakan ve yazar Hasan Aksay bu ara hep Başkentte. Yorumu şöyle: -Ahmet Necdet Sezer kazandı gibi. Yıldırım Akbulut ve Nevzat Yalçıntaş iyi bir performans gösterdi. Milli irade ve demokrasi açısından bunlar önemli gelişme. Ancak liderler ciddi bir yara aldı. -Gelişmeler FP''yi nasıl etkiler, üstelik kongreleri de var? -Medya''da "yenilikçi" diye belirtilen arkadaşlar oylarını ters istikamette kullansalardı (Sezer''i desteklediler) kendi taban ve kamuoyundan puan alırlardı. Fazilet, parti olarak başarılı bir çizgi izledi. Çünkü yaralı. Mahkemesi sürüyor, kongre hazırlıkları devam ediyor ve Türkiye bir değişimin eşiğine gelmiş. İyiye gidiş var her şeyde. Günümüzde "Marmara Kıraathanesi" de yok, "marmaratör"ler de. Ama ülkenin sorunlarına ve çözüm üretimine hiç de yabancı olmayan aydınlar var.

