Kaydet
a- | +A

10. Cumhurbaşkanı seçilince sorunlarla başbaşa kalacağız. Hangi sorununu çözdük hangisini artırdık, hangisi üzerimize gelmek üzere tümü belli. Müneccim olmaya gerek yok. Cumhurbaşkanı seçimine kilitlenince, ülkenin son elli yılda ilk defa 6.4 küçülen bir ekonomiyle nereye kadar gidilebileceğini hep birlikte göreceğiz.

Dün apar topar Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk dondurulan "af kanunu"nu gündeme taşıdı. Bir gün önce de ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal ve Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel Türk lirasından altı sıfırın atılması konusunda değişik görüşlerini ve çalışmalarını aktardılar. Bunlar "işsizlik, enflasyon, terör" gibi daha önceki sorunlara katkıda bulunan problemler, eklenen sorunlar.

Öyle görünüyor ki yeni cumhurbaşkanı seçimi sonrası ülke sorunları yakın plân çekilecek, yöneticiler için de "bahane" ortadan kalkacak.

Peki kim Cumhurbaşkanımız olacak?

Demokratik bir yarış oluyor, böyle bir mekanizma uzlaşıyla büyüyerek geliyor. Ah..beklenmeyen olaylar..işte bunlar olmazsa evdeki hesap çarşıya uyacak ama nasıl? Hatırlar mısınız 1977 seçimlerinde Başbakan Demirel, anamuhafelet lideri Ecevit''e ivedi ve gizli haber göndererek Taksim mitinginde kendisine bir suikast yapılacağını bildiriyor. Bülent Bey de "hodri meydan" diyor suikastçılara ve toplantısını gerçekleştiriyor. İşte bu meydan okuma mavi gömlekli karaoğlanı güverciniyle birlikte 27 yıl sonra iktidara taşıyor.

Ecevit de daha birkaç hafta önce Hindistan''a giderken milletvekillerine bir çağrıda bulunarak "önlerini görmeleri"ni istemişti. Bunu "dayatma" kabul eden parlamenterler de 406 imzaya rağmen anayasa değişikliğine müsaade etmemişlerdi.

Dolayısıyla hiçbir şey "çantada keklik" falan değil. Sadece demokrasi kültürümüz gelişiyor, tecrübe kazanıyoruz. Hoşgörünün ve uzlaşmanın güzelliklerini fark ediyoruz.

Yıldırım Akbulut da öteki partilerden TBMM Başkanlığı seçimi sırasında aldığı oylarda "Merve Kavakçı" olayını demokratik biçimde çözüm sözü yattığını çok sayıda milletvekilinden dinledim. Neticeyi hepimiz biliyoruz. Üstelik kendi adaylarını desteklemeyen parti yönetimleri de güvenirliğini tartışmaya açtı böylece. Hele hele "lider sultası" tartışmalarının yoğun olduğu günümüzde genel başkanların milletvekillerine arzu ettikleri biçimde oy kullandırma güçleri ne kadardır? Bu da Anayasa değişikliği oylamasında görüldü.

Ayağı yerde olmak, sağlam basmak özellikle politikacıların daha fazla ihtiyaç duyduğu bir olgu olsa gerek.

Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu''yla birkaç gündür beraberdim.

Olay gecesi de epeyi bir müddet birlikte olduk. Gerek seçmenden gelen tepki ve milletvekillerinin çoğunda oluşan arzu MHP''li bir adayın da müracaat etmesi şeklindeydi. "Siyaset bu..bir oyun ile karşılaşmayalım" diyorlar ve partiden bir adayın çıkmasını istiyorlardı.

Bir delikanlı milletvekili Cemal Enginyurt''un (Ordu) saldırısını, Yusuf Kırkpınar''ın (İzmir) dilekçeyi yırtmasını kimse hesap etmemişti. Bazı kurmayların da seyredebilmesi akla gelmemişti.

En karışık da ANAP..olağanüstü kongre hesapları yapan siyasiler ile karşılaştım mecliste. Yılmaz Karakoyunlu, Nevzat Yalçıntaş''a telefon ederek "oyum sana hoca..bunu arzu ederseniz duyurabilirsiniz de..özgeçmişinizi okudum, kararımı verdim" diyor.

Aynı Meclis''in seçtiği Yıldırım Akbulut ise kendinden emin. Şansının kendisini bırakmadığına inanıyor.

DYP''de sorun yok kimse diyemiyor.

İki merkez sağ partide yaşanan sıkıntılar hiç de ülke lehine değil.

FP yönetimi ne yaptığını tabanına anlatamıyor. Küskünler hareketinden sonraki zigzaklarla bugüne kadar gelindi. Bu ne Balgattakiler "partinin başında biz olmazsak hem oyumuz azalıyor, hem güvenirliğimiz" diyorlar. Üstelik bu öyle bir güvenirlik ki, Ahmet Necdet Sezer''i ilk gündeme taşıyan parti olarak da, Anayasa Mahkemesi Başkanı''na Emin Çölaşan başta eleştiri geliyor. Ancak en şanslı aday Sayın Sezer. Peki rakibi?

Bugün miladın ipuçları..TBMM''deki oylama ölçüyü gösterecek.

İpi göğüsleyeceği belli edecek, beklenmeyen gelişme olmazsa.