Kaydet
a- | +A

Fransa''da da ülke ekonomisine katkıda bulunan emek ve sermaye gücümüz var. Özellikle tekstil-konfeksiyon ve müteahhitlik hizmetleri. Kaçak işçi çok ucuz olduğu için resmi bir "göz yumma" gözleniyor! Önce ideolojikti bu yeşil ışık; şimdi Türkiye''de belli bir siyasi istikrar yakalanınca genişlemiş. Geriye düşmüş. Bayan Mitterrand''ın terör örgütü yanlılarını koruması ve kuşatması ilgi bile görmüyor, takatten düşmüş.

Marsilya''da inşaat işçiliği yapan Erzurumlu Ali Soysal üç yıldır hemşehrilerinin yanında çalışıyor. Gündelik alıyor, her gün çalışırsa 7500-8000 Frank eline geçiyormuş. Yaklaşık 750-800 milyon TL. Ailesi de Almanya''da.

İstanbul''da Tahtakale''yi düşünün. Paris''in merkezinde birkaç sokak aynen öyle. İşyerlerindeki atölyelerde Pierre Cardin''e kadar konfeksiyon üretiliyor işçilerimiz tarafından. Bina önlerinde ise seyyar satıcılarımız meyve-sebzeden, hediyelik eşyaya kadar pazarlıyor. Çarşının girişinde de bir Türk mescidi. Almanya''daki tecrübe, Fransa''ya intibakı kolaylaştırmış. İnsanlarımız halinden memnun; Ankara''nın ilgisi artarsa bu mutluluğu çoğalacak. Tümüne yakını da buraya yerleşmeye niyetli. Hele hele Türkiye''nin AB macerası hızlanırsa daha bir yüreklenecekler.

Paris tarihi dokusunu gözü gibi koruyor. Cafe''leri hâlâ gündemde. Üstelik bazı ünlülerin kahve içtiği yerler müze gibi "falan sanatçı" veya "politikacı" yahut "sporcu sohbetlerini burada yapardı" diye de yazılı hatırlatıyorlar. Bize bakmayın siz!.. İstanbul, Cağaloğlu yokuşunda ünlülerimizin buluşma yeri "Meserret Pastanesi" artık yok. Beyazıt''ta Türkiye''nin sorunlarının tartışıldığı, çözüm arandığı, bir halk üniversitesi "Marmara Kıraathanesi" de pasaj oldu. Eski havasında değil ama, Allahtan sahaflar girişindeki meydanda da Çınaraltı duruyor, yıkılmadı.

Parisli titiz, yönetim daha titiz tarihine, medeniyetine, kültürüne ve dinine. Tutucu denecek noktada. Merkezi mahalli yönetimler yetkili ve güçlü. Sorunların çoğunu belediyeler çözüyor. Ev kiralarken bile öyle.

Sadece turistler değil, taşra da akın akın Paris''e geliyor. Lauvre Müzesi''ni geziyor, Eyfel''e çıkıyor, St. Pierre Kilisesi''nin restorasyonuna katkıda bulunuyor. Hatta genç ihtiyar kapıda para topluyorlar. Bizde bırakın taşrayı kaç İstanbullu Topkapı Sarayı''nı gezmiştir?

Paris çok pahalı. Trafik yoğun, park yeri İstanbul''u aratmayacak düzeyde sorun. Araçlar dudak dudağa yollarda. Onun için de bir yeri yumuk veya kırık. Araç hırsızlığı fazla. Sonbaharda bazı fabrikalar hava kirliliği için yarışıyor sanki. Kleopatra kıyafetli genç dilenciler para verince saygı duruşuna geçiyorlar. Afrikalılar turistler için seyyar satıcılık piyasasına hakim. Aynen bizdeki gibi sırnaşıyorlar.

Bizim kokoreçler AB için sorun oluyor. Ancak Paris''te görsünler açıkta yiyecek satanları! Kebap kokularını!

Japon turistler iki adımda bir. Hasta ve sakatları bile gelmiş. Hele Versay Sarayı!.. Eyfel gibi para basıyor. Her bölüm biletli. Paris''in epeyi uzağındaki saray için kuyruk var. Ayrıca videosu, CD''si, kaseti, kitapları her dilde ve kapış kapış. Saray''ı vagonlu mini araçlarla değil, birkaç asır öncesinin faytonlarıyla da gezmek mümkün.

Yollarda herkes spor yapıyor. Özellikle de koşuyor. Gençler radyosu kulağında, orta yaşlılar köpeğiyle. Nostalji Radyosu sizi yıllar öncesine götürüyor. Bir romantizm yaşıyorsunuz eski şarkılarla. Meğer ne kadar güzel ve etkileyiciymiş! Sokaklar, caddeler ve bulvarlar ünlü ve ülkeye hizmet etmiş insanların adını taşıyor: E. Zola, V. Hugo, J.J. Rousseau, Voltaire, Pasteur, Edison, Moliere, Amiral Suffren vs.

Tiyatroda hâlâ Moliere''in eserlerini izlemek mümkün. Yazıldığı yılki orijinal basımını da bulabilirsiniz. Napolyon ile ilgili bir sipariş kitap aradım. Kitapçı; lehte mi, aleyhte mi diye sordu. İkisi de varmış.

Eyfel''den Paris''i izlemek muhteşem: En üstünde yazıyor, Ankara''ya 2673 kilometreymiş. Seine Nehri içindeki adada Notre Dame estetiğini, Paul St. Germen güzelliğini koruyor. Sacre Coeur''da ressamlar çarşısı yine kalabalık. Paris''te moda ve kültür ile sanat turizmi de etkileyici. Şanselize, Concord meydanı müzeler gibi yerli-yabancı turist kaynıyor. Hele balkonlardaki ve kapı girişlerindeki çiçeklerin renkleri, biçimleri yok mu? Etkileniyorsunuz. Peynir dükkanları daha bir başka. Metrolardaki konserler de, akordiyonuyla, gitarıyla sokaklarda solo yapanlar da alâka topluyor, para topluyor.

Havalar soğudu, ama; Paris''in albenisi öyle değil.