Kaydet
a- | +A

Almanya''da günlük 200 Mark''a bir caravan kiralayıp Fransa''ya geçiyorum. 6 kişilik caravan''da her türlü ihtiyacı karşılayacak konfor var. Para peşin alınıyor. 1200 mark da cezalara karşı depozit. Ehliyet fotokopisi çıkarılarak teslim ediliyor. Sonra ver elini önce Lüksemburg. Yaklaşık 600 km yol katedeceğiz. Bunun 200''ü Almanya''da, 75''i Lüksemburg, gerisi Fransa''da. Türkiye''den gelen hasetler var teypte. Otoban kalabalık. Bir an kasetin sesi gidiyor, Almanya''nın Devlet Güney Batı Radyosu SWR yayına giriyor. Bir uyarı var:

"-Otoban''a yaya girdi. Lütfen dikkatli seyredin." Ardından eyalet radyosu RDR devrede, aynı anonsu bir kere daha yapıyor. Yol boyunca değil hava ve yol durumu; neredeyse kelebek uçsa bildirecekler. O kadar önemsiyorlar insan hayatı''nı. Yol güzergahındaki levhalar da öyle. Meselâ, "burası geyik bölgesi, önünüze çıkabilir" biçiminde uyarıyor. Gerçekten de çıkıyor. Yeşil bir denizden geçiyoruz sanki. Orman ve otlak alan her tarafı sarmış. Sağ ve soldaki tarlalar mısır ekili. Mısırlar hayvan yemi olarak kullanılıyor. Bir de patlatarak pazarlıyorlar paketlerde. Eifel''den geçiyoruz. Yoldaki işaretler burasının Avrupa''nın en zengin ve kaliteli demir yatakları olduğunu gösteriyor. Henüz Paris''teki Eyfel''e varmadık. Ancak iddia o ki Almanlar Paris''te açılan bir fuar''a şimdiki Eyfel kulesi ile katılıyorlar. Amaçları demirlerini pazarlamak, duyurmak, kalitesini göstermek. Fuar sonrası ise sökülüp getirmesi pahalı olduğundan, Fransa''ya hediye ediyorlar. Bize anlatılan bir hikaye bu. Aynen aktardım. Gerçekten bu bölge, Almanya''da kömür ocaklarının azalmasına karşılık demirde iddialı. Eyfel''in adı da Eifel''den geliyormuş. Trier, Almanya''nın sınır kenti. 20 kilometre sonra Lüksemburg''d#sınız. Gümrük, pasaport kontrolü yok AB ülkelerinde. Uluslararası Formula 1 Yarışları''nın yapıldığı yerden geçiyoruz. Organizatör Lüksemburg. Ancak mini bir ülke olduğundan Almanya''dan pist kiralıyor, bu otomobil yarışları için. Petrol krizi bazı Avrupa ülkelerinde sürüyor. Tek korkumuz çiftçilerin kamyonları, sürücülerin TIR''larıyla yolu kapatarak eylem yapmaları. Bir de mazot bulup bulamayacağımız. Şansımız yaver gidiyor, kriz sadece İskandinav ülkelerinde sürüyor. Ve üstelik Avrupa''da en ucuz benzin Lüksemburg''da. Depomuzu dolduruyoruz. Sınırdaki gümrüksüz mağazalar, tuvaletler, park yerleri miting alanı gibi. Kuyruklar bitmek bilmiyor. Ayrıca gökten turist yağıyor sanki. Lüksemburg da komşu ülkeleri gibi gelişmiş. Alanı ve nüfusu küçük ama, anlayışı büyük. Otobanların üzerinde köprü yaparak başta geyik, orman hayvanlarının karşıdan karşıya sağlıklı geçmelerini sağlamış! Sakatlara bütün yol güzergahında tuvalet var. Sürücülerin emniyeti için yol üzerinde oklarla uyarı işareti koymuş, "öndeki araca fazla yaklaştın" diye hatırlatıyor. Dikkat çeksin diye okları sarıya boyamışlar. Fransa''ya girerken de gümrük ve pasaport kontrolü yok. Polis kaçakları iyi keşfedebiliyor. Otobanlardaki benzincilerde değil zaruri ihtiyaçlar, duş bile yapabiliyorsunuz. Tümü 5 yıldızlı oteller gibi lüks. Ama biz piknik alanında daha önce hazırladığımız köfte-ekmek ile iktifa ediyoruz. Avrupa ülkeleri içinde en pahalı yer Fransa. Parası olmayan yandı. Üstelik ateş pahası. Ankara''daki 90 bin TL''ye satılan ekmek Paris''te 7 Frank. Yaklaşık 600 bin TL. Paris otobanında çıkış yapmadan 4 gişe koymuşlar, 320 kilometre''ye. 4 defa para alınıyor ve 210 Frank (21 milyon TL) ödeniyor. İstanbul-Ankara otobanı hatırlarsanız 3.5 milyon. Ama bir rüya şehir Paris. Her taraf kültür, tarih, estetik, medeniyet. Her şey koruma altında. Özellikle de eskiler. Yapılar özel denetimde. Yeşillikleri, balkonlardaki rengarenk çiçekler tamamlıyor. Kirliliği olsa da gürültüsü az. Türk mahallesi ve bölgesi büyüyerek gelişiyor. Tekstil ve konfeksiyon Türk emekçilerinin kuşatmasında. Bütün bunların arka plân''ı daha sonra. Mesela balkonunda çiçek yetiştiren bir vergiden muaf Fransa''da.