2000''e girdik. Hayırlı olsun! Bütün caydırma girişimlerine göğüs gererek yılbaşı gecesi New York''un Times Meydanı''na gittim, o meşhur topun indirilişini seyrettim. Daracık bir alanda 2 küsur milyon insan. Saatler boyu balık istifi gibi bekledik. Herkesin gözü 25 metre yükseklikteki kristal topta. Boyunlarımız tutuldu, bellerimiz tutuldu, ayaklarımıza kara sular indi. Sonunda çığlıklar arasında top da indi. Heyhat! Dünya hâlâ aynı dünya!... Gezegenimiz, atılan çığlıklar hiç de umurunda değil gibi, bildiği minval üzre dönmeye devam ediyor. Belki 200 bin, belki 2 milyon senedir olduğu gibi.
2000''e kim 2000 dedi öyleyse? Roma''nın kuruluşundan 1278 yıl sonraydı, zamanın saygıdeğer bir din adamı olan keşiş Kısa Dennis''e Hazret-i İsa''nın doğum gününü esas alan bir takvim hazırlaması görevi verildi. Sezar asırlar önce Mısırlıların takvimini esas alıp 30''ar günlük 12 aydan meydana gelen güneş yılı sistemini kurmuştu ama standart bir yıl hesaplaması yoktu. Kısa Dennis''in işi kolay değildi, kimse Hazret-i İsa''nın ne zaman doğduğunu kesin olarak bilmiyordu. Eldeki İncil''lerden, Roma kaynaklarından, astrolojik bulgulardan yararlanarak "25 Aralık İsa''nın doğum günüdür" dedi. Roma''nın kuruluşundan 753 yıl sonraki 25 Aralık... Bu tarihe artık kesin doğru gözüyle bakılmıyor, neyse... Buna göre, Dennis''in takviminin 25 Aralık ile başlaması gerekiyordu, fakat o yeni seneyi sekiz gün sonra Ocak ayının 1''inde başlattı. Dindar Hıristiyanlar bu tarihin Hazret-i İsa''nın sünnet tarihi olduğunu söylerler. Kısa Dennis yaptığı takvimin ilk yılına "Milattan Sonra 1" dedi. Bu takvime göre onun yaşadığı yıl M.S. 525 idi. Altıncı asır... Bugün dilimizden düşürmediğimiz "Milattan önce, Milattan sonra" lâfları, yüzyıl sistemi Kısa Dennis tarafından böylece icat edilmiş oldu. Kısa Dennis boyundan büyük iş yaptı. Yalnız bu yeni icat hemen devreye girmedi. Herkes, Dennis''in kendisi bile yıllarca Roma''nın kuruluşuna göre tarih belirlemeye devam etti. Sonra yavaş yavaş Milat sistemine geçildi. Dennis''in takviminde "0" yoktu, ilk yıl "M.S. 1" idi. Yine dindar Hıristiyanlar der ki: "İsa''nın doğum tarihini 0 ile başlatmak yakışmayacağı için 1 ile başlattı." Ama daha mantıklı bir sebep şudur: Altıncı asır Avrupa''sının matematiği henüz sıfır''ı keşfetmemişti. Halbuki bir çocuk doğduğu zaman bir yaşında saymıyoruz, değil mi? Doğduktan sonra bir yıl bekleyip ondan sonra bir yaşında diyoruz. Dennis''in sistemine göre Hazret-i İsa doğduğunda bir yaşında sayılmış oldu. Bu takvim sonradan Papa 13''üncü Gregory tarafından elden geçirildi, bugünkü haline geldi ama ilk baştaki sıfırsızlığın etkileri halen devam etmekte. Başlangıç 0 değil 1olduğu için, mesela M.S. 2 geldiğinde sadece bir yıl geçmiş, M.S. 10 geldiğinde 9 yıl geçmiş idi. M.S. 100 geldiğinde 99 yıl geçmiş oluyordu, yüzyıl tamamlanmadığı için yeni bir asır başlamıyordu. Şimdi 2000''e girdik, Hazret-i İsa''nın doğduğu var sayılan tarihten bu yana 1999 yıl geçti. Demek ki -daha önce de birkaç defa yazdım- ikinci binyılı tamamlamak için daha bir yıl beklememiz gerekli. Yirminci yüzyıl da buna bağlı olarak bir yıl sonra bitecek. Ama 2000 rakkamının cazibesine kapılarak üçüncü binyıl (veya üçüncü milenyum), yirmibirinci yüzyıl deyiveriyoruz. Hatta yeni yıl öncesi gazete köşelerinde okuyordum, "Yeni binyıla giriyoruz ama yeni yüzyıla girmiyoruz" diyenler vardı. "Yeni yüzyıla merhaba demiyoruz ama yeni binyıla merhaba diyoruz" diyenler vardı. Böyle birşey mümkün mü? Biraz mantıklı olalım. Binyıl dediğimiz nedir? Bin yıl 10 adet 100 yıldır. Yüzyıl ile binyıl birbirinden bağımsız değildir ki, biri girmeden biri girmiş olsun. 10 tane yüzyıl tamamlanmadıkça binyıl girmez. Henüz tamamlanmadığına göre şu anda ne yeni bir yüzyıla girdik, ne yeni bir binyıla... Bütün kabahat Kısa Dennis''in...
Sadece 2000 yılına girdik. Cazibeli bir rakkam... Kendimizi bildik bileli alıştığımız 1 ve 9 ile başlayan rakkamdan büsbütün farklı. Hepsi bu! Takvimlerimizi asalım ve yeni bir yüzyıl ile yeni bir binyıla girmek için bir sene daha bekleyelim. Yalnız bu gece Kadir Gecesi... Bizim imanımız "Bin aydan hayırlıdır" der. Yılbaşı gecesini ne türlü geçirmiş olursak olalım, bu gece el açıp günahlarımızın affını, Allah''ın rahmetini dilesek; Türk milletinin, İslâm âleminin, insanlığın selâmeti için dua etsek; yeteri kadar hemhâl olduğumuz Hıristiyanlığın âdetlerinden uzaklaşıp biraz da kendi dinimize kulak versek, girdiğini vehmettiğimiz 2000 senesini -herşeye rağmen- hayırlı başlatmış oluruz ümidindeyim.

