Kaydet
a- | +A

Bazı hastalıklar bulaşıcıdır, salgınlar olur, yüzbinlerce kişi aynı hastalığa yakalanıp ölebilir. Öyle görülüyor ki asrımızda hastalıklı fikirler, hastalıklı tavırlar da bulaşıcı. Bunları bulaştıran da iletişim kolaylıkları. İletişim denilen şey, iyiliklerin olduğu gibi kötülüklerin yayılmasında da kabiliyetini gösteriyor. Bazen düşünüyorum, acaba insanoğlunun kötülüğü kopya etmesi daha mı kolay? Yanlışı, zararlıyı örnek alması daha mı kolay? Olumsuzu, lüzumsuzu benimsemesi daha mı kolay?

Öyle ya, bu dünyada iyi işler de oluyor, fakat o iyi işlerden önce ötekilerin sınırlardan içeriye giriverdiğini görüyoruz.

Gençlerin, çocukların dünyada ve bilhassa Amerika''da olup biten kötü olaylardan etkilendiğini, bu etkilenişte basın yayın organlarının rolünü söyleyip duruyoruz da biz büyüklerin durumu nedir, dersiniz? Amerika dedikleri ülkede iyi işler de olmuyor mu? Amerika sadece uyuşturucu alışkanlıkları, cinsi sapıklıklar, ahlaki düşüklükler, liselerde terör, McDonalds ve Pizza Hut lokantaları, Lipton çayları, Levi''s kotlarından ibaret değil ki!

Mesela, biraz çerden çöpten bahsedelim. Bu dünyayı yaşanmaz kılarsak ("Öteki dünya"dan başka) gidecek dünyamız olmadığı bu asrın ortalarında kafalara dank ettikten sonra tedbirler alınması yoluna gidildi. Ağaçlarımızı korumalıydık, toprağımızı, sularımızı kullanımı son derece artmış olan kimyasal ürünlerden korumalıydık. Fakat bu koruma sırasında medeniyetin gündelik hayatımıza getirdiği rahatlıklardan da vazgeçemezdik. Bu düşüncelerden hareketle pek çok maddede "geriye kazanım" denilen şey gerçekleştirildi.

Amerika''da her şehirde birkaç çeşit çöp toplanır. Gazetelerinizi, dergilerinizi istif eder, iple bağlar, kapı önüne koyarsınız, ayda bir çöp arabası gelip onları alır. Karton kutuların üzerinde şöyle bir ibare görürsünüz: "Ağaçtan kağıt değil, kağıttan kağıt" Firmalar kullandıkları kağıdın ağaç kesilerek değil, eski kağıtları yeniden kazanarak elde edildiğini gururla ilan ederler. Sonra ayda bir plastik, teneke ve camdan mamul eşya çöpleri toplanır. Hepsi yeniden kullanılmaya hazırlanmak üzere fabrikalarına gönderilir. Ayrıca plastik torba ve kutular konusunda yeni adetler geliştirmeye çalışılıyor. Çünkü hayatımıza kolaylıklar getirmekle birlikte plastik zararlı bir petrol ürünü. Mesela, Türkiye''de "poşet" denilen plastik alışveriş torbaları köyde, kentte en çok kullanılan malzeme oldu. Son bir yıldır bunların kullanımını azaltmak için Amerikalılar "file"yi keşfettiler. Evet, file... Eski dünyanın eski adeti. Marketler alışveriş yapanlara ya bedava ya çok cüzi bir fiyatla plastik bir file veriyor. Bir dahaki sefere de bu fileyi kullanmalarını sağlamaya çalışıyorlar. Yani markete her girişte üç beş poşet ile çıkacağınıza evinizden filenizi götürüp aldıklarınızı ona koyacaksınız, dolayısıyla plastik kullanımı azalacak. Yine bazı marketler plastik torba değil, saplı büyük kese kağıdı adeti koydular. Sonra burada piller çöpe atılmaz. Kütüphane, postahane, banka gibi yerlerin bir köşesinde eski pilleri atacağınız çöp kutuları vardır. Oralarda toplanan piller, yeniden kullanılacak kısımları ayrılıp imha edilir.

Muayenehane, hastahane, tamirhane gibi bir kısım hanelerin çöpünün toplanması ayrı çöp şirketleri tarafından yapılır, çöpler özel yerlere dökülüp imha edilir.

Vatandaş bu çöp toplama kurallarına uyar, gazetelerini, cam ve plastik eşyasını ayrı ayrı biriktirir, çöp arabalarının düzeni de hiç şaşmaz. Sağlığa zararlı olabilecek çöp çıkaran ticari müesseseler kurallara uymazsa da ağır cezası vardır.

Geriye kazanım metodu yıllardır Türkiye''de de var. Fakat ara sıra duyuyorum, memleketimizde yollardaki çöp kutularından gazete kağıdı, karton kutu, plastik eşya toplayanlar pek çokmuş. Topladıkları malzemeyi geriye kazanım işinin yapıldığı fabrikalara satıyorlarmış. Düşünsek de bu işe bir çare bulsak?! Bir kere insanlarımıza çöp karıştırıcılığını yakıştıramıyorum. (New York, Chicago gibi büyük şehirlerde evsiz zenciler ile Çinlileri çöp kutularından, her birine karşılık beş sent para alacakları teneke gazoz kutuları toplarken gördüğümde bile üzülürüm.) Sonra para edecek bir şey bulacağız diye deşilen çöp kutularının içindeki malzeme yerlere saçılıyor, insanlar üzerinden geçiyor, köpekler hücum ediyor, derken ortalık mezbele oluyor. Hatta daha da beter bir manzarayı her gelişimde gözümle görürüm: Türkiye''deki evimin karşısında bir ilkokul, bir öğretmenevi vardır. Hemen yanı başlarında da altı katlı apartman. Apartmanın birkaç dairesi doktor muayenehanesidir. Muayenehanelerinin çöpleri gelişigüzel atılır. Torbalara konsa bile çöp karıştırıcılar her gün elden geçirdikleri için torbanın hükmü kalmaz. Kullanılmış enjektörler, kanlı pamuklar, sargı bezleri, ilaç kutuları, aklınıza ne gelirse kaldırım kenarına saçılır. Öğrenciler üzerlerinden atlar, zıplar. Bir keresinde küçük bir öğrencinin, işi bitip de çöpe atılmış, kırık ayaklara takılan alçı kalıp ile oynadığını gördüm. Öğretmenler dahil, hiç kimse aldırış etmiyor bu manzaraya. Aldırış eden vatandaşın sesi duyulmuyor. Belediyeye "Bu ne rezalet?" diye telefon ediyorsunuz, beylik laflarla geçiştiriyorlar. Amerika''da halkın sağlığını tehdit eden bu pisliğe sebebiyet veren muayenehanenin sahibi olan doktora büyük para cezası ve iş yerini kapatma cezası verilir.

Yeni göreve gelen belediye başkanlarımız, sorumlu oldukları şehirlerin bu çeşit işlerini halletmek üzere formüller geliştirseler ne büyük hizmet olur? Plastiklerin, gazetelerin ayrı ayrı biriktirilip toplanmasının sağlanması... Muayenehane, tamirhane gibi yerlerin çöplerinin toplanması için sıkı kurallar getirilmesi... Ve tabii konulan kurallara vatandaşın uyması...