Kaydet
a- | +A

Televizyonda Çeşme manzaraları seyrediyorum. Çeşme gündüzleri... Çeşme geceleri... Çeşme memleketimizin cümle kapılarından biri. Cümle kapısı evlerin dışarı açılan, yola açılan kapısıdır. Arslan yatağından belli olur derler ya, apartman da cümle kapısından belli olur. Eşiği çöplüğe dönmüş, otomatiği bozuk, camı kırık, boyası dökülmüş, ampulü patlamış bir cümle kapısı apartmanda oturanların karnesi olur. Televizyondaki Çeşme manzaraları dört dörtlük...

Ben bu sene memlekete Çeşme kapısından giriş yaptım. İlk defa gemi ile geldim ve Çeşme''ye ayak bastım. Çeşme yaz aylarında günde en az bir düzine gemi yanaşan bir liman şehri. Turistlerin ülkemizle tanıştıkları yerlerden biri. Avrupa''da oturan ve arabasıyla yurda giriş yapmak isteyen vatandaşlarımızın da tercih ettiği bir kapı.

Televizyondaki birbirinden göz alıcı Çeşme manzaralarını seyrederken ben de Çeşme ile karşılaşmamızı hatırlıyorum. Çeşme limanında gemiden indikten sonra olan bitenleri yazmam şart. Bizimle beraber iki geminin daha yolcuları boşalıyordu. Gemiden inenler limandaki polis kulübelerinin önünde kuyruğa giriyordu. Güneşin altında üç tane upuzun kuyruk... Aynı anda bine yakın insan... Yolculuğun yorgunluğu içindeki insanlar ellerinde pasaportları ile beklemeye başlıyorlar. Başların üzerinde güneşin sıcağını kırıcı bir parçacık tente yok! Yer beton, gök alev... Can herkesin burnunun ucunda. Sıra kavgaları başlıyor. Benim yerim burasıydı, hayır değildi diye birbirine girenler... Almanca küfürler... Limanda üç adet polis kulübesi var. Oldukça geniş, dört bir tarafı cam kulübeler. Her kulübede iki memur iş başında. Allah için harıl harıl çalıştıklarını gördüm. Biri pasaporttaki bilgileri bilgisayara işliyor (Bu işlemi yapmanın yeri midir, değil midir ayrı konu); diğeri mühür basıp Çeşme Emniyet Teşkilatını Güçlendirme, Binalarını Yaptırma ve Yaşatma Derneği için yardım parası alıyor. Başlarını kaşıyacak zamanları yok. Üç kulübede ikişerden altı kişi bu kadar insanın işini daha çabuk yapamaz. Fakat neden her kulübede iki kişi? Kulübeler iki kişi için çok genişti. Her kulübede iki değil de dört memur görev başında olsaydı, o ahalinin güneş altında çektiği çile daha çabuk sona ererdi. Hatta üç kulübe de yetmeyecekse mevsimlik olarak prefabrike iki kulübe daha dikilemez miydi? Şakır şakır bir yaz yağmuru da olabilirdi ama "Ege Bölgesi''ne yaz aylarında pek yağmur düşmez" anlayışından hareket edersek güneş altında yanmak ihtimali her zaman ağır basacaktır. Kuyruktakilerden biri sıkıntı içinde "Turistler bu rezilliğimizi görüyorlar, bir daha bu memlekete gelmek isterler mi?" Dedi. O da doğru, fakat neden sadece turistler? Neden önce hep turistleri düşünüyoruz? Bu memlekette rahat etmek ve mutlu olmak hakkı önce ve en çok bu memleketin insanlarına aittir. "Antalya''da mutlu bir Hollandalı" diye sayıklamaktan "Antalyalı"nın mutlu olmasını önemsemez olduk. O günkü gemi yolcularının yüzde 95''i Avrupa''da çalışan vatandaşlarımızdı. Bir veya birkaç yıllık hasretten sonra vatanlarına tatil geçirmeye gelen vatandaşlarımız. Ülkemizin döviz kaynaklarından olan vatandaşlarımız... Konsoloslardan, sefirlerden çok memleketimizin elçisi olan insanlar... Onları böyle karşılamaya kimin hakkı var? Onları küçümseyip üçüncü sınıf bir hizmet sunmaya kimin hakkı var? Böylesine hesaba katılmayarak karşılanınca onlar da ağızlarını bozuyor, hırçınlaşıyor, kabalaşıyorlar. Kuyruktakilerden biri Kapıkule girişinin daha da beter olduğunu anlatıyordu. Pasaportları bilgisayara işleyip mühür basan memurların ellerinden başka bir şey gelmeyecektir, onların hiçbir suçu, ihmali yok. Ama yolcu trafiğinin yoğun olduğu mevsimlerde limandaki memur sayısını artırmayan yetkililere sesleniyorum. İnsanlarımıza memleketlerine gelir ayak neden böyle eziyet ediyorsunuz? Amerika, Almanya, İsviçre, İtalya gümrüklerinde gösterilen kolaylıklardan, yaşanan rahatlıklardan sonra kendi vatanımıza girişte kendi insanlarımıza müstahak gördüğümüz muamele iç açıcı değildir. Bütün mesele insanlarımıza saygı göstermektir, insanlarımıza değer vermektir. Bu saygıyı gösteriyor, bu değeri veriyor olsak gümrük kapılarında çekilen çileyi ortadan kaldırıp yerine kolaylık, rahatlık, çabukluk getirmek için Anayasa değişikliğine, Bakanlar Kurulu kararına falan ihtiyaç yoktur! Çeşme iyi, Çeşme güzel, Çeşme manzaraları göz alıcı ama... Bu yazıyı yetkili kişilerin okumasını isterdim.