Kaydet
a- | +A

Benim öğretmenlerime ve bütün öğretmenlere açık mektup -Düşündüm de, dünyada en önemli meslek öğretmenliktir. Atalarımız hekim ile hakime imtiyaz tanımışlardır amma onları yetiştiren de öğretmenler olduğuna göre yeryüzünün gelmiş geçmiş en kıymetli, en izzetli, en haysiyetli mesleği öğretmenliktir. İlk ve orta dereceli okullarda görev yapan yahut emekli olmuş öğretmenlerimiz; size sesleniyorum, sizi selamlıyorum, dünya ömrünü tamamlayıp göçenlerinize rahmetler diliyorum. Belki birçoğunuz bu mesleği isteyerek seçmediniz. Belki bir çoğunuz hâlâ zevk alarak yapmıyorsunuz. Pişmansınız, hayatınızdan memnun değilsiniz. Sıkıntılarınız, şikayetleriniz var. Fakat beş dakika kendinizle başbaşa kalıp düşünün. Mesleğinizi düşünün. Hazret-i Ali "Bana bir harf öğretenin kulu kölesi olurum" demiş. Bu sözün manasını düşünün. Demokrasilerde kimse kimsenin kulu kölesi olamaz elbette, yalnız teşbihte hata olmayacağını da sizden öğrenmiştik. Siz bize bir harf değil, neler öğrettiniz?! Anamızın kucağından kalkıp sizin önünüze oturduk. Elimizde ince, boş bir defter ile kurşunkalem, içimizde tatlı bir heyecan vardı. Defterimizi de, kafamızı da, gönlümüzü de yavaş yavaş siz doldurmaya başladınız. Siyah önlüklerimizin yakasına önce kırmızı kurdele taktınız, sonra elimize karne verdiniz, sonra diploma verdiniz. Sonra başka karneler, başka diplomalar... Bütün bir memleket sizin ellerinizden geçti. Bütün bir memleket sizin ellerinizden geçmekte. Sizin öğrettikleriniz sayesinde adam olduk. Bugün Türkiye''de yahut dünyanın dört bir tarafında çeşitli mesleklerde hayatını kazanan bizler, işçisi, işvereni, esnafı, memuru, sanatçısı, yazarı, çizeri, imamı, hocası, doktoru, mühendisi, avukatı, hakimi, rektörü, dekanı, başbakanı, cumhurbaşkanı... hepimiz elimizdekileri, avucumuzdakileri, dağarcığımızdakileri, yüreğimizdekileri sizlere borçluyuz. Ne olduysak sizlerin sayesinde olduk. Şüphesiz hepimiz adam olamadık. Piyasada serseriler, hırsızlar, uğursuzlar, yalancılar, dolandırıcılar, çeşitli türleriyle eşkıyalar da var. Evet, ağaç yaş iken eğilir amma ne çare her ağaçtan yay olmaz ki! Pişmemekte direnen ham ervahı adam etmek kolay mı? Yalnız, eğer toplumda adam olamayanların nüfusu artma eğilimindeyse öğretmenlik mesleğinde bir bozulma, çözülme var demektir. Öğretmenlere yeterli ihtimam gösterilmiyor demektir. Öğretmen yetiştirme işinde gereği kadar hassasiyet gösterilmiyor demektir. Öğretmenlik gözden düşüyor demektir. Toplumu düzeltmenin yolu öğretmenlerden geçer. Toplumu bozmanın yolu da öğretmenlerden geçer. Toplumun direğisiniz siz. Bel verdiniz mi, çatı başımıza çöker. Omuzlarınızda ne kadar büyük bir sorumluluk taşıyorsunuz, farkında mısınız? Mürüvvet Coşkun, Feriha Armağan, Salih Tekeli, Mahir Türedi, Lütfiye Sertçelik... Bilmem hayatta mısınız? Hayattaysanız sağlık ve afiyetler diliyorum, değilseniz nur içinde yatın! "Sonsuz günaydınlar çocuklar!" diyerek daima pür-telaş derse giren kimyacı Meral Kurudere... Senden bilirim yok bana bir faide ey gül Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül şarkısı hâlâ her çaldığında hasretle andığım, bize aruz veznini öğretmeye bu mısralarla başlayan edebiyatçı Nusret Saygun... Sözlüde daima üç soru soran, üçünü de bilen öğrenciye 10, üçünü de bilemeyene, sakin ve yumuşak bir sesle ve bir hediye takdim etmenin kibarlığıyla "Otur çocuğum, 1 alıyorsun" diyen coğrafyacı Tevhide Mistçioğlu... En çok çektiğim beden eğitimi öğretmenlerim Maide Hanım ve İkbal Hanım... Latince kelimeleri telaffuzunu şarkı dinler gibi zevkle dinlediğimiz biyolojici Seylan Hanım... Bize öğrettiği İngilizce''nin hiç de yabana atılır olmadığını yıllar geçip de Amerika''ya geldiğimde farkettiğim Elçin Hanım...

Yücel Koyuncu, Kazım Budak, Hüseyin Yıldırım... Saim Bey, Lamia Hanım, Nesrin Hanım... Hepinizin hatıralarımda, hatıra defterlerimde, hayatımda ne doldurulmaz yeriniz var?! Hepinizin ellerinden öperim. Bir memlekete yapılabilecek en büyük kötülük herhalde öğretmenlik mesleğini küçümsemek, küçük düşürmek, öğretmenlerin yetişmesini önemsememek, öğretmenleri darda, zorda bırakmaktır. Öğretmenlik gözden düşmüşse tehlike var demektir. Bir memlekete yapılabilecek en büyük iyilik öğretmenlik mesleğini en itibarlı meslek haline getirmek, öğretmenlerin iyi yetişmesi için her fedakarlığı yapmak, öğretmenleri müreffeh yaşatmaktır.