Kaydet
a- | +A

Kurşunla tanışmamız aslında sevimli başlamıştır. Masallardan kurşun askerleri dinledik ilk önce. Kırmızı elbiseli, iri kafalı, ufacık boylu idiler. Sonra okuma yazma öğrenme çağımızda elimize kurşun kalem verildi. İlk çizgilerimizi onunla çektik, ilk hecelerimizi onunla yazdık. Yeni açıldığı vakit ucu ne güzel kokardı?! Kurşun kültürümüze girmiş bir kelimeydi. Büyüklerimizden "şeytan kulağına kurşun" lâfını öğrendik. Pek anlayamadık, şeytanın kulağına kurşun ne demek? Büyüklerimiz anlıyor muydu, o da belli değildi. Şimdi biz "büyük" olduk, anlıyor muyuz acaba?

Halkımız arasında nazara, büyüye karşı "kurşun dökmek" diye bir işlem yapıldığını öğrendik sonra. Şeytanın kulağına dökülecek olan da bu kurşundu herhalde. Nazar değmesinden, göze gelmesinden, bozulmasından korktuğumuz durumlarda söyleniyordu. Meselâ, 5 parti liderimizin makul bir isim üzerinde anlaşıp cumhurbaşkanı adayı göstermeleri karşısında "şeytan kulağına kurşun" dedik. Eğer milletvekillerimiz bu hafta kazasız, belâsız, sâlimen seçimi tamamlayabilirlerse bir kere daha diyeceğiz. Meteliğe kurşun atmak deyimimiz vardır, keskin nişancılardan mülhemdir amma mecazi mânâ kazanmıştır, para darlığını, cüzdanın boşaldığını gösterir. Çok ağır bir maddeyi anlatırken kurşun gibi deriz, kurşun yağmuru deriz, kurşun yemek deriz, kurşuna dizmek deriz. Kurşunî diye bir rengimiz de vardır. Kurşun türkülerimize de girmiştir; bir hayli dertlice. Çünkü o bir ölüm vasıtasıdır. Silahın içinden çıkıp can alan odur. Ama halk sanatı onu bile güzelleştirmiştir. Üniversite yıllarımızda

Geçenlerde gazetelerimizde okudum. İstanbul''un havasına yılda 1 milyon 250 bin kilogram kurşun atılıyormuş. O kurşunlu havayı soluya soluya yaşıyor insanlarımız. ''Kurşun da neymiş? Bize kurşun mu işlermiş?" demeyelim. Kurşun zehirlenmesi hafife alınmayacak bir vak''adır. Her yaştan insan üzerinde, özellikle 6 yaşından küçük çocuklar üzerinde çok ciddî hastalıklara yol açtığını doktorlar ilân etmekte. Beyin hücrelerinde, sinir sisteminde tahribat, öğrenme güçlüğü, işitme kaybı, konuşma zorluğu, davranış bozuklukları, kırmızı kan hücrelerinde ve karaciğerde hasar... ABD''de kurşunlu boyalar, kurşunlu borular ve kurşunlu benzin 1970''li yıllarda yasaklanmış. Son yıllarda halk kristal kullanımına karşı bile uyarılmakta, çünkü kristalin yapılışında kurşun kullanılıyor.

Ev aldığınız zaman emlâkçı size evin "kurşunsuzluk" raporunu da sunuyor. Yine de anaokuluna başlayan her çocuğa kanında kurşun var mı, yok mu diye bir kan testi yapıyorlar. Kurşun kalemlerin içindeki kurşun da artık grafitten imal edilmekte. Memleketimizde motorlu vasıtalar gürül gürül kurşunlu benzin püskürtmektedir. Boyalarımızda kurşun "inşallah yoktur" diyeceğim ama kurşun boruların halen mevcut olduğunu biliyorum.

Fakat en dehşetengiz olanı 24 saat boyunca milyonlarca egzozdan yayılan kurşunlu dumanlardır Önümde Earth Summit 1999*''un bir raporu var. Kurşunlu ve kurşunsuz benzin konusunda dünya ülkelerinin listeleri. Önce, hâlihazırda kurşunlu benzini yasaklamış olan devletler, 36 isim... Ardından 2000 yılı sonuna kadar yasaklayacak, "kurşunsuzlar klübüne" katılacak olanlar, 9 isim. Türkiye''yi arıyorum, yok! Sonra 2001 yılında yasaklamayı plânlayanlar, 2 ülke. Türkiye''yi arıyorum, yok! Sonra 2002. Bu senenin listesi boş, o sene kurşunlu benzini bırakmayı plânlamış ülke yokmuş. Sonra 2003 yılı, 3 ülke daha. Türkiye yok! Sonra 2004, 3 ülke daha, Türkiye yok! Sonra 2005 yılı, 2 ülke daha, Türkiye yok! Böylece 2005 yılında toplam 55 ülkenin kurşunsuz benzin kullanıyor olacağı bildirilmiş. 2005 yılında kurşunlu benzin kullanımını bırakmaya niyetli olan, fakat henüz kesin kararlarını vermemiş devletleri gösteren bir liste daha var. "Tamam, Türkiye buradadır" derken bakıyorum, 10 ülke adı, "Türkiye" yine yok! Allah Allah derken altta bir liste daha. "Kurşunlu benzin kullanmaya devam eden, bu sebeple özel dikkat gösterilmesi, mercek altında tutulması gereken ülkeler" 16 ülke ismi. Orta Doğu ve Afrika''dan isimler. Türkiye işte orada! Türkiye orada mı olmalıydı? Kurşunlu benzin kullanılmasının yasaklanması ve kurşunun, diğer yakın kullanım alanlarımızdan da çıkarılması konusunda yetkililerimiz ne düşünüyorlar, ne bekliyorlar merak ediyorum. * Dünya Zirve Toplantısı