Kaydet
a- | +A

Yıllar önce televizyon memleketimize ilk defa geldiğinde haftada birkaç gün birkaç saat yayın yapılırdı. Ailecek ekranın karşısına geçer, pür dikkat kesilir, baştan sona seyrederdik. Henüz televizyonu olmayan konu komşu da gelirdi. Sonraki yıllarda üstüne para verseler seyretmeyeceğimiz programların o ilk zamanlar ne kadar kıymeti vardı?! Şimdi yıllar sonra Amerika''da benzer bir durum yaşıyoruz. 100 kanallı renkli televizyonlardan sonra, televizyonu ilk defa tanıdığımız zamanlardaki vaziyetimize döndük. Öyle ya, Amerika''da Türk televizyonu var artık.

Çocuklarımız için pek birşey ifade etmiyor ama büyükler için mühim bir gelişme. Internet haber ihtiyacımızı, gazete ihtiyacımızı karşılamakla beraber ekranlarda canlı olarak memleket manzaraları seyretmek özlediğimiz bir şeydi. Oturup gözümüzü ekrana dikiyoruz. Bizim buralarda aynı mahallede Türk bulmak mümkün değil ama duyuyorum, Brooklyn gibi apartmanlı ve Türk nüfusu yoğun yerleşim bölgelerinde, Türk televizyonu bağlatmış evlerin misafirleri artmış. New Jersey''in Türk nüfusu bol Paterson semtinde Türk televizyonlu birkaç kahve sabah akşam tıka basa dolu oluyormuş. Tıpkı o eski günlerdeki gibi... Yalnız yayın yapan kanallarımızın Amerika saatini dikkate almaları lâzım. Şu anda bize verilen yayın Avrupa''ya giden yayın. Fakat Türkiye-Avrupa arasında 2-3 saat fark var. Halbuki Amerika ile, (Amerika''nın doğu yakası ile) Türkiye arasında 7 saat fark var. (Batı yakası ile 10 saat) Bir de memleketimizdeki yayınlarda bazı programlar aynı gün içinde iki defa veriliyor; aynı program iki defa. Olabilir, dünyanın her yerinde yapılan uygulamadır. Zaten tekrarlanan programın biri herkesin uyuduğu gece saatlerinde yayında olduğundan çoğunluk bu işin farkına bile varmıyor. Bizim burada ise, yine o 7 saatlik zaman farkından dolayı her ikisi de ayakta olduğumuz sabah ve akşam saatlere denk geliyor. Meselâ, yat kalk "Aydın Havası" var karşımızda. Her gün iki posta... Öte yandan ilgi ile seyredilen "Siyaset Meydanı" seyredilebilirlik ihtimali pek az bir saatte, ikindi üzeri 4:00''de ekranda. Sanıyorum, uydu aracılığıyla yayın veren kanallar bu zaman farkı işine bir çözüm bulacaktır. Bu ara benden televizyonlarımız üzerine sık sık lâf duyarsanız çok görmeyin. Ne yapayım, şu memlekette 17 yıl sonra Türk televizyonu buldum. Hani "Görmemişin oğlu olmuş..." hesabı. Son günlerde memleket manzaralarımız pek keyifli. Allah hep böyle manzaralar görmek nasibetsin! Sokaklar, meydanlar hep dolu. Gelen cumhurbaşkanı, giden cumhurbaşkanı, 19 Mayıs törenleri... Memleketimizin insanlarını bu kadar sevinçli görmek bizi mutlu ediyor. Galatasaray''ın aldığı UEFA kupası da keyifleri doruğa çıkardı. Hayatında (televizyon denen aletin Türkiye''ye geldiği sıralardaki 1974 Dünya Kupası maçları hariç) futbol maçı seyretmemiş olan ben bile oturup maç seyrettim. Bu denizaşırı diyarda bizler de bu sevince ortak olmuş durumdayız. Ama sevincimiz kendi evlerimizin içinde ya da dostlarımızla bir araya geldiğimiz sekiz on kişilik toplantılarda kaldı. Memleketteki gibi meydanlara, sokaklara dökülüp onbinlerce kişilik nümâyişler yapamadık. O meydanların neşesine, coşkusuna televizyonlarımızın başından ortak olmaya çalıştık. Ve bazı sahneler gerçekten gözlerimizi yaşarttı. Futbol söz konusu olduğu vakit gösterdiğimiz birlik ve beraberliği her konuda göstersek aşamayacağımız engel kalmaz. Sadece Türkiye''deki vatandaşlarımız da değil, bütün Türk Dünyası''nı, Müslüman ülkeleri ayağa kaldıran bir zafer oldu. Burada bizzat şahit oldum, maçın Galatasaray''ın galibiyetiyle sonuçlanmasının ardından Kırgızistanlı, Doğu Türkistanlı, Kırımlı, Cezayirli gençler sevinçten yerlerinde duramıyordu. Hey, Türkiye! "Adriyatik''ten Çin Seddi''ne" tarifine burun kıvıranlar var amma bu coğrafya yalan değil. Bu coğrafyada göz dolduran, öncülük görevi üstlenmiş bir ülkesin. Futbol dendi mi açığa çıkardığın bu enerjiyi diğer millî meselelerde de göstersen?!.. Bir futbol maçı galibiyetinin ötesinde, dünya arenasında "kazanma" duygusunu tatmak oldu bu. Güniz Sokak''tan Demirel''in de dediği gibi "Başarılara ihtiyacımız var."