Gidenler bilir, Akdeniz''in incisi Mersin''i. Güzel mi güzel, şirin mi şirin olan bu ilimizin tek kusuru yazlarının sıcak ve rutubetli olması. Ama insanımız onun da çaresini bulmuş, Toroslar''ın tepesindeki yaylalar... Buralar da kendi köyleri sayılır. Mersin''in güzel ilçesi Erdemli''ye bağlı bir belde olan Esenpınar da böyle bir yayla. Bu güzel beldemizde halkın %99''u okuma yazma bilmektedir. Bunların büyük bir bölümü lise; hatırı sayılı bir oranı da üniversite mezunudur. Eskiden köyde medrese vardı, sonradan bu, okula çevrilmiş. Eğitim kesintiye uğramamış. İşte bu güzel ve kültür yuvası beldemizde mütevazı bir çiftçi ailesi yaşar. Sebze ekerek, hayvancılık yaparak geçinirler. 20 sene önce bu ailenin siyah saçlı, kara gözlü, şirin mi şirin bir kızları olur, adını Ayşe koyarlar. Ayşe ailenin dördüncü çocuğu ama ikinci kızıdır. Aradan yıllar geçer büyük çocuklar ilkokulu bitirirler ama ortaokula gönderilmezler. O zaman köyde ortaokul yoktu, bunun için şehre gitmek gerekti, bu da imkan ister...
Ayşe ilkokulu bitirir ama... Bu arada Ayşe de ilkokulu bitirir. Öğretmeni, gözlerinden zeka fışkıran bu güzel kızdan birşeyler bekler ki gider gelir. Ayşe''nin okutulması için anne babasını sıkıştırır, ama nafile. Baba üzülerek öğretmene olumsuz cevabını verir, imkan olmayınca ne yapsın?... İki yıl Ayşe de hayvan otlatır, çok üzülür ama babasına karşı gelemez. İmkansızlıkları o da bilir ama hayal kurmaktan da geri duramaz. Eğer okusaydı ne olurdu acaba? Birden okuldaki "şeref köşesi" geldi aklına. Okul müdürü belki de çocukları motive etmek için bu köşeyi kurmuş, üniversiteyi bitirenleri meslekleriyle beraber bu köşeye asmıştı. Köyden epey doktor, mühendis, öğretmen çıkmıştı. Bunlar da köyle bağlarını koparmamıştı. Ayşe bir daha düşündü, Hukuk Fakültesi''ni bitiren yoktu. Köye hukukçu da lazımdı. Köyün hukukçusu neden kendisi olmasın? Cübbeler içinde hayalini kurar, adalet dağıtır... Ayşe bu hayalden çok hoşlanır. Ama ah, ah... imkansızlıklar... Bu düşüncelerle o kadar yoğunlaşır ki babasına yalvarmaya başlar. Öğretmenin ısrarları da devam etmektedir. Ve baba "evet" der. Okulların açılmasına az bir zaman kalmıştır. Öğretmeni hiç vakit kaybetmez, Erdemli''nin içinde araştırmaya koyulur. Yaşlı bir teyze evinin bir odasını hayrına her sene köyden gelen öğrencilere vermektedir. Teyzeyle görüşürler, evde zaten iki lise öğrencisi kalmaktadır. Bir somya daha atarlar, üç öğrenci olur. Ayşe''yi de eve çok yakın olan Meslek Lisesi''ne yazdırırlar. Artık dünyalar onun olmuştur. Madem babası o kadar fedakarlık yaptı, öyleyse o da en iyi öğrenci olacaktı, kendi kendine söz verdi.
Hayallerin yıkılışı Ayşe sözünde durur, her sene sınıfını takdirnameyle geçer, öğretmenlerinin gözbebeği olur. Her kitap açışında hukukçu Ayşe hayali gözlerinin önüne gelir, daha da çalışır. Ve başarılı bir şekilde liseyi bitirmiş, üniversite sınavına girmiştir. 26 Temmuz 2000, sıcak bir gün. Esenpınar''da evinin önündeki taş merdivene oturmuş, ağlayan bir genç kız. -Hayırdır Ayşe, bir şey mi oldu? Niçin ağlıyorsun? İnci gibi yaşlar dökülen kara gözlerini bana çevirdi. Bu gözlerde üzüntü, hayal kırıklığı, küskünlük... hepsi okunuyordu. Sorumu tekrarlarcasına, -Evet! Dedim. -Şey, üniversite sınavının sonucunu öğrendik de... -Çok mu kötü? -205 puan dedi, ağlamaklı haliyle. -Ama niçin ağlıyorsun, bu puanla istediğin birçok Hukuk Fakültesi''ne girebilirsin. Gözlerini ümitsizce kaldırdı. -Hayır, hayır, ben meslek lisesi mezunuyum. Hukuk Fakültesi''ni tercih edersem puanım 156''ya düşüyor ve giremiyorum. Doğru ya, nasıl da düşünememiştim. Hepimiz, Ayşe mutlaka Hukuk Fakültesine girer diyorduk, ama hiçbirimiz onun Meslek Lisesi''nde okuduğunu hesaba katmamıştık.
*Kazanılmış hak geri alınır mı? Sayın yetkililer, Ayşe ve mağdur olan bütün çocuklarımız adına size yalvarıyorum. Bu çocuklara verdiğiniz okuma hakkını geri aldınız. Kazanılmış hak geri alınır mı? İşte Ayşe''nin hikayesini okudunuz. Onun okuma arzusunun önüne ne köyde yaşaması, ne okuluna 2 sene ara vermesi, ne de maddi durumlarının zayıf olması geçemedi. Ama siz geçtiniz. Sizler Ayşe''nin okuma azminin önüne geçtiniz. Hayallerini öldürdünüz, yıktınız, paramparça ettiniz. Hayallerini yıktığınız Ayşe değil, Ayşeler... Boşa giden sadece bir Ayşe''nin beyni değil, yüzlerce Ayşe''nin beyni. Böyle pırıl pırıl beyinleri heba edecek lüksümüz var mı? Lütfen, kaybedecek bir saniyemiz bile yok. Hemen şimdi bu problemi çözün, çözün ki yüzlerce beyin boşa gitmesin, hayalleri yıkılan Ayşeler ağlamasın... *Gülizar Şen - MERSİN

