Sendikacı denince, zihnimde Halil Tunç, Şevket Yılmaz, Bayram Meral gibi sendika başkanları canlanırdı. Belki de bunlar en büyük sendikanın başkanı oldukları için veya basında en çok bunlara yer verildiği için... Ama itiraf etmem gerekir ki bana fazla sıcak gelmeyen bir sendikacılıktı, veya öyle bir intiba kaldı. Ama geçen gün BEM-BİR-SEN İstanbul Bölge Başkanı Nasuh Özdemir ile tanışınca zihnimdeki sendikacı imajı değişti. Olumlu, yapıcı, herkesi kucaklayan, toplumla bütünleşmiş, genç, dinamik ve kendini üyelerinin haklı taleplerine adamış bir sendikacı profili. İdeolojik hiçbir saplantısı olmayan, üstelik isteklerinde de tutarlı. Memurların bugünkü içler acısı halini anlatan başkan, mevcut adaletsizlikleri artık haykırmak istediklerini söyledi. Mühendis şoförünün üçte birinden az ücret alıyorsa, aynı işi yapan iki kişinin ücret farkı 3-4 kat ise birilerinin buna dur demesi gerekir. Sesi çıkmayan ölsün mü? Külfet de, nimet de eşit şekilde bölüşülmeli. Görüldüğü gibi başkan çok makul şeyler söylüyor. Eylem değil, etkinlik Nasuh Bey''le otururken, Rahmetli Necip Fazıl''ın bir dörtlüğünü hatırladık: "Allah''ın on kuluna verdiği on pul/ Bir kuluna dokuz, dokuz kuluna bir pul;/ Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa/ Yaşasın kefenimin kefili karaborsa." BEM-BİR-SEN sesini alışılmadık şekillerde duyurmaya çalışıyor. Vurdulu, kırdılı, insanları tedirgin edici eylemler yok. Etkinliklerle seslerini duyuruyorlar. Her Cuma saat 11''de tanınmış bir şahsiyetin katılımıyla etkinlik düzenleniyor. Bugün saat 11''de de İstanbul Büyükşehir Belediyesi''nin önünde tabutlu etkinlik var. İşte bu etkinlikle ilgili duyuruları: "YAŞARKEN ÖLDÜRMEK İSTEDİKLERİ MEMURDAN TABUTTA BASIN AÇIKLAMASI" Pırıl pırıl bir gelecek, ışıl ışıl bir yaşam hayal ettik. Okuduk. Okurken dirseklerimizi çürüttük. Fakir babamızın yorgun anamızın insanüstü gayretleriyle üniversitelerden mezun olduk.
Mezuniyetle birlikte iyi bir yaşam hayaliyle memur olduk. Yetişmemizde hiçbir katkısı olmayan DEVLETİN çalışma hayatımızda olsun vereceğimiz emeğin, akıtacağımız terin karşılığı olan bedeli vereceğini ümit ettik. Memur olduk ve gördük ki..."
Devam edip gidiyor. Hepimiz de görüyoruz zaten... Başarılar Sayın Başkan. Umarım haksızlıkların, adaletsizliklerin giderilmesinde sizin de katkınız olur... Ekonomik deprem Bir faks da Ankara''daki sendikacılardan geldi. TÜRK BÜRO-SEN 9 Nolu Şube Başkanı Ekrem Şahin''in haykırışları da aynı. "Hükümet, kamu çalışanlarının maaşlarına IMF''nin tavsiyesi gereği Ocak 2001 itibarıyla %10, Temmuz 2000 itibarıyla da %8 oranında zam yapılmasını kararlaştırmıştır. Böylece Merkez Bankası Başkanı''na 330 milyon, Başbakan''a 195 milyon, Milletvekilleri''ne 145 milyon, Başsavcı''ya 110 milyon, valiye 100 milyon, genel müdüre 70 milyon cıvarında artış gelirken, memura 15 milyonTL reva görülmüş olup, yıllardır seyyanen uygulanan maaş artışları, ücretler arasındaki uçurumun iyice açılmasına neden olmuştur. Yıllardır hep böyle olmadı mı? Gerçek enflasyonla memur maaşları arasındaki mukayesede, maaş artışları daima düşük tutulmadı mı? Sonra da "kamu çalışanlarını enflasyona ezdirmedik" masalını dinlemedik mi? Hakim, doktor, mühendis gibi nitelikli personel haricindeki çalışanların aldıkları maaş, asgari geçinmek için gerekli olan rakamların altında kaldığından dolayı, birçok arkadaşımız şoförlük, seyyar satıcılık, pazarcılık gibi ikinci işleri yapmak zorunda kalmadı mı? Bu zor şartlarla hayatı yaşamaya çalışan, ailesine, çocuklarına, dostlarına zaman ayıramadan zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli çalışmak zorunda kalan ve asla dinlenmeden genç yaşta göçüp giden bu insanlarımızı enflasyonun artmasının nedenlerinden biri olarak görmek, akla, mantığa ve vicdana sığar mı? ............ Netice olarak "artık yeter!" diyoruz. Kamu personeli arasındaki (KİT''ler dahil) "görev-maaş" tanımının yapılmaması, memur ve işçi ile diğer kamu görevlileri arasındaki ücret adaletsizliğinin giderilmemesi halinde, gerçek deprem korkusunun yanında bir de ekonomik deprem kapımıza dayanmıştır. Bizden uyarması!.." Yine umarım bu uyarılar dikkate alınır.
İlahiyatçıların Diyanet İşleri Başkanı''ndan istekleri var Açmış olduğunuz vaizlik sınavı müracaatları 20 Ekim''de bitmiş. Pek çok kişi, özellikle Diyanet dışındaki kurumlarda çalışanlar bu sınavı sonradan öğrendiler. Evraklarımız postada gecikmiş Sayın Başkanımız M. Nuri Yılmaz''dan sınav başvurularını Ekim sonuna kadar uzatmasını özellikle istirham ediyoruz... *Bir Grup İlahiyatçı - İSTANBUL

