Okuyucularımızdan gelen, Milli Eğitim''le ilgili mesajların hepsini yayınlamaya kalkışsak gazetemizin tamamı bile yetmez. Ne karmaşık problemleri olan bir teşkilatmış, ne kadar çok küskünü olan bir bakanlıkmış meğer... Eğitimimizi, istikbalimizi bu denli hazırlıksız bir kuruma bıraktığımız için dehşete düşüyorum. Problem, giderileceğine hep üstü örtülmüş, katlana katlana devleşmiş.
Çocuklarımızı teslim edeceğimiz öğretmen kim, ona bile karar verilememiş henüz. Hangi okulları bitirenler öğretmen olabiliyor, kimler olamıyor? Bugün olur dediklerine yarın olmaz diyorlar, olmaz dediklerine de tam tersini... Bir yıl içinde bile karar değişebiliyor... Eğitimle ilgilenen bir teşkilat düşünün ki, kim öğretmen, kim değil bilen yok. Kimse de memnun değil. Herkes şikayetçi. Öğretmen yetiştirilmek üzere kurulan okula giren çocuk, okulu bitirince "öğretmenlik hakkının olmadığı" sürpriziyle karşılaşabiliyor. Veya sudan bahanelerle, ilgisiz sınavlarla taciz ediliyor, küstürülüyor, yıldırılıyor... İlgisiz okullarda okuyanlar da yetkililerin iyi saatine denk gelirse birden bire öğretmen oluveriyor. Öğrenci de aynı cenderede harcanıyor. Öğretmene bunları yapanlar öğrenciyi mi rahat bırakır? Girdiği okulun son sınıfına gelince kendini birden bire hayal etmediği bariyerlerle kuşatılmış olarak görüyor, önü kesiliyor, harcanıyor. Koskoca Türkiye''nin istikbali buruşturulup atılıyor.
Kazanılmış hak imiş, anayasal hak imiş, hukukmuş, halkın talebi imiş ne dinleyen var, ne de önemseyen. Anne-babaların, çocukların feryatları da içlerinde yankılanıp duruyor. Yazmamızın, iletmemizin de bir faydası olmuyor. Biz veya halk onlar kadar bilecek değiliz ya!.. Bir zamanlar meşhur bir valinin seslendirdiği gibi, yapılacak birşey varsa onlar yapar, bize ne oluyor...
Başvuru Formu''nda Okulumuzun adı yok Harran Üniversite''si Fen ve Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü mezunları da sürprizle karşılaşmışlar. "Mezuniyet sonrasında eğitim camiasına katılacağımızı düşünerek okumuştuk. Tam mezun olduk derken, hayır siz öğretmen olamazsınız, önce DMS Öğretmenlik Sınavı''na girin dediler. Girdik ve kazandık. Bu sınavı kazanmakla öğretmen olacağımızı sanmakla yanılmışız. Talim Terbiye Kurulu''nun neye dayanarak hazırladığı belli olmayan bir listesi var, bu listede mezun olduğunuz okulun adı varsa buyrun, dediler. Ama ne yazık ki birçok Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Kimya, Biyoloji mezunu gibi bizde okulumuzu listede bulamadık, başvuru yapamadık." Bir araştırma yapmışlar, kendi branşlarında öğretmen açığı olduğunu da öğrenmişler, başka branş öğretmenleri ile takviye ediliyormuş.
Eğitim Fakülteleri''ni bitirdiler ama... Eğitim Fakültelerinin Fizik Kimya, Biyoloji Öğretmenliği Bölümlerinin 1997-1998 yılı mezunları da hâlâ beklemede. "Fakir ailelerimizin maddi imkanlarını zorlamaları ve eşten dosttan sağlanan yardımlarla okulumuzu bitirdik.Vazife alıp bir an önce Milli Eğitim''e hizmet etmek ve maddi borçlarımı- zı ödemek için 1998 yılında yapılan öğretmen atamaları için müracaat ettik. Tayinimiz çıkmadı. Bundan sonra yapılan atamalarda ihtiyaç yok diye müracaatlarımız dahi kabul edilmedi. Tayinimiz daha çabuk çıkar diye Sınıf Öğretmenliği Sertifikası almak istedik, ancak maddi imkanlarımız buna elvermedi. Bu arada Devlet Memurluğu Sınavı''na girdik ve 78-80 puan aldık. Son olarak 25 bin öğretmen alınacağını öğrenince, bu defa göreve başlayacağımız ümidiyle alınacak 600 Fen Bilgisi Öğretmenliği için müracaat etmek istedik. Yine hüsrana uğradık, aynı gerekçelerle Fizik, Kimya ve Biyoloji öğretmenlerinin müracaatları kabul edilmedi." Bu dertli öğretmen adayları araştırma yapmışlar, kendi branşlarının ilgisiz meslek mensuplarıyla doldurulduğunu öğrenmişler. Üzüntülerinden, sıkıntılarından eş-dostun yüzüne bakamaz olmuşlar."Bundan sonraki atamalarda bizi unutmayın, hiç olmazsa vekil öğretmenlik verin" diye Bakan''dan istekte bulunuyorlar.
Atamalarda çifte standart Denizli''den yazan Burhan Çetinkaya, Fen-Edebiyat Fakültesi mezunlarının yüksek puan almalarına rağmen , sınıf öğretmenliği için atamalarının yapılmadığını, oysa Eğitim Fakültesi mezunlarının daha düşük puanla atamalarının yapıldığını belirtiyor, ve soruyor: "DMS Öğretmenlik Sınavı''nın amacı neydi? Alınan puanlara göre öğretmen atamak mı, torpili önlemek mi, haksızlığı yok etmek mi, yoksa finansman için mi idi? Lütfen oyunu kurallarına göre oynayın. Binlerce öğretmenin ruh sağlığı ve onuruyla oynanmasın. Önceden belirlenen kurallar çiğnenmesin. Çifte standart olmasın artık." Sınıf Öğretmenliği yapan Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenleri de, kendi branşlarında epey açık olduğunu, biran önce kendi branşlarına geçmek istediklerini belirtiyorlar.
Vekil öğretmenler ilgi bekliyor Yıllardır ilköğretim okullarında vekil öğretmenlik yapanlar da problemleriyle yetkililerin ilgilenmediğini söylüyorlar.
"190 bin öğretmen açığı varsa neden 657/86. maddeye göre yetişmiş personele kadro verilmiyor? Birçok defa kurs, seminer, vb. çalışmalara katıldık. Plan, program, idari görevler hususunda yetiştik ve bu görevleri üstlendik. Tek ve birleştirilmiş sınıflarda eğitim sorumluluğunu üstlendik. Üstelik yüksek okul mezunuyuz. Ancak 657/86. md.''ye uygun çalışan personeliz. Çeşitli okulları bitirenlere öğretmenlik kadrosu verildi, 15 günlük kursla öğretmen oldular. Aynı hakkın bize de verilmesini istiyoruz." Sınıf Öğretmenliği''nden mezun olmuş, ama işsizlikten sabrı tükenmiş Mutlu Bey de benzer şikayetlerde bulunuyor..."Ben dört yıl boyunca (insan nasıl yetiştirilir)in eğitimini aldım. Öğretmen diploması aldım. Boştayım. Dört yıl boyunca (bitki nasıl yetiştirilir, hayvan nasıl yetiştirilir)in eğitimini alanlar ise öğretmen oldu. Bunda bir terslik yok mu?" Ayrıca sınıf öğretmenliği sertifikası almış, DMS''den yüksek puan almış, yıllardır tayin ümidiyle bekleyenler... Ve yer yokluğundan yazamadığımız bir yığın istek. Hepsi öğretmen adaylarımızın isteği... Öğretmeni bu kadar dertli olan eğitimin halini varın siz düşünün...

