Kaydet
a- | +A

15 milyon öğrencisi, 522 bin öğretmeniyle İlk ve Orta dereceli okullarımız 3 aylık yaz tatiline girdi. Dün de 1 milyon 414 bin öğrenci üniversiteye girmek için ter döktü. Bunların da onda dokuzu boşta kalacak... Bu köşeyi en çok arayanların başında Meslek liseliler ve onların aileleri geliyor. Çoğu feryat ediyor, dertlerini dinleyecek hiçbir merci de çıkmıyor. Bu köşede defalarca örnekleriyle belirtildiği gibi bu gençlerimizin önü tıkanmış, üniversiteye girmeleri adeta imkansız hale getirilmiştir. Bunların kazanılmış hakları hiçe sayılmış, büyük bir kesim oldu bittiyle yok sayılmıştır. Telefon açıp hıçkıra hıçkıra ağlayan anne ve babalar, öğrenciler, yıkılan onca hayaller... Ve ilgisiz yetkililer... Meslek liselerini bitirip de sokakta işsiz gezen gençlerin hali de ayrı bir dram. Bunlar da eleman alımlarını takip etmekle ömürlerini çürütüyor. Öğretmen olmak hayaliyle okumuş ve üniversiteyi bitirmiş binlerce işsiz öğretmen, öğretmen yokluğundan dersleri boş geçen öğrenciler, 50-60 kişilik sınıflarda tıkış tıkış ders yapmaya çalışanlar... Neresine bakarsanız dehşete düşüyorsunuz. Bu işte bir yanlışlık olmalı. Problemin çözümü bu kadar zor olmamalı. Ama fabrika işletemeyen bürokratlarımız eğitimi de sağlıklı götüremiyor. Ekonomi için Dünya Bankası, IMF devreye girip zorla çözüm yoluna sürüklüyor; eğitimin ise ne Dünya Bankası, ne de IMF''si var...

Yetkililer de ne dert dinliyor, ne çözüm önerilerine itibar ediyor ne de bu işin üstesinden gelebiliyorlar. İstikbalimiz olan gençlerimiz ümitsiz, güvensiz, küskün bir şekilde kıvranıyor... Girişimcilerimize bazı kolaylıklar sağlansa, özel okullar daha çok teşvik edilse, bu sayede işsiz binlerce öğretmenimiz iş sahibi olsa, eğitimimiz çağdaş kurumlara kavuşsa, çocuklarımız daha uygun şartlarda yetişse... Parası olan veliler bu şekilde katkıda bulunsa, Milli Eğitim Bakanlığı da kaynaklarını daha rahat kullansa... Yani eğitimi biraz vatandaşa devretsek... Yine de yetkililerimiz denetlesin, içleri rahat etsin. Ama lütfen milletimizi bu cendereye layık görmesinler artık. Kulaklarına pamuk tıkamakla olmuyor bu işler. Benim telefonuma gelen çığlığı onlar da duysunlar artık. Ne yapılacaksa yapsınlar, geç olmadan. Bu böyle gitmez artık...

İyi komşuluk varken... Beş altı gün önce bu köşede Yağsıyan ile Danişment köyleri arasında devam etmekte olan 50 yıllık davadan sözedilmişti. Bu dava nihayet neticelendi, Yargıtay önceki kararlar doğrultusunda, Danişment köyü lehine karar verdi. Aslında lüzumsuz müracaatlarla mahkemelerin uzamasına da bir bakıma bizler sebeb oluyoruz. Bu şekilde hem maddi kayıplarımız oluyor, hem de dostluklar, komşuluklar zedeleniyor. Buna değer mi? Yıllar önce neticelenmiş, bilenlerin de hakkaniyete uygun olarak gördüğü bir meseleyi yıllar sonra ısıtmak kime fayda getirir? Şu kısacık ömrümüzde, kız alıp, kız verdiğimiz komşu köylerimizle kardeşçe yaşamak varken, didişmenin mantığı olmamalı. Ard arda bunca felaketlerin yaşandığı bu ortamda, bir toprak parçası için böyle hırslanmamalıyız... Artık doğru diye bildiklerimizi kendi nefsimize de tatbik etmeliyiz. Dostluk, iyi komşuluk, akrabalık... Bunlar hep güzel şeyler.

Yağsıyan ile Danişmend köylerinden başlayarak, bu güzel duyguları bütün yurdumuza yaymaya çalışsak. Bunun vereceği haz, toprak parçasından alınamaz. Yüce adalet de defalardır aynı kararı verdiğine göre, buna artık bir son versek... Ahmet Kaya Aydoğan - TOKAT

Bizim köyün barınağı Bizim köy Ordu''nun Perşembe ilçesine bağlı, denizi ve tabii güzellikleri ile meşhur, Karadeniz sahilinde turistik bir balıkçı köyü olan Mersin köyüdür. 1999 Şubat ayında Karadeniz''de meydana gelen ve kamuoyunda "asrın dalgası" olarak nitelendirilen deniz dalgasından bizim balıkçı barınağı da nasibini aldı. Geçen süre zarfında Devlet Liman İşleri yetkililerine defalarca müracaat edildi, ileri gelenler durumu yetkililere arz etti, vekillerimizle görüşüldü... Sağolsun Liman İşleri yetkilileri arada sırada ellerine metreleri alarak geldiler, ölçtüler, ya da ölçer gibi yaptılar. "Balık-rakı ziyafeti"nden sonra geldikleri Samsun''a geri döndüler. Arada bir bu durum tekrarlanır. Bu arada sağlam diye bilinen geri kalan 200 metrelik bölüm de parçalara ayrıldı. Henüz bir ses yok. Geçen sene olan deprem yüzünden yatırımlar durdu diye yapmadılar. Gelen bazı haberlere göre 2000 yazının başında yapılacağı bildiriliyordu. Bu arada Çarşamba, Tokat cıvarında sel oldu. Vaziyete göre bizim barınak da selzede oldu... Karadeniz doğal güzellikleri, havası, suyu, yeşilliği, kültürü ve insanlarıyla yurdumuzun sevilen bir bölgesidir. Siyasetçilerimizin, vekillerimizin ve bakanlarımızın yoğun olduğu bölgedir. Ama her ne hikmetse kalkınmada öncelikli illerden biri olan Ordu''ya hiçbir hizmet yapmazlar. Karadeniz otobanı yapılıyordu, hani, nerede?.. Sayın yetkililer, köyümüzün kalkınmasında ve geçimini sağlamasında önemli bir faktör olan şu barınağı Allah rızası için yaptırıverin artık... Tayyar As -Mersin Köyü- Perşembe / ORDU