Kaydet
a- | +A

Uzun zamandır beklenen ve birçok ülkede çok önceden başlanan "İşsizlik Sigortası" nihayet ülkemizde de başlayacak. Fakat kapsam alanı biraz yetersiz. Binlerce mevsimlik işçisi bulunan ülkemizde, yılda sadece 4-5 ay çalıştırılıp, sonra iş akitleri feshedilen işçiler bu yasadan yararlanamayacak. Böyle bir ayırım huzursuzluk ve kargaşaya yolaçar. İş güvenliğinin olmadığı ülkemizde, keyfi işten atmalar önlenmeli. Düzenlenen yasaya göre, 3 yıl içinde 600 gün sigortalı çalışmış ve son yılda 120 gün dolmuş olacak. Bu şekildeki düzenlemede yine çoğu sigortalı işçi, prim gününü dolduramayacak. Sigorta gün sayısı 360-400 güne çekilip, kapsam alanı genişletilebilir. Hiç değilse kendi kusuru olmadan işsiz kalanlara kısmi olarak bir güvence sağlanmış olacaktır. Yetkililerin bu konuda gerekli düzenlemeleri yaparak, kapsam alanının genişletilmesini bekliyoruz. *Ali Demirhan -Suluova - AMASYA

Bakanım, duy sesimizi Ben Sağlık Meslek Lisesi''nde okuyorum. Buradan Sağlık Bakanlığı''na sesleniyorum.

Ben, Sağlık Meslek Lisesi''nde, Ortopedi Bölümünde okuyorum, son snıftayım. Ben ve benim gibi bu okulda okuyan öğrenciler ve yüzlerce mezuna yazık değil mi? Ülkemizde binlerce fiziksel özürlü insan var . Sağolsun, devletimiz, hizmet etmek için Ortopedi Teknisyen Lisesi açılmış. Fakat, buradan mezun olan veya olacak insanlara iş sunmuyorsunuz. Şu ana kadar

mezun olan insanların çoğu sağda, solda mesleğinin dışındaki işlerde çalışıyor. Bir Ortopedi Teknisyeni kolay mı yetişiyor? Mezun olan öğrencilerden çok azı çalışıyor, onlar da sigortasız! Okumak isteyenlere ise, Ortez Protez Bölümü''ne gitme zorunluluğunu getiriyorsunuz.

Evet, bu sene okulumuz 11 mezun verecek, her zaman olduğu gibi birçok arkadaşımız işsiz kalacak. Ülkemizde trafik kazası sonucu, iş kazası sonucu, deprem sonucu binlerce insanımız uzuvlarını kaybediyor veya kullanamıyor. Bu insanlarımıza

yardımcı olacak teknisyenlerin önü de kapatılıyor, yazık. Evet Sayın Bakanım, duy sesimizi!.. *Hasan Memiş - İSTANBUL

Lütfen sağlığımızla oynamayın Sultan Çiftliği, İsmet Paşa Mahallesi sakinleri olarak, kamyonların oluşturduğu toz, dökümhanelerin çıkardığı duman sebebiyle nefes alamaz hale geldik. Yetkililere şikayetimizi bin defa ilettik, nafile... Lütfen sağlığımızla oynamayın, gelin de şu tozu, dumanı 10 dakika soluyun bakalım... İsmet Paşa Mahallesi Sakinleri - Sultan Çiftliği - İSTANBUL

Sakatlara çifte standart Ben, sol bacağımdan sakat ve o sakatlığımı belgeleyerek malulen emekli olan biriyim. Devlet, benim sakatlığımı kabul edip, beni emekli ediyor. Fakat aynı devlet, benim gümrük muafiyetinden istifade etmemi istemiyor. Bana diyor ki; sadece sol bacağından özürlü bulunan kişi gümrük vergilerinden muaf olarak, sakat aracı ithal edemez.

Ben sakat olmayı, hele hele sadece sol bacağımın sakat olmasını istemedim. Gene ben, devlete, sakatlara gümrük muafiyeti tanıyın demedim. Ama, şayet devlet böyle bir muafiyet tanıyorsa, sadece sol bacağımın sakat olması sebebiyle ben bu muafiyetten yararlanamıyorsam kusura bakılmasın, bu, sakatlar arasında ayırım yapmaktır. Sağ bacağından sakat olan bu muafiyetten yararlanacak, sol bacağından sakat olan yararlanamayacak! İşte buna aklım ermiyor, gerçi Türkiye''de yapılan hiçbir işe aklım ermiyor ya neyse... Yapılması gereken; "devlet herkese eşit uzaklıkta olmalı" ilkesinden hareket ederek devletin tüm sakatlara eşit yakınlıkta olması. Birine daha yakın, diğerlerine uzak olamaz. O zaman ayırım yapmış olur ki bu, devlete, devletin tarafsızlığına yakışmaz . Bu davranış, zaten hassas bir yapısı olan sakatları haddinden fazla üzer. Ben bunları yazarken bile sıkılarak üzülerek yazıyorum. Sakatların bir hakkını kıskanıyormuşum gibi anlaşılmaktan hicap duyuyorum. Ben yapılan çifte standartı ve yanlışlığı vurgulamaya çalışıyorum. Benim gibi sol bacağı sakat olan hele hele benim gibi doğuştan bu sakatlığını taşımak zorunda olan binlerce sakat, bu imkandan faydalanmak için sağ bacaklarını mı kırsınlar? İşte bu mantığı anlamış değilim.

*İsmail Maradit