Kaydet
a- | +A

Bugünlerde herkes elektrik kesintisinden, enerji tasarrufundan sözediyor. Gazetelerimiz bununla ilgili haberlerle dolu. Çoğumuz mumlarımızı, ışıldaklarımızı hazırladık bile. Bu durumu protesto eden, basiretsizlikleri kınayan mektuplar da bu köşede yayınlanamayacak kadar sert. Bir gazetede "kaçak elektrik kullanmaktan suçlu bulunan 300 Tedaş mensubu"ndan bahsediliyordu. Başka bir gazetede de daha önce 10 milyonluk olan elektrik faturasının birden bire 90 milyona fırladığı anlatılıyordu. Ama okuyucum Mehmet Bey''in anlattığı hepsinden daha ilginç geldi. Sizinle paylaşmak istedim.

Yönetici Mehmet Bey Mehmet Bey, yıllarca birikim yapmış, sonunda bir apartman dairesine sahip olabilmiş. İstanbul''un bu kalabalık, düzensiz semti fazla hoşuna gitmese de işine yakınmış. Yıllar sonra kiracılıktan kurtulmuş ya, böylesi de kusur mu olurmuş... Mürekkep yalamış, güven telkin eden biri olduğu için komşular oy birliğiyle yönetici yapmışlar Mehmet Bey''i. O da oturduğu apartmanın güzelleşmesi için elinden geleni esirgememiş doğrusu. Anadolu''dan kazandığı alışkanlıkla, zaman zaman komşularının çayını içer, hal hatırlarını sorarmış. Fakat o da ne, herkesin her odasında elektrikle çalışan radyatör, soba. Buna para mı dayanır, kendisi soba kurmuş, daha ekonomik olsun diye kömür almış oysa. Garipsemiş tabii, ama "para onların değil mi" demekten de kendini alamamış.

Sayaçların mühürleri sökülmüş Fakat normal olmayan bir şey olmuş, sigortalar sık sık atar, karanlıkta kalırlarmış. Sayaçları kontrol etmiş, bir de ne görsün, hepsinin mührü sökükmüş. Anlamış olanları tabii, herkesin kaçak elektrik kullandığını, sayaçlarla oynadığını.

Mehmet Beyin içini bir kurt kemirmiş, bu duruma bile bile seyirci kalmak, öğrendiği dürüstlük, mertlik kavramlarıyla bağdaşmıyormuş bir türlü. Peki komşuları ispiyonlamak... Ne kötü bir kelime, yakışır mıydı kendisine...

Sık sık kesilen elektrikler, karanlıkta kalma, elektrikçiyi çağırma... Hepsiyle o ilgileniyor. Daha fazla seyirci kalamayacağını anlamış.

Dürüst vatandaşlığın gereği Bozuk sayaçların değiştirilmesini talep eden bir dilekçeyle ilgili müdürlüğe müracaat ettmiş. Hem bu komşuları ispiyonlamak anlamına da gelmeyeceğine göre... Ama gel gör ki 6 ay geçmiş ne gelen olmuş, ne soran. Yeni kış da kapıyı çalmak üzere imiş. Yeni bir dilekçe yazmış Mehmet Bey, direkt olarak ilgili birim müdürünün odasına çıkmış. Dilekçeyi vermiş, önceki dilekçenin akıbetini sormuş, izahatta bulunmuş. Odada sadece kendisi ve müdür, başka kimseye görünmemiş. Bir ara çaycı çaylarını da bırakıp çıkmış. Müdür bu sefer işle bizzat ilgileneceğine, bu meseleyi halledeceğine dair söz vermiş. Sözünde de durmuş, aynı gün ekipler gelmiş, işe el konmuş, cezalar kesilmiş. Ama kaçak elektrik kullananlar da boş durmamış, para verdikleri adamla irtibata geçmişler. O da demiş ki "o dilekçeyi 6 ay sümen altında bıraktım, ama uzun boylu, şu vasıfları olan biri direkt olarak müdüre çıktı, iş onun başının altından çıktı." Komşular, anlatılan vasıflardan Mehmet Bey''i anlamakta gecikmemişler. Toplu olarak Mehmet Bey''in evine baskın yapar gibi gitmişler, her şeyden habersiz olan eşine ve çocuklarına hakaretler etmişler. Mehmet Bey de ekmek parasının derdinde, işinde çalışıyor, olanlardan habersiz...

Devleti sen mi kurtaracaksın? İşten dönünce, daha olanları anlayamadan, gözü dönmüş insanlar bu sefer onun önünü kesmiş, olanları anlatıp hesap vermesini istemiş: "Biz yıllardır bu şekilde geçinip gidiyoruz, huzurumuzu bozdun. Devleti sen mi kurtaracaksın, çabuk hesap ver" Mehmet Bey ne yapsın, alttan almış, "yapmayın komşular, yanlış anladınız, ben kimseyi şikayet etmedim. Sadece görevim gereği bozuk sayaçların değiştirilmesini istedim. İnanmıyorsanız işte verdiğim dilekçe..."

Gözü dönmüş insanlar geri dönmüş, ama Mehmet Bey''in de huzuru kaçmış. Bir türlü anlayamamış, çaycının söyleyeceğine ihtimal verememiş, peki kim söylemiş, müdür mü?

Sokak içinde olan elektrikçi hemşehrisine uğramış, dertleşmiş. Daha önce de bütün tamiratları ona yaptırırmış. Hemşehrisinin anlattıkları ile daha da dehşete düşmüş: "Tedaş tahsilatçıları bana geldiler, nasılsa kaçak elektrik kullanıyorlar bunlar, gel şu sayaçları sen hallet, aldığımız paranın şu kadarı senin..." Evet teklif aynen böyle. Parayı kendi aralarında bölüşecekler... Mehmet Bey bakmış ki durum bildiği gibi değil, kendisini ve kendisi gibi düşünen dürüst vatandaşları çoktan aşmış bu kokuşmuşluk. Huzuru da kalmamış. Yılların birikimiyle, hevesle aldığı evini satılığa çıkarmış. Üçe-beşe bakmadan karşısına çıkan ilk müşteriye satmış, kendince daha güvenli bir semte taşınmış... Mehmet Bey''in anlattkları bunlar. Peki, yer, zaman, adres, şahıslar yok mu? Hepsi var tabii. Ama Mehmet Bey soruyor: " Bu koca şehirde gözü dönmüş çetelerden beni koruyabilecek misiniz, bu yaştan sonra köyüme dönemeyeceğime göre..." Haklısın Mehmet Bey, seni koruyamayız, iyisi mi saklı kalsın... Bu anlatılan, sadece bir örnek. Böyle kaç bina kaçak elektrik kullanıyor, varın siz tahmin edin. Dürüst vatandaşa fahiş fiyatla elektrik satın, diğerleri kaçak kullansın, hırsızlar sebeplensin. Devlet bu gibileri tesbit etmekten aciz olamaz! Şikayeti olan vatandaşın neden "adım saklı kalsın" dediğini şimdi daha iyi anlıyorum...