Kaydet
a- | +A

Zaman zaman seslerini bu köşede duyurmaya çalışsam da, "Meslek Liseliler"in feryadı dinecek gibi değil.Düşünün, insanımızın kısa yoldan meslek edinmesi için bu okullar yıllarca teşvik edildi, ballandıra ballandıra anlatıldı. Önlerinde hiçbir engel de yoktu. Başarılı olan, puanını tutturan dilediği üniversiteye de girebiliyordu. Bu okullar da kaliteli olmaya başladı, kimisi yabancı dille eğitim yapmaya bile başladı. Öyle ki son zamanlarda Türkiye''nin sayılı kolejlerini bile sollamaya başlamışlardı. Üstelik her isteyen de giremiyordu, belli bir kalite isteniyordu. Kısacası bunlar Türkiye''nin gözde okulları idi, öğrencileri de başarılı idi. Ama ne olduysa oldu, İmam Hatip Liseleri''ni bitirelim diye bütün "Meslek Liseleri" tahrip edildi. O okullarda okuyan gençlerin hayalleri yıkıldı, ümitleri tükendi. Bunlarla beraber aileleri de kahroldu. Yıllarca bazı hayaller kurarak okuyan bu gençlerin önüne birden bire set çekildi. Aileleriyle beraber Türkiye''nin büyük bir dilimini teşkil eden bu camia küstürüldü, yüzüstü bırakıldı.

Kazanılmış hakları alındı Bu gençler okula girerken bir sınırlama yoktu. Çoğu son sınıfta bu sürprizle karşılaştı. Bu, Anayasa''ya da, İnsan Hakları''na da aykırı. Ama seslerini kimse duymuyor. Bu seneki ÖSS''de de bir düzelme yok. Aynı haksızlık devam ediyor. Çoğu akademisyen veya uzman olan yetkililer bu haksızlığı, bu çığlığı hiç mi duymuyor? Bu gençlerin ahı çarpmaz mı? Türkiye''nin istikbali karartılmıyor mu, bu, Anayasa suçu değil mi? Yarın bunun hesabını verebilecekler mi? Bu vicdan azabıyla nasıl yaşayacaklar? Bana gelen haykırışların, hıçkırıkların, çığlıkların yüzde biri bile bunlara ulaşmıyor mu? Her sokağa çıkışlarında kaç mağdurun bakışıyla karşılaşıyorlar? Yoksa hiç mi çıkmıyorlar? Veya bu kesim sesi az çıkan, gelir düzeyi yüksek olmayan bir kitle olduğu için mi sesleri duyulmuyor?

Sınav mı, kâbus mu? Gelen sayısız mesajdan, işte Ordu''dan yazan Turgut Korkmaz''ın belirttikleri: "Ben Teknik Lise Bilgisayar Bölümü mezunuyum. Bu sınav sistemi meslek liselerine atılmış en büyük kazıktır. Şöyle ki; ben tam dört yıldır haftada otuz saat bilgisayar eğitimi aldım. Ama düz liseden bir öğrenci hiç bilgisayar eğitimi görmediği halde mühendislikte, onlara sanki alanlarıymış gibi ek puan veriyorlar. Bana gelince alan dışıymışım gibi benden puan düşüyorlar. Şimdi soruyorum size, dört yıl bilgisayar gören kişiden mi daha kaliteli mühendis olur, yoksa bilgisayarın ''b''sinden anlamayan bir kişi mi? Gelgelelim bunları kabul ettik diyelim. Ek puan verdikleri bilgisayar öğretmenliğinden ne haber... 193 puanı geçeceksin de öğretmenliği verecekler, ki bu puanla düz liseli mühendisliklere gidiyor. Alanla ilgili 12 puan veriyorlar onu da elimizden yüksek puanla alıyorlar. O zaman meslek liseleri ile düz liselerin ders sayısını eşitlesinler. Sonuç olarak bu sınav sistemi meslek liseleri için bir kâbustur. Üniversite şansımız % 1 dahi değil. Bu sınav sisteminin adaletli bir şekilde yapılmasını istiyorum. Kimsenin hakkını bana vermesinler, benim hakkımı da kimseye...". Okurumuz Turgut Korkmaz haksız mı? Ek puan oyunlarıyla emsallerinden 20-30 puan geriye düşürülüyorlar, bu da Türkiye çapında 200-300 bin öğrencinin gerisine düşmek demek. Bu şartlarda üniversiteye girmek mümkün mü?

Hepsi işsiz Peki üniversiteye girmemeleri için her türlü engelin çıkarıldığı bu gençlere iş veriliyor mu? Ne gezer, tamamına yakını işsiz geziyor. Yıllardır Sağlık Meslek Lisesi mezunları iş bekliyor. Tayin baklentisiyle başka plan da yapamıyorlar. Bir kısmı hayata küsmüş, bunalımın eşiğinde... Samsun''dan yazan Serdal Gün, 94-95 yılı Sağlık Meslek Lisesi mezunu olduğunu, o zamandan beri tayin beklediğini, sağlıkla ilgili dersler ve beceriler aldıklarını, buna rağmen bambaşka bir soru yapısıyla DMS tuzağına tabi tutulduklarını, bundan da ancak 69.983 puan aldığını, kendilerine yazık edildiğini söylüyor. 95-96 mezunu, Seydişehirli İlker de 1996 yılından beri tayin beklediğini, bugün- yarın çıkar diye askerliğini de hep tecil ettirdiğini, DMS''den de 67 puan aldığını, kahve köşelerinden kurtaracak, sahip çıkacak bir merci aradıklarını belirtiyor. 1996-1997 Düziçi Sağlık Meslek Lisesi mezunlarının da derdi aynı... Bolu SML 1999 mezunu Fatma Danışman Sağlık Bakanlığı''nın ihtiyaca göre puanları düşürebileceğini belirtmesine rağmen bunu yapmadığını, kendilerinin zaten sınavla okula alındıklarını, DMS''nin kendilerine göre olmadığını belirterek, "hastanelerde emeklilik hakkı kazananları emekli ederek biz gençlere fırsat oluştursunlar. Stajımızda onca teşekkür yazıları gönderildi, hepsi boş çıktı" diyor.

Bunlar yazabildiğim birkaç mektup. Umarım Sağlık Bakanı Osman Durmuş bu gençlerin sesini duyar.

" Polise malzeme mi olalım? " Bu da isminin saklı kalmasını isteyen başka bir gencin anlattıkları: "Bizler polis olabilmek için İl Emniyet Müdürlükleri''ne başvurduk. Başvuru şartlarında lise ve dengi okul deniyordu. Askerlik şartı, sabıka ve buna benzer bir sürü resmi evrakları hazırlayıp bağlı bulunduğum ilin emniyet müdürlüğüne götürdüm. Birkaç ay sonra hakkımda güvenlik araştırması yapıldı. Başvurum kabul edildi. Hatta ilk sınav olan mülakat sınavını başarıyla geçtim. Daha sonraki sınavları bekler iken elime bir tebligat verdiler. Tebligatta polis yetiştirme okullarının; alınan KHK gereği iki yıllık yüksek okul statüsüne geçirildiği, bundan dolayı üniversite sınavlarında başarılı olunduğuna dair belge istedikleri belirtiliyordu. Ben de tekrar il merkezine gidip gerekli belgeyi dosyama koydum. Aradan on gün geçti bu sefer de imam hatip ve endüstri meslek lisesi mezunlarını almayacaklarına dair karar alındığını söylediler. Umutlandık fakat umutlarımız yıkıldı. Şimdi biz işsiz güçsüz avare mi kalacağız? Aylak adam toplumda yeri yurdu belirsiz, her türlü kötü olaylara karışmaya meyilli insandır. Polis olamadık ama polise malzeme mi olalım şimdi?" Yol yakınken bu gençlere yapılan haksızlıklara son verilmeli. Kimsenin, bu büyüklükteki bir kitleyi küstürmeye, suça itmeye, devlete düşman yapmaya hakkı yoktur. Bu, Türkiye''nin istikbaline kast etmektir.