Kaydet
a- | +A

Okullar önümüzdeki hafta açılıyor. Veliler haklı olarak telaşlanmaya başladı. Kimisi okuldan şikayetçi, kimisi alınan bağışlardan. Kitap ve kıyafet için para bulamayanların feryadı ise işin cabası... Mektuplarla, fakslarla, telefonlarla ister istemez bombardımana tabi kalıyoruz. Yıllardır aynı dertler, aynı sıkıntılar. Bir arpa boyu yol alınmamış. Aylardır mezun olanların çilelerini dinleyip dillendirmeye çalıştım, fakat velilerin feryadı bunları da geçeceğe benziyor. Gelen yetkililer de meselenin kangren olması için adeta çabalamış, çabalamaktalar. Enerjilerini vatandaşın sıkıntısını azaltmak, dertlerini dindirmek için harcayacaklarına, halka şekil verme sevdasıyla problemlere problem katıyorlar... Kendi uzmanları çözüm önerilerini bulmada yetersizse bari vatandaşı dinlesinler. İstanbul''dan yazan okuyucumuz Bülent N. Tezcan bütün velilerin hislerine tercüman olmuş, çözümler önermiş. Yetkililer de okuyup, tatbik etse... "Öğrenci velilerinin defter, araç, gereç masraflarını yapmaları gayet doğal. Ama yıllarca müfredat değişikliği olmamasına rağmen; velilerin, çocukları için, bir üst sınıfa geçen komşu çocuklarının veya aynı ailedeki büyük çocuklarının önceki kitaplarından istifade edemeyerek, yeni kitaplar almak zorunda kalmaları hem maddi, hem de manevi açıdan çok acı. Ayrıca tonlarca kitabın hurdaya çıkması, kim bilir kaç yüzbin ağacın da yok olmasına sebeb oluyor? Acaba girmeye can attığımız AB ülkelerinde durum böyle mi? Hiç zannetmiyorum. Örneğin, Almanya''da öğrenci velisi kitap için bir mark bile masraf yapmaz. Çünkü kitaplar okulun demirbaşıdır. Ülkemizde de böyle bir uygulamaya geçmek zor olmasa gerek. Bırakın böyle bir uygulamayı, hiç olmazsa bir üst sınıfa geçen öğrencinin kitaplarından geriden gelen öğrenciler istifade edebilsin. Elbette birileri bu durumdan hiç hoşlanmaz. Altın yumurtlayan tavuklarını kestirmek istemezler. Yaklaşık 14 milyon ilk ve ortaöğretim öğrencisinin, kişi başına kitap masrafının ortalama 40 milyon TL olduğunu düşünürsek, okul pazarının ne kadar büyük olduğunu ve pazar sahiplerinin paylarını kaptırmamak için nasıl çaba gösterdiklerini anlamak daha kolay olur sanırım.

Kitap cambazlarının insafına bırakıldık Kötü zihniyetlilerin iştahını kabartan, istismarı çok kolay olan bu pazarı, yıllardır kitap cambazlarının insafına bırakmak nasıl olur da yetkililerin gözünden kaçmış, anlamakta zorluk çekiyoruz. Görüştüğüm birkaç öğretmen arkadaş şöyle diyor: Ders müfredatında yıllardır hiçbir değişiklik yok. Milli Eğitim Bakanlığı''na bağlı Talim Terbiye Kurulu her yıl okutulacak kitapların seçimini titizlikle(!) yapar. Bu kitapların listesi aynı kurulun çıkardığı Tebliğler Dergisi''nde yayınlanır. Bu listenin içinde birçok kitap, geçen yıllar da listenin içinde olup da, daha okutulma süresi bitmemesine rağmen yer alamayabiliyor. Bu listenin içinde kitapları yer alan yayınevleri, kitap seçme hakkı okul idarelerinde olduğu için, okul idarelerini kendi kitaplarının okutulması için bir şekilde ikna(!) ediyorlar. Dolayısıyla aynı kitapların okutulması şansı olmuyor. Yanisi TTK, Yayınevleri, Okul İdareleri üçgeni öğrenci velilerini, ülke çıkarlarını düşünemeyebiliyor. Bir okul kitabı yazıp, TTK''dan geçiren biri çok kısa sürede maddi sıkıntıları aştığı gibi yayınevi patronu olabiliyor. Bu, yıllarca kanayan büyük bir yara. Başka yaralar da var, bağış ve okul servisleri gibi..." Okuyucumuzun yazdıkları bunlar. Üzerinde düşünmeye değmez mi?

Aman Allahım, artık geçinemiyoruz! Bu yazıyı sadece kendim için yazmıyorum, bütün dar gelirliler için yazıyorum. Lütfen elimizden tutun, artık dayanacak gücümüz kalmadı. 230 milyon para ile 80 milyon kira, elektrik, su, telefon, mutfak masrafı, ıvır, zıvır... Artık dayanamıyorum, çok yoruldum. Para, para, para... Her şey ateş pahası. Bu arada iki de çocuk okutuyorum. Okullar açılıyor, bir kuruş param yok. Çocuklarımın kitaplarını nasıl alacağımı bilemiyorum. Artık kendimi zindanın içinde hissediyorum. Kiralar fazla artmayacak diye yetkililerden bir hava geldi, kiracılar ev sahipleri ile kötü oldu. Bir el atın lütfen, insaflı olun. Fakirleri daha fazla ezmeyin. Onlar da insan, onlar da çoluk çocuk okutuyor, ev geçindiriyorlar. TV''lerde bizimle alay eder gibi, şu şundan ayrıldı, şu tatile gitti, şöyle yaptı, böyle yaptı diye tuzu kurulardan bahsediliyor. Biraz da bizim sıkıntılarımız dile getirilsin... Biraz insaf... *İsmi mahfuz bir okuyucu - İSTANBUL.

Emeklilere üvey evlat muamelesi SSK ve Hükümetin biz emeklilere üvey evlat muamelesi yapmaları, hastanelerde çektirdikleri eziyet ve zulüm, bankalarda kuyruk çileleri, sadaka gibi verilen 2 milyon zam bizleri çileden çıkarmaktadır. Acaba bunlar ölmeyecek mi, bunun hesabını ahirette ve sandıkta vermeyecekler mi? *Emekli Suna Çakıllı - İSTANBUL