Bugün ilk ve orta dereceli okullar dersbaşı yaptı. Türkiye''de yaşayan hemen hemen herkesin ilgili olduğu büyük bir camia. Problemleri de en az o kadar karmaşık... Yetersiz binalar, tıklım tıklım sınıflar, eksik öğretmenler, boş geçen dersler, kitap ve kıyafet paralarını denkleştiremeyen üzgün veliler, işleri düzeltmekten uzak yetkililer... Türkiye''nin istikbali, istikbalimiz bu acı manzarasıyla sirenler çalıyor. Kimse memnun değil, kimse mutlu değil.
Bir yandan sımsıkı sarılıp hareketsiz bırakan, günübirlik kararlarla beyinleri allak bullak eden bir zihniyet, diğer taraftan ne yapacağını bilemez hale gelmiş, kıvranan bir kitle... Kimse birkaç yıl sonrasının hesabını yapamıyor. Çocuk hayal kurarak bir okula giriyor, çalışıyor başarılı oluyor ama ani bir kararla okul yapıları, statüleri değiştiriliyor, hayaller, umutlar karartılıyor... Kimse kazanılmış haklara itibar etmiyor, çocuk psikolojisini dikkate almıyor. Koskoca bir gençlik, bir istikbal bu kadar ucuz mu?
Tek dersten sınıfta kalanlar Durup dururken bir karar aldılar, tek dersten sınıfta kalanlara af yokmuş. Böyle ani şoklara bu gencecik beyinler nasıl dayansın? Şimdiye kadar neden oldu? Verdiğiniz karar bundan sonrası için geçerli olsa kıyamet mi kopar? Günlerdir veliler arıyor, çocukları için duydukları endişeyi dile getiriyorlar. Çocukları gibi kendileri de yıkılmış. "Ben yaptım oldu" tavrı daha na kadar devam edecek? İstanbul''dan arayan Mümin Tuzsal da aynı dertten mustarip. Onun kızı da Edebiyat''tan kalmış. Nasılsa üst sınıfa devam ederim diye hayal kuran çocuk, son kararla şoka girmiş. Okula gitmek istemiyor, arkadaşlarından geride kalmayı kendine yediremiyor. Baba da çırpınıyor, ama bir türlü çözüm bulamıyor. Mümin beyin ifadesine göre aynı okulda bu durumda 63 öğrenci daha varmış. Bir okul için 63 öğrenciye ek sınıf açacak imkanınız var mı, öğretmeniniz var mı? Bu sadece bir örnek. Bu konuda gelen çığlıkların haddi hesabı yok.
Türkiye''nin dört bucağından gelen telefonlardan anlaşıldığı kadarıyla öğretmenler de buna bir anlam veremiyor. Ama oluyor işte...
Ortalama yükseltme sınavı İzmir''den yazan İsmet Alpaslan da ortalama yükseltme sınavının belirsizliğinden şikayetçi. "Bazı derslerden başarısız olan öğrenciler, 1999-2000 Öğretim Yılı dönem sonunda ortalama yükseltme sınavına girdiler. Bu sınav, her yıl olduğu ve yeni yayınlanan Lise Yönetmeliği''nde belirtildiği gibi, yılda iki defa yapılmaktadır. Ancak bu yıl Milli Eğitim Bakanlığı''ndan yazı gelmediği için Eylül dönemi sınavları bekletilmektedir. Bizler çaresiz, çocuklarımız üzüntü içinde bekliyoruz."
Hakkımı gasp edenleri arıyorum Ben 1991 yılında Keçiborlu İmam Hatip Lisesi''ne, günün şartlarını gözönüne alarak kaydolan mağdur bir öğrenciyim. O gün benimle, birtakım şartları önüme koyarak akit imzalayan devlet, bir müddet sonra bana, bu akitten tek taraflı olarak vazgeçtiğini söylüyor. Ben bu okuldan tıb, hukuk, siyasal bilgiler, eğitim fakültelerine nice öğrencilerin gittiğini gördüm. Onları örnek alarak bu okula kaydımı yaptırdım. Şimdi kolumu kanadımı budamaya, yolumu kesmeye kimin hakkı var? Bir kanun çıkarıldığında kanunun çıktığı günden itibaren, geleceğe yönelik işlemesi gerekmez mi? Dünyanın neresinde geçmişe yönelik böyle hükümler görülmüş? Yoksa biz, aydınlık ilim yolundan önce müneccimliği öğrenip, üç-beş yıl sonra hangi kanunun bizi nereye sürükleyeceğini tahmin etmek zorunda mıyız? Yoksa bütün suçumuz devleti ebed-müdded olarak görüp her türlü çileyi sineye çekmemiz mi? Benden öncekilerin daha düşük performansla girdiği okulların kapıları, toplam 189.480 puan almama rağmen yüzüme kapatılıyor. Müsebbibini arıyorum, hakkımı gaspedenleri arıyorum. Kaybettiğim güvenimin, umudumun hayallerini arıyorum... Ama nereye başvuracağımı, ne yapacağımı bilemiyorum...
Fethiye Kırcalı - Keçiborlu - ISPARTA
Bu kadar da olmaz ki! DMS-Öğretmenlik başvuru kılavuzlarında başvuru için aranan şartlar; lisans mezunu olmak, 33 kredilik sertifika sahibi olmaktı. Binlerce Fakülte mezunu ve sertifikası olanlar başvurdu, harcını yatırdı, sınava girmek için merkezi sınav yerlerine gittiler. Baraj puanı 70''i geçtiler. Atama sırası geldi, "olmaz sen başvuramazsın" neden Ziraat Mühendisliğinden mezun olmak! Neden bunu baştan başvuru şartlarına yazmadınız, insanların umutlarıyla, gururlarıyla oynamak bu kadar basit mi? Dalga mı geçiliyor bizimle? Peki bu sertifika, bu okul hiçbir işe yaramıyorsa neden onca paralar döktük uğruna, neden? Bu nasıl hak, bu nasıl adalet? Berfin Ilgaz - ORDU

