Sesimi ilgililere duyurmakta bana aracılık ederseniz, çok sevinirim. Ben DMS mağdurlarındanım. Daha önceleri çalışmayı düşünmedim.16 yıl aradan sonra, zaman ve şartlar öyle gerektirdiği için çalışmak istedim. Bu sınavın benim için iyi bir fırsat olduğunu düşündüm ve katıldım. 83.446 Puanla ilk 19.000''in içine girdim. Ama bizim ülkemizde çalışmak, azim ve kararlılık yetmiyor, maalesef. Katılma şartlarında yaş haddi yoktu. En yüksek puandan, en düşük puana doğru alım yapılacaktı. Şansımın puanım gibi yüksek olduğunu düşünürken, her iki yerleştirmede de hüsrana uğradım.
Yerleştirmelerde genelde 30 yaş sınırı konmuş. (Oysa ben devlet memurluğu yaş sınırını 35 biliyordum. Benim yaşım DMS itibariyle 33.) Kitapçığa baktığımda, 12 tercih hakkım olduğu halde, bunlardan sadece bir tanesini kullanabiliyorum. O da oturduğum ilin dışında. Hakkımı kullanırsam ( eşim ve çocuklarımın okulu dahil) bütün düzenimiz alt üst olacak, kullanmazsam da, "belki de yerleştirilebilirdim, niye hayatımın fırsatını kaçırdım" diyerek ömrümün kalan kısmını pişmanlık içinde geçireceğim. Eğer yaş sınırı olmasa puanımdan dolayı
tercih haklarım o kadar çoğalıyor ki, kendi ilim dahilinde bile pek çok tercih yapabilirim.
Bazı özellikler gerektiren memuriyetlerde aranılan şartları anlıyorum. Fakat hiçbir ayrıcalık gerektirmeyen memuriyetlere de yaş sınırı konması onur kırıcı doğrusu. Böyle bir şey varsa da bunun sınava katılma şartlarında belirtilmesi gerekmez miydi? Yoksa vatandaşa kasıtlı olarak eziyet mi yapılmak isteniyor? Devletimizin bizden toplayacağı paralara o kadar çok mu ihtiyacı vardı ki (katılım fazla olsun diye herhalde) bizlere sınava girmeden önce bu yaş sınırı meselesi duyurulmadı?
Bunların ümitsiz çırpınışlar olduğunu biliyorum. 23 Ekim son müracaat günü. Az bir zaman kaldı. Fakat haksızlıklara karşı sesimin duyurulmasını istiyorum. Yapılan yanlış uygulamalara karşı tepkimi dile getirmek istiyorum. Devletimizin bize vereceği bir küçük memurluk, herhangi bir bakanlıkta genel müdürlük değil. Bu "bin dereden su getirme", bu eziyet niye? İnsanlara önce ümit verip, sonra bu ümitleri haksızca, acımasızca ellerinden almak reva mı? Zehra Kurban - (DMS yerleştirme mağduru)
İnsanları küçük düşürmek bu kadar kolay mı? Artık eskisi gibi bakkallardan alış veriş olayı kalktı. Süper marketler alış verişe hakim oldu. Bu kadar büyük olan alış veriş merkezlerinin büyük güvenlik sistemlerine ihtiyaçları vardır; ama kullandıkları sistemler çok basit kalıyor. 14 Ekim 2000 Cumartesi Günü Konya''nın büyük alış veriş merkezine uğradım. Bir kutu sakız aldım ve parasını ödedim. Daha sonra kasa çıkışından geçerken güvenlik alarmı çaldı ve oradaki güvenlik görevlisi tekrar geçmemi istedi. Ama alarm tekrar çaldı. O anda alış veriş merkezinin müdürü oradaydı. "Ne oluyor?" diye sordu. Güvenlik görevlisi, müşterimizin üzerinde birşey olmamasına rağmen güvenlik alarmı çalıyor deyince; müdür, birşey almasaydı alarm çalmazdı diye karşılık verdi. Bu konuşmaların üzerine ben ,"beyfendi sizinle biraz sonra görüşeceğiz" dedim. Sonunda bir yanlış anlama olduğu ortaya çıktı. Güvenlik görevlileri özür dilediler ve her zaman böyle olayların olabileceğini söylediler. Haklı olduğum ortaya çıktıktan sonra, bana o lafları sarfeden müdürle görüşmek istedim; ama insan onuruna dokunan sözler sarfeden o şahsiyet ortadan kayboldu. Bütün çabalarıma rağmen kendisine ulaşamadım. Şirketleri büyük yapan binaları değil, görevlilerin müşterilerine olan davranışlarıdır. İnşallah bu şikayetim nazara alınır da bir daha masum bir müşterinin başına aynı talihsiz olay gelmez...
Ebubekir Acar - KONYA
İstifa eden Emniyet mensubu neden geri dönemiyor? Ben 3 yıl polis memurluğu yaptım, ailevi sebeplerden dolayı çok sevdiğim mesleğimi bırakmak zorunda kaldım. İçişleri Bakanlığı''na, dilekçeyle istifa etmek istediğimi ve tüm kanuni ve özlük haklarım saklı kalmak şartıyla istifamın kabulünü istedim, Bakanlık onayıyla istifam kabul edildi. Aradan 1 yıl geçmeden sorunlarımı hallettim ve tekrar mesleğime dönmem için Emniyet Müdürlüğü''ne dilekçeyle başvurdum, ama kabul edilmedi. Ben de kununi hakkımı kullanarak Bölge İdari Mahkemesi''ne dava açtım, halen davam devam ediyor. Ama bana, kesinlikle davayı kazanamayacağım söylendi. Devlet Memurluğu Kanununa göre, kendi isteğiyle istifa eden bir memur 2 yıl içerisinde göreve iade edilebilir, ancak Emniyet Teşkilatı personel kanununa göre göreve iade edilmiyor. Burada bir tezat var. Polislikten ayrıldığım için de şu an hiçbir işyeri bana iş vermiyor, hakkımda hep kötü düşünülüyor. Halbuki ben mecbur olduğum için istifa ettim. Ailem rahatsızdı, onun için bırakmak zorunda kaldım. Çünkü iznimi yeni kullanmıştım, ücretsiz izin de vermediler. Diğer memurlar mesleğine dönüyor da emniyet mensupları neden dönemiyor? Ancak 5 yıl önce geri dönülebiliyordu, ben de daha önce geri dönenleri tanımadığım için emsal gösteremiyorum. Bu konuda bana yardımcı olabilecek biri çıkarsa çok memnun olurum. İsmi Mahfuz Bir Okuyucu

