Kaydet
a- | +A

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan''ın dikkatine; Bizler Bağ-Kur ve SSK''dan emekli maaşı alıyoruz. Maaşımızı aldığımız banka, bankamatike 5 milyonun altında bozuk para koymadığı için her ay 3-4 milyon TL paramız kalıyor. Banka da bizim için önemli olan bu parayı ikinci maaşımıza kadar çalıştırmaktadır. Şahsi girişimlerimiz de bir netice vermedi. Emekliye aylık enflasyona göre verilen 5-6 yüzbin liralık zammın da bir değeri kalmamaktadır. Emeklinin aldığı maaştan utandığını belirten sayın Okuyan''ın bu meselemize el atmasını bekliyoruz... Metin Özgün - NEVŞEHİR

Zarf gecikince... İşime servis aracıyla gider gelirim. Servis araçlarının bağlı bulunduğu şirket oldukça titiz. Araçları düzgün, sürücüleri de trafik kurallarına uymada azami gayret gösterirler. Yıllardır aracımızın trafik ekiplerince çevrildiğine pek şahit olmadım. Ama 18 Temmuz günü Tem Bağlantı yolundan Yenibosna''ya tam dönerken, olmadık bir yerde durdurulduk (8.20 sularında). Bazı arkadaşlarımız görevli polis memuruna kızdı. Tatsızlıklar yaşandı... 20 Temmuz günü aracımız bu defa Cennet mevkiinde durduruldu (saat 18.30''da). İki seferde de bu sıcakta araçtaki 40 kişi beklemek zorunda kaldık, trafik aksadı. İkinci olaydan sonra şoför dönünce merak edip sebebini sordum. Şoförün ifadesine göre kurallara aykırılık yokmuş, tek sebep zarfın geç kalmasıymış. Zarfın ne demek olduğunu anlayamadığım için açıklamasını istedim. Meğerse araçların bağlı olduğu kuruluş her ay bunlara avanta verirmiş. Bu ay gecikince çevrilmeler başlamış... Hayretler içinde kaldık. Ama durum da apaçık ortadaydı. Demek ki Türkiye''de vergi vermek yetmiyormuş, ekmek parasını kazanmak için ayrıca birilerine haraç vermek gerekiyormuş... Dürüstlüğüyle tanıdığımız İçişleri Bakanımız sayın Sadettin Tantan bu "zarf" meselesine bir el atsa... V. S. - İSTANBUL

Depremzedenin barakasına göz diktiler Birçok arkadaşımız, vatandaşımız, deprem korkusundan bozulan sinirlerine çareyi doktorlarda aradılar, ilaçların arasında boğuldular. Biz de ilaç olarak barakalarımızı edindik. Sabaha kadar uykusuz kalıp ertesi gün işte uyumamak için, sinirlerimiz iflas etmesin diye o daracık barakalarımızda uyuyoruz. Zabıta gelmiş, barakamızı kaldırmamızı istiyor. Peki şimdi biz ne yapacağız? Daha önce prefabrike evler için müracaat ettik, çıkmadı. İmkanlarımız ancak bir baraka yaptıracak kadar. Belediye bana korkmadan kalabileceğim bir yeri göstermeden barakamı kaldırırsa, buna ne söylenir? Bu yöneticiliğe de sığmaz, insanlığa da... Şimdiye kadar maddi kayıplarımız olmasına rağmen Yalova''dan kaçmadık. Deprem söylentilerinin olduğu şu günlerde, sıcakların da basmasıyla gerginlik doruğa ulaşmışken, ilacımız dediğimiz barakalarımızı yıkıp; kendilerince hasarsız bulunan, ama bizim "hasarlı" dediğimiz evlerimizde kalmaya bizleri mecbur ederlerse bütün dengemizi bozarlar, tedavi de edemezler. Barakanı yık, evinde uyu demek, bugüne kadar her şarta göğüs germiş bizleri Yalova''dan kovmak demektir... Yalova''lı Depremzedeler

Emeklilerin hakkını kim arayacak? Ben bir SSK emeklisiyim. 31 Aralık 1999 itibarıyla elime 84 milyon TL. geçiyor idi. Ocak 2000''den sonra "Eşel Mobil" sistemine geçildi. Şu an itibarıyla 104 milyon alıyorum. Memur maaşlarına yılbaşında %15 zam yapıldı. Geçtiğimiz ay %4.7 oranında artış, 7. ayda da %10 zam yapıldı. Bizim zamlar da bu şekilde yapılsaydı benim durumumda olan bir SSK emeklisinin bu ay itibarıyla 111 milyon TL. maaş alması gerekirdi. Bu hesaba göre reel kaybımız 7.250.000 TL.''dir. Hem hükümete, hem de emekli kurumlarına sesleniyorum, zaten kıt kanaat geçinen biz emeklilere kim sahip çıkacak? Alpaslan Koçyiğit - ISLAHİYE