Kaydet
a- | +A

Ben özel bir okulda İngilizce öğretmenliği yapmaktayım. Sigortalı olmama rağmen, birçok rezaletin yaşandığı, insanların azarlandığı, muayene veya kontrollerle değil de soru cevaplarla insanların muayene edildiği, ameliyat olmak amacıyla gidenlerin karnında doktor aletlerinin unutulduğu (babamın karnında çok sayıda sargı bezi unutulmuştu), kısaca sağlam gidilip hasta veya ruhen çökük olarak geri dönülen SSK hastanelerine gitmiyorum. Bütün bu olumsuzluklara rağmen eşime gözlük almak zorunda kaldım. Eşimin ve ailemin ısrarı üzerine bu defa SSK hastanesine gitmeye karar verdim. Yaz tatili nedeniyle boştum ve bu sayede alacağımız gözlüğün değerinin 20 milyon lirası karşılanacaktı. 17.07.2000 tarihinde İzmir''in Çankaya semtinde bulunan sigortaya bağlı özel Dusaş Hastanesi''ne gitmeye karar verdik. Hastanenin özelliği sebebiyle daha iyi bir hizmet almayı umut etmiştik. Bunun için sabah saat 06.40''ta hastanede hazır bulunduk ve ancak 52 numarayı alabildik. Hastanenin içinde havasızlıktan ölmek üzere idik. Yaşlıların, çoluk çocuğu ile gelenlerin hallerini gördükçe iki büklüm oldum ve yerimde kalakaldım. Genç olmama rağmen sıkıntı ve havasızlıktan bayılmamak için çok direndim. Buna bir de doktorların ve sağlık personelinin hastaları azarlamaları eklenince ölüm kamplarını düşünmemek elde değildi. Acaba gerçekten oradaki insanlar şifa bulmaya mı gelmişlerdi? Saat 11.40 sularında sıra bize geldi ve eşim doktorun odasına göz muayenesi olmak amacıyla girdi. Bir iki dakika sonra da bozuk bir moralle çıktı. Çünkü gözleri hakkında sorduğu sorulara cevap alamamış, hatta soru sorduğundan dolayı azarlanmıştı... Doktordan aldığımız reçeteyi hastanenin alt katında onaylatmamız gerekiyormuş, fakat aldığımız belgede böyle birşey yazmıyordu ve kimse de bize böyle bir şey söylemedi. Belgemizle Kemeraltı''na gittik. Gözlük almak istediğimizi söyleyince bunu onaylatmamız gerektiğini belirttiler, tekrar hastanenin yolunu tuttuk. Hastanede ancak öğleden sonra reçetemizi onaylatabildik. Bu sefer de her ihtimale karşı yapılacak şeyleri sorunca, Alsancak Halk Dispanseri''ne gitmemiz gerektiği söylendi. Dispanserin üçüncü katında belgemiz mühürlendi, aynı binanın 4. katında da imzalattık. Son işin SSK Müdürlüğünün onayı ve imzası olduğunu da öğrenince ilgili yere gittik. Sıramızda beklerken birçok kişinin işlemlerinin yapılmayıp geri çevrildiğine şahit olduk, nihayet biz de bundan nasibimizi aldık. Vizite kağıdımız 6 aylıktı, bizden on günlük vizite kağıdı istendi. Ertesi gün erkenden tekrar sıraya girdik. Sırada adeta izdiham yaşandı. Sıra bize geldi evraklarımızı teslim edip yeni bir sıraya girdik. Burada da ayrı bir rezalet yaşadık ve ancak öğlene doğru işlemlerimizi bitirebildik. Gözlük almaya gittiğimizde doktorun verdiği reçetenin yanlış olduğunu, eşimin gözleriyle ilgisi olmadığını öğrenince, ayrıca bir muayene ücreti ödemek zorunda kaldık. 20 milyonluk bir gözlük için tam iki günümü harcadım. Böylece, bir işlemin sigortada nasıl yürüdüğünü de öğrenmiş olduk. Şimdi şunu çok merak ediyorum, acaba dünyanın herhangi bir yerinde böyle bir sistem var mı? Böyle bir sistemle mi Avrupa Birliği''ne gireceğiz? *Sait Çelik - İZMİR

Mogan ve Eymir göllerinde çevre felaketi Ankara-Gölbaşı halkı adına Mogan ve Eymir göllerinin durumunu üzülerek de olsa bildirmek zorundayım. Ankara merkeze 18 kilometre uzaklıkta olan bu göller akıl almaz bir çevre felaketi ile karşı karşıyadır. Göllerin çevresindeki fabrika ve işyerlerinin kanalizasyon ve atıkları, göllerin doğal yapısını bozduğu gibi, içlerinde yaşayan canlıları da yok olma derecesine getirmiştir. Yaz ayları gelip de havalar ısındığı zaman, gölün çevresinde pis bir koku oluşmakta; bir nebze olsun rahat bir nefes almak için buraya gelen Ankara ve Gölbaşı halkını hayal kırıklığına uğratmaktadır. Ankara''ya bu kadar yakın ve siyasilerin yoğun olduğu bir yerin bu duruma düşmesini kabullenemiyoruz. Zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Çevre Bakanı ve birçok milletvekiline birebir olmak suretiyle raporlar sunulup çözüm yolları belirtilmiştir. Bunun sonucunda siyasilerden sözler alınmış, ancak bir müddet sonra sözler unutulmuş, verilen tepkilere kulaklar tıkanmıştır... *İlhan Çetin - ANKARA

TÜRK TELEKOM''dan açıklamalar Gazetenizin 04.07.2000 tarihli nüshasında yayımlanan "Telefonlarımız ne zaman bağlanacak" başlıklı yazınız üzerine gerekli inceleme yapılmıştır.

¥ Belirtilen adres proje kapsamındadır. Projenin tatbikatı yapılmış olup, kabul muayenesi devam etmektedir. Çalışmaların bitiminden sonra bekleyen talepler karşılanacaktır. ¥ Osmaniye ili abonesi Servet Dal''ın telefon talebinde bulunduğu santralin kapasitesinin dolu olması nedeniyle talebi bugüne kadar gerçekleştirilememiştir. Aynı sahada şu anda 8 abonemiz numara beklemektedir. Sözkonusu santrale numara ilavesi çalışmaları tamamlandığında bütün talepler karşılanabilecektir.