Kaydet
a- | +A

Önceki hafta ekonominin başındaki bürokratlardan biri çok önemli bir hatırlatmada bulundu. Türk Telekom''a 1985''te 40 milyar Dolarlık değer biçilmişti ve bu para o zamanki borçlarımızı kapatmaya yeterdi.

Bu, unutulmuş bir bilgi değil, ama ekonomik krizlerle mücadele ettiğimiz, sıkıntılı günler geçirdiğimiz bugünlerde üzerinde daha çok düşünülecek ve ders alınacak bir ibret vesikası gibi geliyor bana. 1985''te bu özelleştirme fazla zorlanmadan yapılabilirdi. Ama birileri yine dürüstlük, vatanperverlik adına buna engel oldular. Kendi deyimlerince halkın malını peşkeş çekmemek için büyük kahramanlıklar gösterdiler. Peki hiç düşündünüz mü, o para o zaman Türkiye Cumhuriyeti''nin kasasına girseydi bugünkü manzara ne olurdu, bugünkü Türkiye nasıl olurdu? Şüphesiz bu konu, uzmanların üzerinde uzun çalışmalar yapacakları kadar karmaşık ve önemli, belki de doktora konusu olabilecek kadar önemli. Ama "görünen köy kılavuz istemez" tabiri gereğince kabaca bir tahminde bulunmak mümkün. Herşeyden önce, 1985 yılında borçlarını silmiş bir Türkiye. Sonraki yıllarda yaşanan bütçe açıkları, ödemeler dengesindeki sıkıntılar, yüksek oranda faiz ödenerek yapılan büyük miktarlardaki iç borçlanmalar, yüksek enflasyon olmayacaktı. Ekonomik krizler olmayacaktı. Bunca esnaf, işadamı batmayacaktı. Üretim artacak, işsizlik azalacaktı. Enerji tesisleri dahil birçok yatırım yapılacak, Türkiye süratle kalkınacaktı. İhracatta ve turizmde patlama olacaktı.

Bugünkü enerji krizi olmayacaktı. Bütün vergi gelirlerimizi alıp götüren faiz baskısı olmayacaktı. Ücretliler bugünkü sefalete düşmeyecekti. Türkiye küçülmeyecek, sürekli büyüyecekti. Sosyal yapımız bu kadar aşınmayacak, aileler bu kadar dağılmayacak, intiharlar bu kadar artmayacak, ruh sağlığımız bu denli bozulmayacaktı. Kafkaslar''da, Balkanlar''da, Orta Asya''da, Ortadoğu''da itibarımız düşmeyecekti, sözümüz ve ağırlığımız olacaktı. Bu zaman zarfında olan birçok acı olay olmayacaktı. Dünyada sözü dinlenen bir Türkiye olacaktı. Birçok sıralamada üst sıralarda olacaktık. Güneydoğu probleminin faturası bu kadar ağır olmayacak, iç barış tam olarak sağlanmış istikrarlı bir Türkiye olacaktı. Bunun parasal değeri de enaz 500 milyar Dolar, belki daha da fazla olacaktı. Peki bu kadar önemli sonuçları olan bir konu üzerinde neden fikir cimnastiği yapılmaz, ders alınması için neden işlenmez? Anlı şanlı ekonomi yazarlarımız neden değinmez? Yoksa bu konuyu deşerlerse geçmişteki günahlarıyla yüzleşmekten mi korkuyorlar? Vatanı çok sevdiklerini, milletin parasını peşkeş çekmeyeceklerini iddia edenlerin bir Telekom''la verdikleri zarar bu... Bu kadar büyük serveti bu fakir halkın cebinden aldılar. Büyük bir kesimin bir lokma ekmeğe muhtaç olacak kadar yoksullaşmasına yolaçtılar. İstikbalimizi gölgelediler. Acaba bunlar bunun vicdan azabını duyuyorlar mı? Depresyona girenlerin, çıldıranların bir müsebbiplerinin de kendileri olduklarının farkındalar mı? Bu halka bu kadar zararı dokunanları kimse teşhir etmeyecek mi? Lütfen bizi daha fazla sevmeyin, korumayın. Hepimizi açlıktan öldüreceksiniz...

Geçinecek halim kalmadı Ben 37 yaşında beş çocuklu bir anneyim. Çocuklarım 17, 15, 13, 11 ve 8 yaşlarındadır. Eşim 14 seneden beri sinir tedavisi görüyor. Bir sene iyi, bir sene kötü idare edip yaşıyorduk. Şimdi eşimin hastalığı daha da ilerledi, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi''nde yatıyor. Bir oda, bir mutfaktan oluşan toprak evde oturuyoruz. Buranın kirasını bile veremiyorum. 70 milyon aylıkla geçinmeye çalışıyorum. Çocuklarımdan ikisini okutabildim. Hayırseverlerin yardımıyla büyük çocuğum lise 3''ü bitirdi. Bana yalvarıyor "beni okut, dersaneye gönder" diye her gün ağlıyor. Ben de çocuklarımı okutmak isterim, ama imkanım olmayınca ne yapabilirim ki... Geçen kış küçük oğlum iki ay yağmurun altında terlikle okula gidip geldi. Çocuklarım ancak bayramdan bayrama et yüzünü görürler. Evimizde bir sandalye bile yok. Hepsini yazmaya kalksam sayfalar yetmez. Kusuruma bakmayın mektup yazmayı ancak bu kadar becerebiliyorum... *İsmi Mahfuz Bir Okuyucu - Seyhan - ADANA

Biraz vicdan! Ben emekli bir devlet memuruyum. Biri üniversitede, biri lisede iki çocuk okutmaktayım. Okul zamanı yine geldi çattı. Bizim neler çektiğimizi tahmin edebiliyor musunuz? Elinizi vicdanınıza koyun ve kendinizi bizim yerimize koyun. Çok merak ediyorum, acaba yetkililerimiz geceleri rahat uyuyabiliyorlar mı? *Ramazan Aksoy - ANKARA