Kaydet
a- | +A

Popüler olmak

Bazı insanlar girdikleri ortama hemen uyum sağlarlar. Yabancı bir grupta da olsalar etraflarındaki insanları zannedersiniz ki 10 yıldır tanıyorlar. Eğer siz de biraz içine kapanık, utangaç iseniz işte size gıptayla bakmak

için iyi birer örnektir bu kişiler. Hatta bazen en yakın arkadaşlara şu tip itiraflar olur. "Ayşe''yi çok kıskanıyorum. Çünkü o geldiği zaman herkes onun etrafında toplanıyor", ya da "Ali çok yakışıklı da değil ama nedense tüm kızlar onunla sohbet etmekten büyük zevk alıyor." Eğer siz de toplum içinde sevilmek, saygı görmek, takdir edilmek istiyorsanız; davranış-larınızdan giyimizine, saç modelinize, işinizden derslerinize kadar bütün konularda daha dikkatli olmalısınız. Yan tarafta sıraladığımız tavsiyelerin, size bu konuda yol gösterici olacağına inanıyoruz.

Birkaç tavsiye Olduğunuz gibi davranın, kendiniz olun. Birilerine benzeyeyim derken kendi değerlerinizi kaybedersiniz, bu da sizi itici yapar.

Abartıdan uzak durun. Abartılı saç modelleri, makyajlar, kıyafetler gerçek güzelliğinizi kapatır. Güzel olayım derken komik duruma düşebilirsiniz. Kitap okuyun, tiyatroya-sinemaya gidin. Genel kültürünüzü artırın. Konuşacak değişik konularınız olsun. "Güzel yüze doyulur ancak sohbeti güzel bir insana doyum olmaz. Değişik hobileriniz olsun. Böylece çevrenizin ilgisini çekebilirsiniz. Sporla uğraşın. Spor insanı ruhen rahatlatır, fiziken de korur. Başarılı olun. Çalışkan kişiler çevrelerinde daima dikkati çekerler. Yardımsever ve güleryüzlü olun. Suratını asıp oturanlardan kimse hoşlanmaz. Utangaçlığı bir kenara bırakın. Sonuçta mutlaka sizin de karşınızdakinden farklı, fazla bir yanınız vardır. Kendinize güvenin, güzel yanlarınızı ön plana çıkarın. Allah her insana ayrı bir güzellik vermiştir. Son olarak bu maddeleri ciddiye alın ve kendinize güvenin.

Medeni insanlar kurallara uyar Geçenlerde TV''de haberleri izlerken, bir haber dikkatimi çekti. Amerikalılar Türkiye''ye gelecek vatandaşlarına bir kitapçık veriyorlarmış. Burada, büyük şehirlerimizdeki trafik kuralı ihlallerinden bahisle, örnekler veriliyormuş. Sonunda da "Herkesin kendi kuralları ile hareket ettiği ülkede -iyi tatiller-" deniyormuş. Duyunca utandım. Keşke yer yarılsaydı da yerin dibine girseydim. Vahşi Batı''nın kovboylarının, "Kânuni"nin (kural koyucu) torunlarını tasvir edişleri karşısında üzüntü duymamak elde değil. Fakat; dedikten sonra, işte burada düşünmek gerekiyor. Deniyormuş ki "Dikkat edin, hava iyice kararmadan far yakmazlar." Yalan değil. "Sağ dikiz aynanızı sürekli kontrol edin. Türkler sağdan araba sollarlar" Doğru. "Kırmızı ışıkta dururken, muhakkak aynaya bakın. Arkadan gelen duramayabilir" Maalesef bu da doğru. Sevgili Gençler; En güzel kural koyucu Yaratandır. Onun için de kurallara uymada güzellik vardır. Hayatın bizatihi kendisi bir kurallar manzumesidir. Bir kurala saçma da olsa, yürürlükte olduğu müddetçe uymak zorundayız; medeniyetin ölçüsü budur. Eğer ziyaret saati bitmişse, hasta odası hemen terkedilmeli "iki dakika daha" denmemelidir. Hasta ziyaretine "zeytinyağlı dolma" ile gidilmemelidir. Gereksiz yere kornaya basılmamalı, kırmızı ışıkta durulmalıdır. Sinema salonunda kabuklu yemiş yenmemelidir.

Aksi olursa ne olur? Ne olduğu ortada. Kovboyların kitapçıklarında, trajikomik hallere düşeriz. Yakışır mı bize? Lütfen kurallara uyalım, uymayanları ikaz edelim. Bu bizim vatandaşlık görevimizdir. Hayatı birbirimiz için çekilir yaptığımız, daha güzel günlere...

Okuyucu Köşesi - Tercihlerinizi gözden geçirin Sevgili Abdurrahman Türkmen, ülkemizdeki üniversite sınavları bir yarışma ve sıralama sınavıdır. Belirli bir kontenjan için, en üstten, 100-150 kişiyi seçer. Bu kişilerin içine giremeyenler için sizin deyiminizle "zeka noksanlığı" söz konusu değildir. Bu sınava çok önem verdiğiniz için, kazanamadığınız her yıl sınav stresinizin artması çok normal. Öncelikle rahat olun. Sizin takdir edilecek, belki de sizin de anlamadığınız bir yönünüz var. Tarihe olan merakınızın, okumayı sevmenizin yanında, denemekten vazgeçmemeniz, inatçı olmanız. Hiçbir şey için geç değildir. Etrafınızdaki olumsuzluklara kulağınızı tıkayın. Birkaç yıl daha üniversiteye girmeyi deneyin. Tercihlerinizi gözden geçirin. Bir konuya takılıp kalmayın. Açık Öğretim Fakültesini denediniz mi? Size yıllar önce duyduğum ve beni çok etkileyen bir hikayeyi nakletmek istiyorum. Bir gün, iki küçük kurbağa, içi süt dolu, duvarları sır kaplı bir küpe düşerler. Yukarı çıkmaya gayret ederler, ama her defasında içeri düşerler. Kurbağalardan biri "başaramayacağız" der ve kendini bırakır, boğulur. Diğeri inatla denemeye, yukarda kalmaya gayret eder. Ve bir gün, birileri bu küpe maya çalar. Kurbağa yoğurdun üstünde kalır ve kurtulur. Başarılar diliyorum.