Kaydet
a- | +A

"Başarı, başarılı..." kelimeleri ilk planda size neyi "çağrıştırıyor? Derslerden alınan yüksek notlar, para, şöhret, mevki vb. birçok şey değil mi? Peki dürüstlük, saygı, hoşgörü, sadık, sevgi dolu olmak gibi kelimeler... Başarı, acaba bunlardan hangisine sahip olmak? Cevabınızı "her ikisine de sahip olmak" şeklinde verebilirsiniz. Ancak farkında mısınız? Son zamanlarda her yerde, insanlar hep dıştan gözüken başarılarına göre değerlendiriliyor, ön plana çıkartılıyor? İç başarının hiç mi kıymeti yok? İç başarı da nedir, diyebilirsiniz. Konunun uzmanlarına göre; sağlıklı duygu, düşünce ve davranışlar ortaya koymamız, bunları çevremizle paylaşmamız anlamına gelen iç başarı, aslında insanın değerlerini koruyabilmesi, insan olduğunun farkına varabilmesidir. Nasıl mı? Örneğin, "yalan söylememek, dürüstlüğünden ödün vermemek"tir. Hiç düşündünüz mü? Aslında yalan söylemenin temelinde korku, (küçük düşme, sıkıntıya girme vb...) kendine güvensizlik vardır. Oysa kendi değerinin farkına varan kişi bu tip davranışlardan kaçınır. İç başarıyı ilgilendiren diğer bir konu da, "kendimizi unutmamız" yani "kendi isteklerimizi, duygularımızı bir kenara bırakıp, hayatımızı başka insanların beklentileriyle sürdürmeye çalışmamız." Gerçekten de, Psikolog Doğan Cücenoğlu''nun da dediği gibi; çoğu insan para, mal, şöhret gibi unsurlardan oluşan dış başarıyı kazanmak için iç dünyasının gelişimini ihmal eder. Doğanın renklerini, zevk aldığı uğraşılarını unutur. Hatta çoğu zaman zevk alacağı bir uğraşı bile gelişteremez. Baharı bilmez, yaşlı akrabasının evinin yolunu, sıcak bir dost kahvesini unutur. Sonra ne olur biliyor musunuz? Bir süre sonra hayat; bu insanlar için sıkıntı ifade etmeye başlar. Daha önce hiç de önemsemedikleri ilişkilerinde samimiyet, dürüstlük aramaya başlarlar. Birçok insanın yıllar sonra, gençilk arkadaşlarına özlemi de bunun içindir. Ne var ki iç dünyasını; dış başarıyı elde etmek pahasına harcayanlar içinde iç başarıyı yakalamak çok kolay olmaz. Oysa bilinmesi gereken şudur. İşinde, başarılı bir doktor, öğrenci, esnaf, yazar, bankacı, mühendis kısacası mesleğiniz ne ise onun en iyisi olmayı istemeniz tabi ki çok doğaldır. Ancak iç başarıdan taviz pahasına bunlara ulaşmaya çalışmak, kişiye geçici mutluluklar sağlar, ama ya sonrası... Buna karşın, alçak gönüllülük, sadakat, hoşgörü, cesaret, hakkaniyet, sabır, çalışkanlık, sadelik, aşırıya gitmeme gibi değerlere sahip, iç başarıyı yakalamış insanlar çevrelerinde güven duygusu uyandırır, daima sevilir ve kalıcı başarılara imza atarlar. Siz ne dersiniz? Sevgiyle kalın...

Artık kavga etmek istemiyorum Hani çocukluğumuzda hemen hemen hepimizin muhatap olduğu bir soru vardır; "en çok anneni mi seviyorsun, babanı mı?" Pek sevilmeyen bu sorunun, cevabı da ortaktır "ikisini de"

Şimdi de, hayatımızdaki en önemli iki kişinin kim olduğu sorulsa % 90''ımızın vereceği cevap aynıdır. "Anne ve babalarımız" Onların vereceği cevap da bellidir, "evlatlarımız" Evet konumuz, sıkıntılı anlarımızda bize bizden fazla üzülen, sıkıntılarımıza çare olmaya çalışan ebeveynlerimiz. Bir de madalyonun diğer yüzü var. Hani o bizleri bunaltan yanı. Bazen hayat nasıl da zorlaşır onlarla değil mi? Ne de çok konuşurlar, ne de çok karışırlar herşeye. Her yaptığımız, her isteğimiz, bir tartışma konusudur. Kimbilir kaçımız böyle zamanlarda kaçıp gitmek, yalnız yaşamak istemedik. Peki ama kaçmak, problemlerimize "kuşak çatışması" deyip geçmek çözüm müdür? Ya da "her an dikenlerini çıkarmaya hazır bir kirpi" gibi tetikte mi bekleyeceğiz? Tabii ki hayır!.. Ailenizi biraz olsun değiştirmeyi ve daha özgür yaşamayı istiyorsanız, bu isteğinizi gerçekleştirmek sandığınız kadar zor değil.

Siz yeter ki ne zaman, nasıl davranmanız gerektiğini bilin. Bu konuda size bazı tavsiyelerimiz var.

Kavgadan kaçmanın yolları * Tartışmalardan uzak durun: Kavga etmek, hiçbir şeyin çözümü değildir. Sorunlarınızı olay haline getirmeden çözmeye çalışın. Ailenizi en iyi tanıyan sizsizin. Nelere sinirlenirler, neler değer yargılarına terstir, bunları en iyi siz bilirsiniz. Akıllıca hareket edin.

* Kıyaslamalardan vazgeçin: Her ailenin kendine göre bir hayat tarzı vardır. O yüzden çevrenizle, ailenizi kıyaslamaktan vazgeçin.

* Ebeveynlerin gözünde büyümenin, güç olduğunu kabul edin: Siz üniversiteye de gitseniz, iş hayatının bir ferdi de olsanız, hâlâ onların büyümeyen çocuğu olduğunuzu unutmayın. Bu nedenle, belli bir saatten sonra eve gelmenize tepkili olmalarını doğal karşılayın. Kavga etmek yerine, endişelerini anlayın. Beklenilen saatte evde olmaya özen gösterin. Özel sebeblerden dolayı daha geç gelmeniz gerektiğinde de durumu izah edin.

* Kuşkularını anlayışla karşılayın: Ebeveynlerin kafalarına takılan bir sürü soru vardır. Nerede, kiminle, arkadaşları kimdir vb. Ailenizi bilgilendirin. "Siz bana karışamazsınız, istediğim yere giderim" diye kavga çıkartmak, iki tarafı da yıpratmaktan başka bir işe yaramaz.

* Sorumluluklarınızı önemseyin; Disiplinli olun, aile disiplinini bozmaya çalışmayın. Daha çok; "otorite", "baskı" şeklinde yanlış anlaşılan disiplinli hayat; aslında rastgele olmayan, bilinçli düşünülmüş bir hayattır. Aile, disiplinli bir yaşamın öğrenildiği ilk kurumdur ve orada yatma saatlerinden, ev işlerine kadar herkese düşen sorumluluklar, yapılması gereken işler vardır.

* Ailenize de özel vakitler ayırmanız gerektiğini bilin; İş, güç, arkadaşlar derken bazen anne ve babalarımızı ihmal ederiz. Bu yüzden de zaman zaman çeşitli sitemlerle karşılaşırız. İlişkilerimiz boş yere gergin bir hâl alır. Unutmayın vakit hızla geçiyor ve onlar ihmal edilmeyecek kadar kıymetliler.

* Duygularınızı ailenizle paylaşın. Bazılarınız "olmaz, anlamazlar" diyebilirsiniz. Ancak gelin siz bu düşüncenizden vazgeçin. Şunu bilin ki, herkesin yumuşak bir yanı vardır. Uygun bir dil bulup, içinde bulunduğunuz durumu, hislerinizi, isteklerinizi onlara anlatın, en azından anlatmayı deneyin. Son söz aramızdan ani ayrılışıyla hepimize üzüntüye boğan Barış Manço, bir sohbet sırasında "Hayatta en değerli varlıklarımız anne ve babalarımızdır. Çünkü değer verdiğiniz herşeyin bir yenisine ulaşabilirsiniz, fakat, anne ve babanıza asla. Onların yenisi, yediği ikaybedildiğinde tekrarı yoktur" diyerek ebeveynlerine verdiği önemi ortaya koymuş, bilge yanıyla bizlere çok önemli bir mesajı daha vermiştir.

Okuyucu Köşesi Hayattan beklentilerimiz Okuyucumuz Süreyya Aktaş; "Hayattan beklentilerimizde işte gerçekler" adı altında, maddeler halinde hazırladığı yazısını bizlerle paylaşmak istemiş, kendisine teşekkür ediyoruz. Bizden yayınlaması, sizlerden okuması. Maddelerden bazıları: 1. Sevgi aşıla, 2. İş arkadaşlarınla iyi geçin, 3. Kendin ile dost yaşa, 4. Sevgi aşıla, 5. Bir ağaç da sen dik 6. Kitap oku, 7. Kendin ol, 8. Gül!, 9. Şımarma, 10. İyi insan ol, 11. Herşey ol ama hiç olma.

Her türlü soru ve sorunlarınız için: (Ayrıca hoşunuza giden bir anekdot, hikaye ya da haberi Genç Türkiye okuyucularıyla paylaşmak ister misiniz?) Türkiye Gazetesi Genç Türkiye Köşesi 29 Ekim Caddesi 34530 Yenibosna/İST. Faks: 0 212 454 20 30 e-mail: BetBay@apexmail.com