Kaydet
a- | +A

İş imkanının daraldığı ve rakipleri geçmenin her geçen gün biraz daha zorlaştığı günümüzde, yapacağınız görüşmeler fazlasıyla önem kazandı. Eğitimini tamamlayan veya belli bir yaşa

gelen gence, sorulan soruların başındadır; Ne iş yapacağı, nerede çalışacağı... Genç insan da kendine sorar aynı soruları ve düşer yollara işini bulmak için. Ayaklarınızın titrediğini hissedersiniz, adeta

diliniz-damağınız kurur! Ancak bu halde nasıl görüşme yapacaksınız? Rahatlayın!.. Tüm bu kuşkularınız yersiz. Planlı bir çalışma ve özenle hedeflerinize ulaşabilirsiniz. Yine de bazı şüpheleriniz mi var?

İşte size yardımcı olacak birkaç tavsiye: - Birinci şart, iyi hazırlanmış bir özgeçmiştir. Özgeçmişiniz gereğinden uzun, dili de karmaşık olmasın. Ancak özgeçmişinize ekleyeceğiniz her mantıklı ayrıntı, o iş için gerekli potansiyele sahip olduğunuzu gösterecektir. - Yeni bir işe geçmeye karar verdiğinizde, o alandaki çalışanlarla, tanıdıklarınızla görüşün. Yazılı kaynaklara başvurun. Sektörle ilgili alacağınız her bilgi sizin yararınıza olacaktır. - Başarılı gördüğünüz kimselere karşı özentileriniz nedeniyle iş seçmeniz yanlış olur. Duygularınızı okşayan işlerden çok, yetenekleriniz ilginize, fiziksel ve düşünsel gücünüze, bilgi ve becerilerinize uyan işleri seçin. İnsan ilişkilerinden fazlaca hoşlanmayan bir kişinin "halkla ilişkiler" işine talip olması çok yanlış olur. - Laf olsun diye de bir işe başvurmayın. İstenmeden yapılan iş, kişiyi köreltir. Zamanla iş tatminsizliği başlar ve mutsuz olursunuz. Ancak şunu da unutmayın ki, başarılı kişilerin niteliklerinden biri de fırsatları zamanında değerlendirebilmeleridir. Çalışmak için fırsatların doğmasını beklemeyin. Var olanları bulup dğerlendirin. - Başvuru yapacağınız şirket hakkında da bilgi almaya çalışın. Şirketin ödemeleri, çalışma şartları ve saatleri hakkında da bilgi toplayın. - Başarılı olamadığınız işte zamanınınızı, emeğinizi boşa tüketmeyin. Çevrenizde sizi başarılı kılcak, işlerin olduğuna inanın ve başaracağınız işi bulup çalışın. - Yaptığınız işin size sunduğu maddi olanaklardan memnun değilseniz, sizinle aynı sektörde çalışan arkadaşlarınızın kazançlarını öğrenin. Belkide çalıştığınız sektörün maaşları sandığınız kadar yüksek değildir. - İşiniz kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak hobilerinize vakit ayırmanıza izin veriyorsa, gelirinizin

düşük olmasını çok da dert etmeyin. Unutmayın, kendinize vakit ayıramayacağınız bir ortamda, aldığınız ücret ne kadar yüksek olursa olsun mutlu olamazsınız.

Orda bir "Melek" var... Yıllık tatilimi, Karadeniz''in o cennet sahillerinde ve yaylalarında geçirdim. Böylece yörenin cana yakın insanlarıyla özellikle gençlerle sohbet etme şansım oldu. Karadeniz hayal bile etmekte zorlandığım muazzam yeşiliyle, beni adeta büyüledi. Ancak çok önemli diğer bir nokta da halkıydı. Sert doğa koşulları, insanlar için hayatı ne kadar zorlaştırsa da, Karadenizliler, iç güzelliklerinden, misafirperverliklerinden hiçbir şey kaybetmemişler. Uzungöl bir dünya cenneti. Burada o eşsiz manzarayı seyrederken, gözüme annesinin biçtiği otları sırtında evlerine taşıyan bir küçük kız takıldı. Sonradan ilköğretim

8. sınıf öğrencisi olduğunu öğrendiğim bu güzel kız, ismi gibi bir "melek"ti. Bize çevreyi gezdirdi. Ailesiyle tanıştırdı. Hep sordu, hep konuştu. O konuştukça daha önce hiç bilmediğim bir hayatla tanıştım. Ben onu o yükle görünce üzülmüştüm. Ama onun için bu günlük hayatın bir parçasıydı. Melek liseyi Trabzon''da okumak istiyor. "Akrabalarının yanında mı kalacaksın?" diye sorduğumda "hayır ev tutacağız" dedi. Şaşırdım. Meğerse bu köylerde gençler, liseyi Trabzon''da okumak istiyorlar. Üç, dört arkadaş ev tutuyorlar veya daha önce şehre giden ablalarının, ağabeylerinin yanına yerleşiyorlarmış. Gurur duydum. heyecanlandım. Aynı şeyleri bir lokantada garsonluk yapan genç kızımızda söyledi. Lise 3. sınıfa geçmiş. dershane parası biriktiriyordu. Hukuk Fakültesine gitmek istiyor. Başarılı olacağına eminim. Yazımın başındaki "Melek"e gelince, çocukluğumdan beri dinlerken, söylerken duygulandığım bir şarkının parçası o artık. "Orda bir köy var uzakta" sözlerini her duyduğumda "Melek" gelecek aklıma. O tertemiz yüzleriyle, hayatın yükü altında eğilselerde, ezilmeyen ve hayata ümit dolu gözlerle bakan bütün "melek"ler. Melek öğretmen olmak istiyor. Muhakkak olacak. Bir gün, uzaktaki bir köyün, hiç gitmediğimiz okulunda ışık saçacak bu yurdun tüm "melek"lerine. Sevgiyle kalın... Betül B. Altınbaşak.

Ne kadar çalışkansınız Söyleyin bakalım; Çok çalışıp az dinlenenlerden misiniz, yoksa az çalışıp, çok çalıştım deyip çok dinlenenlerden misiniz? Yoksa, sadece dinlenenlerden misiniz!.. Zaman zaman tembellik etmek herkesin hakkıdır. Ancak siz yakaladığınız en ufak fırsatta işleri serme, "sonra yaparım" deme eğiliminde misiniz?

Kendinizi denemeniz için bir mini test 1-Bir parkta otururken en çok ne yapmayı istersiniz? a- Bir şeyler okumayı

b- Walkmanden müzik dinlemeyi,

c- Etrafı seyretmeyi.

2-Elinize yüklü bir alışveriş listesi verildi... a- Alışveriş için boş bir zaman üretmeye çalışırım. b- Her şeyi aynı anda alacağım büyük bir market düşünürüm. c- Yolum düşerse alırım.

3- Doğum gününüzde hediye olarak büyük bir kutu aldınız. İçinden ne çıksın? a- Akvaryum,

b- Müzik seti,

c- Televizyon.

4- Canınız bulmaca çözmek istedi. a- Önce büyük kare bulmacayı çözerim. b- "Katil kim" türü bulmacaları çözerim c- Küçük uğraştırmayanları çözerim.

5- Gelecekle ilgili planlarınızda nasıl bir hayat düşlüyorsunuz ? a- Yeniliklerle bezenmiş dolu dolu bir hayat. b- Problemleri ve üzüntüleri en aza inmiş bir hayat. c- Beni daima memnun edecek, sakin rahat

bir hayat.

6- Eski ev ödevleriniz, konusunda hangisi doğru? a- Eve gidip hemen yapardım. b- Zor olanları yapmazdım. c- Bekler, sonradan bir büyüğümden yardım alırdım.

Okuyucu Köşesi Disiplinli ve düzenli çalış Sevgili Pınar Aydınoğlu, öncelikle sayfamız hakkında yazdığın övgü dolu sözlerin için teşekkür ederim. Şunun bilinmesini isterim ki bu sayfa ancak sizlerin alakasıyla anlam kazanacaktır. Senin de dediğin gibi uzun gibi görünen gelecek, kısa zamanda geliyor ve boşa harcayanlar için geriye dönüldüğünde pişmanlıklarla dolu bir hayat dilimi olmaktan öteye gitmiyor. Madem, "keşke" demek istemiyorsun, hedefine ulaşmak için düzenli bir yol izle. Zekanı küçümseme. Hedefini ortaya koyuyor ve sistemli çalıştığını söylüyorsun. Zaten, hayatta gerçek başarıyı yakalayanlar disiplinli ve düzenli çalışanlardan çıkarlar. Tek başına zeka hiçbir işe yaramaz. İşlenmediği için harcanmış o kadar çok zeka var ki. Tedirgin olmana, korkmana hiç gerek. Senin hayattaki hedefin tıp fakültesine girebilmek olduğuna göre, planlarını yaparken daima bunu düşün. Planlama, "Geleceği bugüne getirmek" demektir. Böylece, gelecekle ilgili beklenenleri yapabilmek mümkün olabilir. İşte sana küçük bir örnek plan; Uzaktan, yakına doğru bir plan yapalım. Hayat amaçların; - Doktor olmak, - İngilizceyi öğrenmek - Bilgisayar öğrenmek - ... vs... Bir yıllık amaçların;

- Lise fen bölümüne devam etmek - Lise diplomanı almak - Tıp Fakültesini kazanmak, - İngilizcede üst kura geçmek. Aylık amaçların; - Derslerinde geçer not almak - Test çözmek - Alan derslerine ağırlık vermek - Kitap okumak, - Konu tekrarları yapmak. Bundan sonrada haftalık ve günlük planlar yapmak gerekir. Kısa amaçlarına ulaştıkça, duyduğun mutluluk seni motive edecek, başarını artıracaktır. Günlük amaçların seni aylık, aylıklar yıllık, yıllık amaçların da hayat amaçlarına ulaştıracaktır. Sonsuz başarılar.